Karaman’da yaşasam, dünyanın en sakin, huzur dolu bir köşesine çekilip kendimle ve kitaplarımla baş başa kalmak istesem, ilk aklıma gelen yer, Göksu’yu kuş bakışı görebileceğim, bir ulu ardıç gölgesi olurdu.
Göksu'ya Bir Tepeden Bakmak
Pat: Tütsülü Nohut Kebabı
Adını bile çoktan unuttuğum, çocukluğumun damak tatları arasında yer almış lezzetlerden birinin, sebepsizce aklıma düşüverdiği olmuştur. Bu hâli bana özgü sanmayın. Herkes için böyledir. Hafıza denilen derin dondurucu, bizim göremediğimiz hizmetçisi ile gençlik sevdamızdan bir anıyı gönlümüze servis eder. Bir bakmışsınız, unuttuğumuz bir lezzeti bir parmak bal gibi damağımıza sürüverdiği olur. Geçenlerde unuttuğum bir lezzeti hatırladım. Mutlaka bir tetikleyicisi olmuştur: […]
Meyve Şekerlemesi
Sosyal medyanın sel sularına kapıldığını, çamuruna bulaştığını, çukuruna düştüğünü bilmeyenler hızla çoğalıyor.
Güle Güle Güzel Müdürüm
Ayçiçeklerinin kehribar karışımlı reçine kokuları ile çeşit çeşit meyve aromalarını yaz sıcağıyla göğsünde emziren Tekirdağ’da, Marmara Denizi’nden yayılan nem ve esinti eşliğinde, kitap yığınları arasında sörf yapıyorum. Kitapların sayfalarını karalıyorum, notlar alıyorum, dikkatimi çeken ifadelerin altlarını kırmızı kalemle çiziyorum.
Haluk Levent ve Bedevinin Devesi
Bir bedevi çölde giderken, susuzluktan ölmek üzere olan bir adam görür. Yardım etmek için devesinden iner. Adama su uzatır.
Gaysi: Moral Aşısı
alt=”Gaysi: Moral Aşısı”>
Karasakal Hoca Servetini Bağışlamış
Bir soran olsaydı, “Karaman’ın Yaşayan İnsan Hazinesi kimdir?” diye; hiç düşünmeden ‘Karasakal Hoca’nın adını verirdim. O aynı zamanda bir “Ayaklı Kütüphane.” Dahası bir “Kanaat Önderi.”