Kime, ne garazım olacak?

Karaman siyasetine uzağım. Karamanlı siyasetçilerle mesafeliyim. Dün de öyleydi, bugün de. Bu durum, benden kaynaklı. Mesleğe başladığım ilk yıllarda ustalarımdan öğrendiğim ilk derslerden biriydi. Objektiflik adına milletvekili ve belediye başkanı gibi konuma sahip kişilerle senli benli olmak tasvip edilmezdi. Bu kurala sıkı sıkı uyulurdu.Bununla birlikte Osman Sevimli, Ali Pınarbaşı, Hasan Çalış, Yüksel Çavuşoğlu ve Mevlüt Akgün halen görüştüğüm Karaman’ın milletvekilleri ve değerli insanları. Rahmetli Fikret Ünlü de öyleydi. Belediye başkanları Sayın Yaşar Evcen, Halil İbrahim Gülcan, Ali Kantürk, Kamil Uğurlu ve Ertuğrul Çalışkan’a hürmetim sonsuz. Eleştiri hakkım saklı kalmak kaydıyla Karaman’a kazandırdıkları güzel işler hakkında nankörlük yapılmasına rıza göstermem, haksız eleştirilerden kaçınırım. Hiçbirine kişisel garazım yok. Olması için sebep de yok. “Keşke onlara daha yakın olsam. Görev yaptıkları dönemleri anlatsalar da yazsam” dediğim günler oluyor. Sayın Yaşar Evcen’le bir saatlik sohbetimizden bile ne güzel anılar çıktı. Keyifle okunan bir yazı olmuştu.Emekli olduktan sonra aileme ve kendime daha fazla zaman ayırma imkanı buldum. Okumaktan feragat ederek önce Uyanış’a sonra Karamandancom’a yazı göndermeye başladım.Fanatik ve yandaşların saldırılarına kapı aralayan siyaset gibi netameli alandan uzak durmak istedim. Büyük ölçüde başardım.

Bir teselli ver

Bir afiş gördüm. Karaman İsmetpaşa Caddesi’nde akşamın alacakaranlığında çekilmiş. Bomboş caddede, sokak lambalarının solgun sarı ışıkları ve kapalı iş yerleriyle adeta bir korku filminin çekimleri için hazırlanmış platoya benziyor.Afişin üstünde iç içe geçmiş kelimeler, birer ok gibi kalbe saplanıyor. Afişin ilk kelimesi “HAYDİ”Bu sözcük bir ünlem. Teşvik, uyarı ve ihtar sözü olarak kullanılır. Benim en sevdiğim hali “ Haydi Hayırlısı” diye kullanılan “Allah uygun olanını versin, hayırlı olsun” anlamında hayır temenni eden, iyilik dileyen şeklidir.“HAYDİ KARAMAN” nidasıyla gözümüzün içine içine giren afişte şunlar yazılı:“Yerel Esnafına Destek Ol!Alışverişini Yerel Esnaftan YapDüğününde, Cenazende, İyi Gününde, Kötü Gününde Yanında OlanEsnafına Sahip ÇıkKazanan Karaman Olsun”Afişin sahibi, Karaman Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği. Karaman’ın muhtelif yerlerinde görmüş olmalısınız. Üzerine yağmur, kar yağacak, rengi yavaş yavaş solacak, rüzgar ve hoyrat eller kenarını köşesini yırtacak. Bir afişin ömrü ne kadar olur ki? Bir gün üzerindeki hiçbir kelime okunmaz olacak. Bir çığlığı ve bir gerçeği bildiren, bir döneme tanıklık eden yazılı belge kaybolup gidecek.

Güvercin

Ankara’da ve dünyanın her kentinde onlar var. Öyle çoklar ki. Üstelik yağlı ve tombullar. Giderek şişmanlıyorlar. Kanatları bile şişik. Pıt pıt diye yürüyeni kalmadı. Yürüyüşleri değişti.

Hüseyin Yıldızbaş’ın Ardından

– Yetim büyüdü, 87 yıl ömür sürdü.- Mütevazı ve öncü iş insanıydı.- “Karaman’ın İlklerine Damga Vuranlar”dandı.- “Kimseye bir kuruş borcum yok” diyerek gülümsediğinin, “Hiç arkadaşım kalmadı” diyerek hüzünlendiğinin son tanığı oldum.- 90 yaşında kaybettiği annesinden her gün şu duayı aldı: “Allah koynundan paranı, ününü eksik etmesin.”- Beşi kız, dördü erkek dokuz çocuk babasıydı.

Kim İşsizmiş, Haydi Göster!

Türkiye’nin sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik yapısında hızlı kırılmaların gerçekleştiği dönemler vardır. Bu dönemlerde güç ve kudret sahipleri sözlerinin üzerine söz söylenmesine tahammül edemezler. Her eylemlerinin, her önerilerinin alkışlarla kabul edilmesini beklerler.

Kibar Macır Kaleci Talat’ın Ardından…

Futbol kendime en uzak gördüğüm spor dalıdır. Çocuklukta mahalle aralarında koşturmaktan ve ayağıma denk gelmişse vurmaktan öte futbol ve topla ilgim olmadı.Karaman’ın futbolcularını ve futbol tarihini de hiç bilmem. Bununla birlikte bugünkü yazım, Karaman’da top koşturmuş kişilere ilişkin olacak.Karamanspor’un bir dönemler file bekçiliğini yapan Talat Kaya’nın ölüm haberini okudum. Allah rahmet eylesin. Tanışmadık, bir arada olmadık ama ben onu uzaktan tanırdım. Kendimce bir de lakap bulmuştum: Kibar Macır.Talat Kaya, Seki Çeşme Mahallesi’nde, Hacı Ahmet Amca’nın değirmeninin bitişiğindeki çinko kaplı kapıya sahip, Mehmet Armutlu’nun evinde kiracılık yapan macır ailenin çocuğuydu.