Sabah, dev bir makinenin iştahlı sesiyle uyandım.
Ayçiçekleri de gitti ya mevsim şimdi sonbahardır
Karaman Belediyesi'nde Hesaplaşma Bitecek Gibi Değil
Karaman’da aslında herkesin duyduğu ve bir ucundan dahil olduğu bir konuyu gündeme taşıdım. Aman Allahım, neler oldu, neler? Meğer Karaman’da bu sorun önüne set çekilmiş bir barajmış. Ben kapağı ucundan kaldırır kaldırmaz, kenti adeta sel bastı. Üstelik kapağı tamamen kaldırmaya benim gücüm asla yetmez. Barajda daha neler var, kim bilir?
Eski Başkan Çalışkan'dan, Kalaycı'ya Hodri Meydan
Karaman Belediyesi’nde , AK Parti döneminde bazı iş ve işlemlerde yolsuzluk ve usulsüzlükler yapıldığına ilişkin kamuoyundaki söylentilere dikkat çektiğim “Hababam Sınıfından Karaman Belediyesi’ne” ve “Belediyede Eski Defterler Nasıl Kapanır?” başlıklı yazılarıma ilk tepki Ertuğrul Çalışkan’dan geldi.
Belediyede Eski Defterler Nasıl Kapanır?
Müfettişi ilk kez ilkokulda gördüm. Cumhuriyet İlkokulu’nda öğretmenimiz rahmetli Ahmet Duru, müfettiş gelmeden önce hepimizi uyardı. O gün okula temiz yakalarla, kesilmiş saç ve tırnaklarla, kaplanmış defter ve kitaplarla gelmemizi istedi. Okulun ve sınıfın temizliğini hizmetliler yaptı. Camlarımız bile silindi.
Hababam Sınıfından Karaman Belediyesi’ne
Uzun bir aradan sonra okullar nihayet açıldı. İnşallah iyi bir eğitim ve öğretim dönemi geçiririz. 18 milyonu aşkın öğrencinin okullara adım attığı ilk günün yazısı eğitim üzerine değil. Ama eğitimi, okulu, öğrenciyi, öğretmeni en iyi anlatan ve hafızalarda derin izler bırakan Hababam Sınıfı’na bir gönderme var. Yeni eğitim ve öğretim yılı ülke için hayırlı olsun.
Hamalın İpi, Bakanın Çikolatası
Doğu’nun Masalı Batı’nın Gerçeği Üzerine İbretlik Öykü
Kent Bedevileri
Bugünlerde kiminle konuşsam ilk soru “Afganistan için ne diyorsun?” oluyor. Yanıtım değişmiyor: “Büyük olayların tümünde ilk günler yalan bombaları patlar. Bunlar çok şiddetlidir. Gözü kör, kulağı sağır, sağlıklı değerlendirmeyi iptal eder. Bugünlerde yapacağımız en sağlıklı iş, yalan bombardımanından kendimizi korumak olsun.”
Öküz Olmak İsteyen Kurbağa
Dünyada yaşıyoruz, cennette değil. Irklar, ülkeler ve insanlar çeşit çeşit. İyiler de var, kötüler de. İyilik de var kötülük de. Her şeyi yaratan, her şeyin sahibi böyle istemiş. İnsanı farklı kılmış, ona ayrıca akıl ve irade bağışlamış. Aklın kullanılmasını zorunlu tutmuş.
Karaman’dan Film Gibi Bir Dostluk ve Paylaşım Öyküsü
“Paylaşmak Güzeldir.” Bu ifade, beş yaşındaki oğlum Hasan Sadi’nin dilinden düşürmediği sözdür. Abur cubura her çocuk bayılır. Bizimkiler de öyle. Şimdi her market, her AVM, her park abur cubur dolu. Birinden kaçsak diğerine yakalanıyoruz. Abur cubursuz gün geçmiyor. Çocukların bayıldığı abur cuburları bir türlü sevemedim. Benim çocukluğumun atıştırmalıklarına benzer yanları yok. Hasan Sadi, ne aldırdıysa mutlaka bana tattıracak. Bunu huy edindi. Elindeki yiyeceği uzatır, kibarca reddederim. “Ben abur cubur sevmem ki” derim. Israr eder ve son kozunu kullanır:
Diyarbakır Baklavası ve Karamanlı Arif Çavuş
1970’li yıllarda Ankara’daki üniversite öğrenciliğim döneminde bir arkadaşımın maruz kaldığı çirkinliği anlatmıştım. Hatırlayın, bitiremediği kabak tatlısından arta kalanı hemşehrisi ve ev arkadaşına yedirmek yerine çöpe gitsin isteyen bir üniversite öğrencisinin hamlığını ve hödüklüğünü yazmıştım. Uç örnek. Böylesi az bulunur diyebilirsiniz. Olay, hem Karamanlı iki arkadaş arasında geçtiği hem de çok aykırı bir durum olduğu için aklımda detaylarıyla ve dün olmuş gibi kalmış.