Karaman’dan dışarıya adım atmamış, mesleğimin mirası gözlem ve dikkatten yoksun biri olsam her şeye “oh ne âlâ!” derdim.“Karaman sadece Türkiye’nin değil dünyanın göz bebeğidir” diye fiyakalı fiyakalı cümle kurar, buna da inanırdım.Gördüğüm tek park Türk Dünyası Kültür Parkı, bildiğim tek kampüs Karamanoğlu Mehmetbey, yürüdüğüm tek cadde İstasyon olsaydı gönlümü hep ferah tutardım.İnsanoğlunun doğasında vardır; Doğduğu yeri sever, çocukluğunun yemeklerini özler, mazisini hafızasında renklendirir. İlk yuvamızın kokusunu unutmayız. Havasına, suyuna, eşimize, dostumuza hasretimiz bitmez. Böyle hissetmemiz genetik ve kültürel kodlarımızda vardır. Vatan sevgisinin bir cüzü gibidir, doğduğumuz topraklara sevgi hissi duymak. Kimse “Ben daha çok seviyorum” diyerek bir başkasıyla yarışa kalkamaz. Herkesin sevme biçimi, sevgiyi ifadesi farklıdır. Sevgiölçer yoktur. Şehir sevgisini ölçmek için kriter de yoktur. Vatan sevgisinde yarışa kalkanlara da, vatanı herkesten çok sevdiğini haykıranlara da uzaktan baktım, gülüp geçtim.
Karaman’dan Ses Çıksa İşler Yarım Kalmazdı
Bisiklet Yolundan Aktekke Meydanı’na
Erkeklerin askerlik muhabbeti bitmez. Askerlik günlerinden laf açılmaya görsün, herkes dağarcığındakini ortaya boca eder. Erkeklerin askerlik günleri kadar unutamadıkları bir başka konu ise bisiklettir. Kiminle konuşsanız size bisikletli bir anısını anlatır.Karaman’da 1980’lere kadar bisiklet kullanımı yaygındı. İşçi, esnaf, öğrenci, öğretmen, imam ve aklınıza hangi meslek grubu gelirse o meslek mensupları evden işe, işten eve bisikletle gider gelirdi.Bisikletçi Ali Efendi adı Karaman’ın tescilli markası gibidir. Ali Efendi hem imam hem bisikletçiydi. Karaman’da imamların büyük bölümünün bisikleti vardı. İmam Karaoğlu’nu bisikletsiz gören yoktur. Çok zayıftı. Karaman’ın güler yüzlü insanlarındandı. Hem bisiklet sürer hem herkese selam verirdi. Lakabını hatırlayamadım. Allah rahmet eylesin.MUZAFFER CAN HEP FİTTİMuzaffer Can Hoca Dikbasan’ın imamıydı ve her aktivitenin adamıydı. Onun bisikleti çok havalıydı. Hocanın en fit olduğu yıllardı. Bisiklete en çok yakışan kişi kim diye anket yapılsa Muzaffer Can açık ara birinci olurdu. Bisiklet sanki hocanın asıl uzuvlarından biri gibiydi. Bisikletiyle öyle bütünleşirdi.Bisiklete binmeyip, aksesuar gibi taşıyanların sayısı da hiç az değildi. Mahmut Toptaş Hoca onlardandı. Bu gruptakiler bisikleti kendilerine doğru hafif yatırır, koluna girmiş bir dost gibi yanında sürüklerdi.BİSİKLETLİ ÖĞRETMENLER
Bisiklet Görünümlü Zikirmatik
“Dini Objeler ve Zikir Aletleri Müzesi” açıldığını farzedin. “Ziyaretçilerin en çok dikkatini çeken obje, lastikleri Karaman’ın sokaklarında aşınmış bir bisiklettir” desem, tepkiniz nasıl olur?
Karaman'ın İlk Akrobatı
Bisiklet yazım ilgiyle karşılandı. Yazının girişinde, “her erkeğin bir bisikletli anısı vardır” cümlesini kullanmıştım. Doğruluğunu test etmiş oldum.
Kime, ne garazım olacak?
