Öküz Olmak İsteyen Kurbağa

Dünyada yaşıyoruz, cennette değil. Irklar, ülkeler ve insanlar çeşit çeşit. İyiler de var, kötüler de. İyilik de var kötülük de. Her şeyi yaratan, her şeyin sahibi böyle istemiş. İnsanı farklı kılmış, ona ayrıca akıl ve irade bağışlamış. Aklın kullanılmasını zorunlu tutmuş.

İnsan, kendinde olanı, Allah’ın ona lütfettiklerini kullanmakla yükümlüdür. İnsan kendini tanıyacak, kendisinin dışındakileri fark edecek, empati kuracak, ilişkileri olacak, meslek edinecek ve üretecek. Çizgiyi aşmayacak, sapmayacak, kul hakkına tecavüz etmeyecek. En önemlisi, haddini bilecek.

Bir bilgeye sormuşlar, “Bunca yıldır okuyup yazarsın. Ne bilirsin?” diye. “Haddimi bilirim.” demiş.

Kurbağa bir öküz görmüş çayırda, o kadar hoşlanmış ki, bayılmış boyuna posuna. Kendisine baksanız, boyu yumurta kadar ama kurbağa bu anlamaz ki, ille de öküze benzeyecek. Öküze bakmış kabarmış, kabardıkça şişmiş, gerilmiş. Bir görseniz gerginlikten nefes alamayacak hale gelmiş. Sormuş etrafındakilere öküz kadar oldum mu? Bakmışlar ona şöyle bir sağdan, bir de soldan. Yoo demişler. Sadece şişmiş bir kurbağa oldun. Kurbağa daha bir hırslanmış, iyice şişirmiş kendisini ve beğenmiş böbürlenerek kabarmasını. Demişler ki vazgeç bu sevdadan. Kurbağa iyice hiddetlenmiş. Kendinde olmayana öyle hayran hayran bakarak, benzemeye çalışmış öküze. Şişmiş, bir daha, biraz daha. Biraz daha şişmiş… Sonunda o kadar şişmiş ki çat diye çatlamış ortasından ikiye.

La Fontaine Dede, sen çok yaşa diyemiyorum, toprağın bol olsun. Sen kurbağa demişsin, kibarlık etmişsin. Bize de ince ince birilerine dokundurmanın taktiğini vermişsin.

Çok sevdiğim bir dostum, hayvanlar üzerinden insan benzetmesi yapmanın doğru olmadığını söylemişti. İnsan yücedir, özel bir varlıktır demişti. Hak vermiştim. Yaratılmışların şereflisini bir başka yaratılmışla tanımlamaya kalkışmak hoş olmayabilir diye düşünmüştüm. İnsan hem eşrefi mahlûkattır, hem aşağılıkların aşağılığıdır. İnsan diğer yaratılmışlardan farklıdır ve bu fark en çok insanın haddini aşmasıyla ortaya çıkar. İnsan eylemlerinin sorumlusu olarak ötelere giden veya diplere gömülen tek canlı türüdür.

İnsanı şişmeye, şişip şişip patlamaya götüren sebepler öyle çok ki; makam, mevki, güç, prestij, para ve statü gibi arayışlar ilk sıradadır.

Kişinin benliğinden uzaklaşması, kibri, kendini beğenmişliği, bencilliği, bir başkasının hakkına tecavüz etmesi ve haddi aşması da öküz olmaya özendiren tezahürleridir.

Güvenlik elemanıdır, gizli servisin başı olmakla övünür. Müstahdem olamamıştır, eğitim sistemini çözecek formüller önerir. Üniversitenin kapısından geçmemiş, YÖK başkanlığına soyunur. Asistanlığı yoktur, rektör olduğuna inanır. Herkesin dümen suyunda gider, amirallik taslar. Hatasız tek cümle yazamaz, yazarım, gazeteciyim der. Okuduğunu anlamaz, feraset yoksunudur. Melekeleri gelişmemiştir, zekası ortalamanın altındadır. İki şarkı ezberlemiştir, kendini assolist görür. Zenginlik onun hakkı, bakanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı da öyle. Bazen vali bazen il müdürlüğü için şişer, mimar olur şehri imar eder, şehri tanıtma sevdasına düşer. Kendini tanımaz ne fayda. Önemli olan sevda…

Şişmeye başlayan kurbağa kendini bilmez. Onun düşüncesi, fikri, inancı, edebi ve haysiyeti yoktur. Kendisi için elzem olan bir çok şeyden mahrumdur. Başkalarını huzursuz, rahatsız edecek her çıkıntılığı hüner bilir.

