Yunus Emre Karaman’dan Göçtü

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 1 Ocak 2009’da 200 TL’lik banknotları tedavüle sundu. Banknotların üzerinde dönemin Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve yardımcısı Erdem Başçı’nın imzaları bulunuyor. Banknotlar piyasada ama Yılmaz ve Başçı artık Merkez Bankası’nda değiller.“200 TL’lik banknotla Karaman’ın ilgisi nedir?” diye sorarsanız, aralarında hiçbir ilgi yoktur, derim.“Bu yazıyı sonuna kadar okuyana Karamandancom’un hediyesi olarak 200 TL verilecek” desem, inanmayın. Bu yazıyı okumakla 200 TL almayacaksınız ama daha kıymetli bir bilgiden haberdar olacaksınız.Türkiye’de tedavülde olan en yüksek banknot 200 TL’lik banknottur. Bu banknot henüz çıkmadan TCMB 2006 yılında bir duyuru yaptı. Duyuruda, 200 TL’lik banknot çıkarılacağı ve bu banknotun arka yüzünde “Yunus Emre’nin temsili çizimine, anıt mezarına, dizelerde yer verdiği gül motifi, barışı ve kardeşliği simgeleyen güvercin motifi ile felsefesini en iyi vurgulayan ‘Sevelim Sevilelim’ dizelerine yer verileceği” açıklandı.“Mal sahibi mülk sahibiHani bunun ilk sahibi Mal da yalan mülk de yalan Var biraz da sen oyalan.”diyen Yunus Emre, kaderin cilvesine bakın ki, en büyük paramızın arka yüzünde taht kurdu.

Karaman’ın Yunus Emre Sınavı

İnsanlar gibi şehirlerin de şanslısı, şanssızı vardır. Karaman Türkiye’nin şanslı illerinin başında yer alır. Öyle çok şanslıdır ki bu şehir, çoğu kez şansının kapısına kadar geldiğinin farkına bile varmaz. Karaman’ın şanslı olduğu konuları bir başka yazıda tek tek anlatmak isterim. İl olması bile başlı başına bir şanstır.UNESCO 1991 yılını, doğumunun 700. yıldönümü nedeniyle Yunus Emre yılı ilan etti. Yunus Emre yılının kutlama merkezi Eskişehir oldu. Etkinlikler sayesinde Yunus Emre sevgisi kalplerde yeniden yeşerdi. Yunus’un gönüllerde yaktığı kandil, güneş olup insanlığı aydınlattı. Yunus Emre şiirleri okundu, bestelendi, hakkında yeni kitaplar yazıldı, sempozyumlar yapıldı. Porsuk Çayı’nın çamur aktığı, hava kirliliğinin hat safhada olduğu, cadde ve sokaklarının bakımsızlıktan döküldüğü Eskişehir, 1991 yılını Yunus Emre’ye yakışır şekilde değerlendirdi.O yıl yapılan etkinliklerin bir bölümüne tanığım. Eskişehir Yunus Emre’ye hürmetinin karşılığını ziyadesiyle aldı. Yunus Emre Eskişehir’e bereket getirdi. Odunpazarı’nın bugün bir cazibe merkezi olmasında en büyük pay Yunus Emre’nin diyebilirim.Tam 30 yıl olmuş. UNESCO, bir kez daha Yunus Emre Yılı düzenlenmesine izin vermiş. Bu ilk kez oluyor. Bir isim için Türkiye’ye ikinci kez, kutlama yapılmasına yönelik UNESCO’dan izin çıkmış, mali kaynak aktarılmış.

Bu Karamanlılar da Çok Oluyor!

Bir zamanlar bir jean (kot) reklamı vardı. New York’ta bir gökdelende ABD’li iki yönetici konuşuyordu. Reklam filminin sonundaki cümle şöyleydi:“Bu Türkler de çok oluyorlar artık”Reklamın finali ise “Çok Oluyoruz” sloganıydı.

Bavuldan Çıkan Bebek

Kuru gürültüyle görünür olmak, bağırıp çağırmakla güçlü görünmek isteyenlerin yaygarasından yılmış olmalıyım ki, sakin ve nezaketle konuşan, ses tonu yumuşacık birini duysam içim huzurla dolar.

Karaman’dan Ses Çıksa İşler Yarım Kalmazdı

Karaman’dan dışarıya adım atmamış, mesleğimin mirası gözlem ve dikkatten yoksun biri olsam her şeye “oh ne âlâ!” derdim.“Karaman sadece Türkiye’nin değil dünyanın göz bebeğidir” diye fiyakalı fiyakalı cümle kurar, buna da inanırdım.Gördüğüm tek park Türk Dünyası Kültür Parkı, bildiğim tek kampüs Karamanoğlu Mehmetbey, yürüdüğüm tek cadde İstasyon olsaydı gönlümü hep ferah tutardım.İnsanoğlunun doğasında vardır; Doğduğu yeri sever, çocukluğunun yemeklerini özler, mazisini hafızasında renklendirir. İlk yuvamızın kokusunu unutmayız. Havasına, suyuna, eşimize, dostumuza hasretimiz bitmez. Böyle hissetmemiz genetik ve kültürel kodlarımızda vardır. Vatan sevgisinin bir cüzü gibidir, doğduğumuz topraklara sevgi hissi duymak. Kimse “Ben daha çok seviyorum” diyerek bir başkasıyla yarışa kalkamaz. Herkesin sevme biçimi, sevgiyi ifadesi farklıdır. Sevgiölçer yoktur. Şehir sevgisini ölçmek için kriter de yoktur. Vatan sevgisinde yarışa kalkanlara da, vatanı herkesten çok sevdiğini haykıranlara da uzaktan baktım, gülüp geçtim.

Bisiklet Yolundan Aktekke Meydanı’na

Erkeklerin askerlik muhabbeti bitmez. Askerlik günlerinden laf açılmaya görsün, herkes dağarcığındakini ortaya boca eder. Erkeklerin askerlik günleri kadar unutamadıkları bir başka konu ise bisiklettir. Kiminle konuşsanız size bisikletli bir anısını anlatır.Karaman’da 1980’lere kadar bisiklet kullanımı yaygındı. İşçi, esnaf, öğrenci, öğretmen, imam ve aklınıza hangi meslek grubu gelirse o meslek mensupları evden işe, işten eve bisikletle gider gelirdi.Bisikletçi Ali Efendi adı Karaman’ın tescilli markası gibidir. Ali Efendi hem imam hem bisikletçiydi. Karaman’da imamların büyük bölümünün bisikleti vardı. İmam Karaoğlu’nu bisikletsiz gören yoktur. Çok zayıftı. Karaman’ın güler yüzlü insanlarındandı. Hem bisiklet sürer hem herkese selam verirdi. Lakabını hatırlayamadım. Allah rahmet eylesin.MUZAFFER CAN HEP FİTTİMuzaffer Can Hoca Dikbasan’ın imamıydı ve her aktivitenin adamıydı. Onun bisikleti çok havalıydı. Hocanın en fit olduğu yıllardı. Bisiklete en çok yakışan kişi kim diye anket yapılsa Muzaffer Can açık ara birinci olurdu. Bisiklet sanki hocanın asıl uzuvlarından biri gibiydi. Bisikletiyle öyle bütünleşirdi.Bisiklete binmeyip, aksesuar gibi taşıyanların sayısı da hiç az değildi. Mahmut Toptaş Hoca onlardandı. Bu gruptakiler bisikleti kendilerine doğru hafif yatırır, koluna girmiş bir dost gibi yanında sürüklerdi.BİSİKLETLİ ÖĞRETMENLER