Karaman siyasetine uzağım. Karamanlı siyasetçilerle mesafeliyim. Dün de öyleydi, bugün de. Bu durum, benden kaynaklı. Mesleğe başladığım ilk yıllarda ustalarımdan öğrendiğim ilk derslerden biriydi. Objektiflik adına milletvekili ve belediye başkanı gibi konuma sahip kişilerle senli benli olmak tasvip edilmezdi. Bu kurala sıkı sıkı uyulurdu.Bununla birlikte Osman Sevimli, Ali Pınarbaşı, Hasan Çalış, Yüksel Çavuşoğlu ve Mevlüt Akgün halen görüştüğüm Karaman’ın milletvekilleri ve değerli insanları. Rahmetli Fikret Ünlü de öyleydi. Belediye başkanları Sayın Yaşar Evcen, Halil İbrahim Gülcan, Ali Kantürk, Kamil Uğurlu ve Ertuğrul Çalışkan’a hürmetim sonsuz. Eleştiri hakkım saklı kalmak kaydıyla Karaman’a kazandırdıkları güzel işler hakkında nankörlük yapılmasına rıza göstermem, haksız eleştirilerden kaçınırım. Hiçbirine kişisel garazım yok. Olması için sebep de yok. “Keşke onlara daha yakın olsam. Görev yaptıkları dönemleri anlatsalar da yazsam” dediğim günler oluyor. Sayın Yaşar Evcen’le bir saatlik sohbetimizden bile ne güzel anılar çıktı. Keyifle okunan bir yazı olmuştu.Emekli olduktan sonra aileme ve kendime daha fazla zaman ayırma imkanı buldum. Okumaktan feragat ederek önce Uyanış’a sonra Karamandancom’a yazı göndermeye başladım.Fanatik ve yandaşların saldırılarına kapı aralayan siyaset gibi netameli alandan uzak durmak istedim. Büyük ölçüde başardım.
Karaman Millet Bahçesi
Çocuğunu sünnet ettirmeye karar veren ailenin heyecanlı hallerini gözünüzün önüne getirin. Herkeste bir telaş, herkeste bir koşturmaca.
Bir teselli ver
Bir afiş gördüm. Karaman İsmetpaşa Caddesi’nde akşamın alacakaranlığında çekilmiş. Bomboş caddede, sokak lambalarının solgun sarı ışıkları ve kapalı iş yerleriyle adeta bir korku filminin çekimleri için hazırlanmış platoya benziyor.Afişin üstünde iç içe geçmiş kelimeler, birer ok gibi kalbe saplanıyor. Afişin ilk kelimesi “HAYDİ”Bu sözcük bir ünlem. Teşvik, uyarı ve ihtar sözü olarak kullanılır. Benim en sevdiğim hali “ Haydi Hayırlısı” diye kullanılan “Allah uygun olanını versin, hayırlı olsun” anlamında hayır temenni eden, iyilik dileyen şeklidir.“HAYDİ KARAMAN” nidasıyla gözümüzün içine içine giren afişte şunlar yazılı:“Yerel Esnafına Destek Ol!Alışverişini Yerel Esnaftan YapDüğününde, Cenazende, İyi Gününde, Kötü Gününde Yanında OlanEsnafına Sahip ÇıkKazanan Karaman Olsun”Afişin sahibi, Karaman Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği. Karaman’ın muhtelif yerlerinde görmüş olmalısınız. Üzerine yağmur, kar yağacak, rengi yavaş yavaş solacak, rüzgar ve hoyrat eller kenarını köşesini yırtacak. Bir afişin ömrü ne kadar olur ki? Bir gün üzerindeki hiçbir kelime okunmaz olacak. Bir çığlığı ve bir gerçeği bildiren, bir döneme tanıklık eden yazılı belge kaybolup gidecek.
Dostun Gülüyle Yaralanmak
Karaman’dancom ve Uyanış’ta, Karaman kamuoyunun yakından tanıdığı kişilerle ilgili makaleler yazdım. En çok okunan yazılarım bunlar oldu.
Güvercin
Ankara’da ve dünyanın her kentinde onlar var. Öyle çoklar ki. Üstelik yağlı ve tombullar. Giderek şişmanlıyorlar. Kanatları bile şişik. Pıt pıt diye yürüyeni kalmadı. Yürüyüşleri değişti.
Hüseyin Yıldızbaş’ın Ardından
– Yetim büyüdü, 87 yıl ömür sürdü.- Mütevazı ve öncü iş insanıydı.- “Karaman’ın İlklerine Damga Vuranlar”dandı.- “Kimseye bir kuruş borcum yok” diyerek gülümsediğinin, “Hiç arkadaşım kalmadı” diyerek hüzünlendiğinin son tanığı oldum.- 90 yaşında kaybettiği annesinden her gün şu duayı aldı: “Allah koynundan paranı, ününü eksik etmesin.”- Beşi kız, dördü erkek dokuz çocuk babasıydı.