Uzun bir aradan sonra okullar nihayet açıldı. İnşallah iyi bir eğitim ve öğretim dönemi geçiririz. 18 milyonu aşkın öğrencinin okullara adım attığı ilk günün yazısı eğitim üzerine değil. Ama eğitimi, okulu, öğrenciyi, öğretmeni en iyi anlatan ve hafızalarda derin izler bırakan Hababam Sınıfı’na bir gönderme var. Yeni eğitim ve öğretim yılı ülke için hayırlı olsun.
Rıfat Ilgaz’ın ünlü eseri Hababam Sınıfı’nı kim bilmez? Muhteşem kadrolu filmini birçok kez izlemişsinizdir. Her velinin lise döneminde çocuklarına Hababam Sınıfı’nı okutmalarını öneririm.
Hababamlı filmler serisinden “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” filminde rahmetli Ergin Orbey’in oynadığı müfettiş Hüseyin Şevki Topuz karakteri vardır. Filmin en çok hatırlanan bölümüdür. Benim de en çok güldüğüm, gülerken gözlerimden yaş gelen sahnedir. O sahnedeki diyaloğun bir bölümü şöyle:
Müfettiş: Sen?
İnek Şaban: Ben?
Müfettiş: Adın ne?
İnek Şaban: Hz. Ebubekir!
Müfettiş: Adın ne dedim?
İnek Şaban: Hz. Ebubekir dediiim.
Müfettiş: Adın ne, adın?
İnek Şaban: Haaa, adııım! Hz. Şaban.
Müfettiş: Kaç yaşındasın?
İnek Şaban: 1453
Müfettiş: Sen kaç yaşındasın?
Güdük Necmi: 1453
Müfettiş: Roma’yı kim yaktı?
Güdük Necmi: Anam
Müfettiş: Evlaadım, senin anan kim?
Güdük Necmi: Kanuni Sultan Süleyman.
Müfettiş: İlk halife kimdir?
Güdük Necmi: İmparator Neron. ohh be…
Müfettiş: Çocuğum karıştırıyorsun. Roma’yı yakan Hz. Şaban’dır. İlk halife İmparator Neron, yani padişah Neron Roma’da Hz. Şaban’la beraber ananı günde 1453 kere kanunen…. affedersiniz Mahmut bey ben biraz karıştırdım galiba…
Sonrası malum. Müfettiş tırlatır.
Gazeteci Mehmet Yılmaz, bir köşe yazısında şöyle yazdı:
“Süleyman Soylu, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinde yapılan milyarlarca liralık yolsuzluk dosyalarını belediyelerden aldı ve odasında bir dolaba kilitledi.
Bu yolsuzluklar ile ilgili soruşturma, Soylu izin vermediği için orada takıldı, yapılamıyor.
Soylu’nun korktuğu ya da çekindiği şey nedir? O yolsuzluklardan kendisi de bir pay aldı mı? Buna inanmak istemem ama yerli ve milli bir bakan bunu yapıyorsa, haliyle kıllanıyorum! Kim bilir, belki kendisi bunlardan bir pay almayı gururuna yediremedi ama öyle bir yerden emir geldi ki sesini çıkaramıyor.
Bir Bakan, müfettişlerin tespit ettiği yolsuzlukları, mahkemeye intikal ettirmek konusunda neden böyle davranır? Bunun varoluşsal saikleri nedir?”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bir TV programında, Melih Gökçek dönemine ait işlemlerden yolsuzluk tespit ettikleri iddiasıyla 100 dosyayı Cumhuriyet Savcılığına verdiklerini, bunlarla ilgili işlem yapılmadığını açıkladı.
Vahim iddialar. Belki bir açıklama yapılacaktır, belki duymazdan gelinecektir. Bu konunun Karaman’ı ilgilendiren yanı, “dosya” ve “müfettiş” kısmıdır.
Ağustos ortasında Karaman’da birkaç gün kaldım. Duyduğum sözlerin en başında Karaman Belediyesi’nin geçmiş dönem hesaplarına ilişkin iddialar vardı.
Savaş Kalaycı, Belediye Başkanlığı görevinin yarısını geride bıraktı. 2,5 yıl geçmiş olmasına karşın Ertuğrul Çalışkan dönemine ait hesapların hiçbiri incelenmemiş. Karaman Belediyesi’nde o yıllara ilişkin bir denetim, soruşturma, inceleme yapılmamış. İlginç değil mi?
Karaman Belediyesi’ne müfettiş gelse,
Ak Parti dönemi hesapları incelense,
Şaibeler, dedikodular biter mi, eski defterler kapanır mı?
Giden yönetici hep şaibeli olarak mı hatırlanacak?
Taze kabak için soruşturma açılan ve seferberlik ilan edilen bir dönemde eski defterlerin açık kalmasına kim, neden göz yumar, anlamakta zorlanıyorum.
Sonra orman yangınlarıyla sarsıldığımız, ciğerlerimizin yandığı günlerde RTÜK’ün uyarısını hatırlıyorum:
“Yanan değil sönen yerleri gösterin.”
Sonra ben benzerlerini üretiyorum. Trafik kazalarını değil, yolda akan trafiği gösterin. Kavgayı, cinayeti değil, iyi komşuları gösterin. Kuraklığı, susuzluğu değil, seraları, bol verimli tarlaları gösterin. Koronalıları değil, sağlıklıklıları gösterin.
Bunların ardı arkası gelmez. Haber denilen şey, hayatın doğal akışına aykırı olandır. Bir dönem bazı kişilerin dilinden düşürmediği bir söz vardı: “Bizim hocalar hep cehennemle korkutuyor. Hep cenneti anlatsalar daha iyi olur.” İnanan insan için hem cennet var, hem cehennem. “Cehennemi anlatma, hep cennetten bahset” demek tebliğin doğrusu değil, kişinin arzusudur.
Habercilik de tek yönlü değildir; iyisi de vardır, kötüsü de. Sıra dışı her olay haberdir. Dünyanın, insanın ve eşyanın tabiatına aykırı her durum haberdir. Hayatın günlük akışının dışındaki her gelişme medya tarafından haber olarak değerlendirilir. Bunun önüne geçmeye çalışmak da sıra dışı olduğu için eleştirilir ve haber konusu edilir.
“Karaman’da bunca sorun arasında belediyenin eski hesaplarını deşmek nerden çıktı?” diyenler olabilir. Kapanmamış her yara açıktır. Karaman’da böyle bir konu var ve bu konuda yazmaya devam edeceğim.
AHMET TEK