İLBER ORTAYLI'YA NELER YEDİRDİK, HANGİ HEDİYELERİ VERDİK?

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Karaman’a geldi ve geride hoş sada bırakarak rüzgar gibi esip geçti. Karaman’da olsaydım, salona sığmayan dinleyiciler arasında olmak isterdim. Karaman’da bu yıl yapılan etkinliklerden ikisi için hayıflandım. Çünkü iki etkinlikte de yer almak isterdim. Biri İlber Hoca’nın, KMÜ 15 Temmuz Konferans Salonunda gerçekleştirilen programı, diğeri sanatçı Mebruke Tuncel’in Yunus Emre konulu eserlerinin yer aldığı minyatür sergisinin açılışıdır. Trakya’daydım ve gelme ihtimalim yoktu. Nasip değilmiş.

Helallik İsteyen Tilki

Helalleşme hiç bu kadar popüler olmamıştı. Dini bir kavram olan helalleşme halk arasında bir çeşit özür dileme yöntemidir. Tanıdığı ve yakın ilişki içinde bulunduğu kişinin hakkını ve hukukunu ihlal ettiğini düşünen bireyler arasında geçmişe sünger çekme, barışma ve kul hakkından kurtulma girişimidir. Helalleşme bu ülkede, beş vakit namaz gibi dinen yerine getirilmesi gereken görevlerden biri olarak görülür. Bazı kişiler, birbiriyle gün içinde üç beş kez helalleşebilir.

Ekmek ve Kitap

Kitaplar pınar gibidir, sayfalarından gürül gürül sular akar. Kurak mevsimlerde bile bu pınarların suyu kurumaz, can vermeye devam eder. Sayfalardan cümleler halinde damla damla akan su, içimizi, zihnimizi, halimizi, tavrımızı ve davranışlarımızı çiçeklendirir. Kitap, güneşin ikiz kardeşidir ve insanın zihin ışığıdır, göz aydınlığıdır.

Tüy Sıklet* Yalamacı

“Yalamak”, insanı doyurmaz. Dil, günümüzde bir kazanç kapısıdır. Sahibine servet kazandıran diller olduğunu biliyoruz. Dille icra edilen onlarca sanat ve meslek vardır. Yalamak, dilin bir işlevidir ama yalayıcılık bir meslek değildir. Karaktersizin kendine menfaat sağlama çabasıyla bile isteye, gönüllü, keyif ve zevk alarak sürdürdüğü bir yaranma, adam yerine konulma girişimlerinin en ilkel yoludur. Yalamak, ilkelliktir. Yalamacı, karakter olarak gelişmemiş kişilerden en aşağı tabakadakidir.

Ihlamur Çiçekleri

Sonbaharla vedaya hazırlanırken, sahil kenarında buğulu bir yaz kokusunu içime çekiyorum. Önümde bir fincan, içinde açık kırmızının en güzel kıvamını yakalamış Haziran kokulu ıhlamur. Ihlamur kokusu şöyle kısa bir çevre turu atıyor, sonra kafasına buyruk takılıyor. Kokuları esaret altında tutma imkanımız yok. Nereye isterse, belli ki onun da bir kaderi var, onu izliyor.

Başkentler başkentinden emir geldi; yeryüzü sürgünü bitti

Sezai Karakoç, 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ ne layık görüldü. Sezai Karakoç’un ödülü kabul etmeyeceği söylentileri çıktı. Ak Partili bakan ve yöneticilerinin büyük bölümünün “üstat”, “ağabey” dediği bir ismin, bu ödülü almayacağının duyulması, o günün koşullarında bazı kesimler için Ak Parti’yi taşlamaya vesile olacaktı. Bakanlıktan ve Karakoç’tan açıklama yoktu.