Haluk Levent ve Bedevinin Devesi

Bir bedevi çölde giderken, susuzluktan ölmek üzere olan bir adam görür. Yardım etmek için devesinden iner. Adama su uzatır.

Suyu içip kendine gelen adam bir düzenbaz, sahtekâr, nankör ve soyguncudur. Bedeviyi iter, yere devirir ve onun devesine binerek kaçmaya başlar.

Oyuna gelen bedevi, soyguncunun arkasından bağırır: “Dur! Deveyi al git ama senden bir ricam var.”

Hırsız durur ve sorar: “Rican nedir?”

Bedevi şöyle der: “Bu olayı sakın kimseye anlatma. Eğer anlatırsan, insanlar bu olayı duyar. Bir daha çölde gerçekten yardıma muhtaç biri olsa bile, kimse ona yardım etmez.“

Bu öykü, kötülüğün en büyük zararlarından birinin “iyiliğe, yardım etmeye olan inancı öldürmek” olduğunu anlatır.

İnsanların birbirine güvenmesi ve zor durumdaki kişilere yardım etme arzusunu korumak, maddi bir kayıptan çok daha değerlidir.

Ahbap ve Haluk Levent olayı patladığı gün bu öyküyü hatırladım. “Eyvah! İyi insanların güvendiği dağlara yine kar yağdı. Aldatandan çok aldananlar topa tutulacak. Bu toplumun en güçlü yanı, yardımlaşma ve dayanışma ruhu. Bu güzel özelliğimizi kurutmak için dört bir yandan saldırıya uğruyoruz” diye endişelendim.

Olayın hukuki ve idari tarafıyla ilgili değilim. Yargı gereğini yapacaktır. Bekleyip göreceğiz. Benim korkum, bu tür çirkin olaylar yüzünden yardım kuruluşlarına ve insani yardım örgütlerine güvenimizin erozyona uğraması.

Yardım ağacımıza ne çok balta vuran var. Yardım ağacı yara bere içinde. Ha kurudu ha kuruyacak. Hangi ağaç bu darbelerden sağ çıkabilir?

Mesleğim gereği birçok kez deprem bölgesinde bulundum. Gölcük, Düzce ve Afyon depremlerini dün gibi hatırlarım. Ne zorluklar yaşandı. Türkiye tek vücut oldu. Binlerce kişi, kurum ve kuruluş deprem bölgesine yardım etmek için seferber oldu. İlk günler çadır sıkıntısı yaşandı, çadırların çürüdüğü ortaya çıktı.

O günlerde de topluma negatif duygular pompalayan kişi ve gruplar oldu.

6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki deprem meydana geldi. Depremden, Türkiye’nin yüzde 13’üne tekabül eden 11 il etkilendi.

Depremin ilk gününden itibaren kurtarma ve ilk yardımlarda bir zafiyet olduğu algısı oluşturuldu. Ardından devletin depremin yaralarını saramayacağı yolunda yayınlar, demeçler ve açıklamalar dalga dalga yayıldı.

Ahbap adlı kuruluş ve onun etrafında kümelenen, iktidar karşıtı kişi ve oluşumlar Haluk Levent’i kahramanlaştırma yarışına girdiler. Yardımseverler Ahbap adlı kuruluşa para yağdırdı. Haluk Levent, adeta ekranların ve etkinliklerin süpermeni olarak görüldü.

Haluk Levent’in o günlerdeki hali bana bir başka fıkrayı hatırlattı.

Yüzme bilmeyen biri derin bir havuzda “İmdat!” çığlıkları arasında debelenirken takım elbiseli birinin suya atladığı görülür.

Havuzun etrafında toplanan kalabalık bu cesareti gösterdiği için adamı alkış yağmuruna tutar.

Adam, boğulmakta olan kişiyi güç bela havuzun dışına çıkarır. Sonra üzerinden akan suları silkelerken hiddetle bağırır:

-Beni havuza kim itti?

Çoğu kez kurtarıcı gördüklerimiz, sandığımız gibi değillerdir. Havuza itilmiş olanlar da vardır. Haluk Levent’in havuza itildiğini düşünüyorum. Ama o, bağırmak yerine, kahraman rolünü sürdürmüş.

Dünyada hangi ülke, deprem enkazlarını temizleyip, iki yılda 500 bin konut yapmayı başarmıştır?

-Devletimize sonuna kadar güveneceğiz.
-Her fırsatta iktidara vurmak için devleti küçümseme huyundan vazgeçeceğiz.
-Akıntıya kürek çekmeyeceğiz.;
-Eleştiri yerine yanıltıcı ve yalan haber yumurtlayanlara kulak vermeyeceğiz.

Depremin ardından deprem bölgelerini gördüm. Çadırkentlerdeki depremzedelerin yaşamlarına tanıklık ettim. Aynı yerlerin bir bölümünü konutlar bitmiş halde de gördüm. Gurur duydum.

Türkiye büyük bir ülke. Onu küçük gösterme çabaları, bu çabanın içinde yer alanları küçültür.

Almanın da vermenin de bir adabı vardır. Verirken güzel vermek, alırken nezaket göstermek inceliktir.

Neyzen Tevfik, soğuk bir kış günü parasız ve açtır. Bir cami şadırvanında bekler. Neyzen’i tanıyan bir genç, ona yardım etmek ister. Neyzen, sağı solu olmayan, farklı bir insandır. Delikanlı, bu yardımı onun gururunu incitmeden yapmak için parayı doğrudan vermek yerine, yere düşürür.

Sonra eğilip parayı alır ve Neyzen’in omzuna dokunarak, “Efendim paranızı düşürmüşsünüz” der.

Neyzen Tevfik zeki ve güngörmüş biridir. Gencin bu inceliğine teşekkür eder ve tarihe geçen şu sözü söyler: “Ah be evladım, o düşen sizin pırlanta kalbinizdir…”

Mal mülk, para pul herkes için değerlidir. Cömertlik, maldan mülkten, paradan puldan ihtiyaç sahiplerine verebilmektir.

-Cömert insanları üzmeyin. Onların üzülmesi, vicdanımızın ve güven duygularımızın ölümünü hızlandırır.

-Yardım yollarına mayın döşemeyin, döşeyenlerin oyununa gelmeyin.

-Dolandırılanları dolandırıcıyla aynı kefeye koymayın.

-İşbirlikçileri unutmayın.

Birinin foyasının ortaya çıkması ve kalplerimizin o kişilerden soğuması da Allah’ın rahmetidir.

Günün Sözü: İnsan söylediği söze yakışmalı.