Kurbağa bu, şişinmek için bulur bir sebep. Kendisi bir bataklık kurbağası, tek becerisi vıraklamak. Bizim özentili kurbağa, menfaatinin olduğu yere vıraklayan türünden. Özendiği herkese yağ çekmeyi biliyor, iltifat, iltifat, iltifat. Çıkarı olana, menfaat sağlayacağı kişiye. Dağarcığı zayıf, ne gam. Herkese aynı cümleler:

“Hürmetler, saygılar, sevgiler, selamlar…Sen büyüksün, iyi ki varsın, sen olmasaydın ben burada durmazdım, enerjimi senden alıyorum, sabahları senin o güzel sesini duymadan, güne başlayamıyorum, moral ve neşe kaynağımsın. Pozitif insanlara hayranım. Senin fikirlerin harika. Aslansın, büyüksün, kralsın, müthişsin. Abim, başkanım, bakanım, hocam, reisim, büyüğüm, kıymetlim…”

Hem çirkin hem kurbağa. Kurbağalığını unutur akıl hocası olur. Bilmediği yoktur, her şeye maydanozdur. Karışmadığı iş, burnunu sokmadığı yer kalmamıştır. İstediğini şampiyon yapar, iş adamlarına taktik verir, ödüller kazandırır, öğrencilerin koçudur (!) O bilir, o yapar, o başarır, o önerir, o konuşur, o söyler, o çağırır, o bağırır.

MFÖ’nün “Sen neymişsin abi”ye benzedi ama öyledir.

“Peki peki anladık
Her şeyden sen anlarsın
Peki peki anladık
Her şeyi sen bilirsin
En güzel grubu sen kurdun
En güzel ritmi sen buldun
En iyi dalgıç sensin
En güzel filmi sen çektin ah
Peki peki anladık
Peki peki anladık
En güzel sen bakarsın
Peki peki anladık
En güzel sen ağlarsın
İlk önce sen başlattın
En önce sen yavaşlattın
En uzağa sen gittin
En çabuk da sen döndün ah
Peki peki anladık
Sen neymişsin be abi (ah)
Peki peki anladık
En güzel sen gülersin
Peki peki anladık
En güzel sen söversin
En güzel yemeği sen yaptın
En güzel kızı sen kaptın
En güzel tumbayı sen çaldın
En güzel şarkıyı sen yazdın
Peki peki anladık
Sen neymişsin be abi (ah, ah, ah)
Peki peki anladık
Her şeyden sen anlarsın
Peki peki anladık
Her şeyi sen bilirsin
En güzel grubu sen kurdun
En güzel ritmi sen buldun
En iyi dalgıç sensin
En güzel filmi sen çektin ah.”

Kendini kurbağa sanan öküzü hiç duymadık. Bir kurbağa şişmeye başlarsa engel olamazsınız. Şişip değişeceğini, dönüşeceğini ve öküz olacağına inanmıştır. Onlara MFÖ’nün şarkısı uygundur.

İnsanın şişmesi, dışarıya karşıdır. Başkalarının görmesi içindir. Şişmek patlama, çatlama, yarılma riskini getirir. Masallarda bile şişip şişip öküze dönüşmüş kurbağa yoktur. Şişmek, şişinmek dönüştürmez, çirkinleştirir. Kendini öküz sanan kurbağalar vardır. Sayıları az değildir. Bir bakın çevrenize, var mı böyleleri? Onlardan uzak durmanızı öneririm. Her an patlayabilirler ve sizi de kirletirler.

Kıssadan hisse; kurbağa olmak isteyen öküz yoktur. Kurbağanın öküz olacağına inananlar vardır. Kurbağanın patlamasını bekleyenler vardır. Kurbağaya acıyanlar vardır. Hepsinden önemlisi “Öküz olacağına inanan kurbağalar vardır.” Kurbağalar doğadaki yaşam zincirinin halkalarındandır.

Ahmet Tek