Kıymayın, Kıydırmayın!

Her insan ihtiyaçları için yılda 7 ağaç tüketirmiş. Bunu bilim insanları kâğıt, odun ve ağaç ürünlerinden yapılmış eşyaları dikkate alarak hesaplamışlar. Bu rakam dünya ortalaması; Türkiye’deki sayı için bir veri bulamadım.

Karaman: Türbesini Saklayan Şehir

Yunus Emre Camisi ve Yunus Emre Türbesi’ni yerin dibine batırmışlar. Kimler mi? Bunu bana sormayın. Bu ayıp Karaman halkının gözü önünde gerçekleşti. Herkes baktı ama kimse görmedi. “Ne yapıyorsunuz, ne oluyor?” diye soran, feryat edip bağıran bir Allah’ın kulu çıkmadı.

Yunus Emre Vefa Ödülleri Kimlere Verilsin?

Yunus Emre hakkında yazdığım yazılar, akademik araştırma yöntemlerinden bağımsız, bir köşe yazısı üslubuyla ele alınmıştır. Bu yazılarımda Yunus Emre’nin mezar yerinin Eskişehir Sarıköy kabul edilmesine ilişkin bazı bilgileri paylaştım. Bu yazıları dikkatli takip eden okuyucu, Yunus Emre’nin mezarının belirlenmesindeki çalışma ve yöntemlerin bilimsel yanının olmadığını fark etmiştir.Yine bu yazılarda, kafatası ölçümü gibi, 1940’ların ruhuna uygun arî ırk arayışlarına Türkiye’nin de kayıtsız kalmadığını, Yunus Emre, Mimar Sinan vb. Türk büyüklerinin bu uygulamalardan nasibini aldığını (!) vurgulamaya çalıştım.Yunus Emre’nin gerçek mezarı üzerinde görüş birliğine varılamayacağı aşikârdır. Yıllar önce bir makamın tercih edilerek “İşte Yunus’un mezarı burasıdır” şeklinde hüküm vermek ve bunun bir bilimsel çalışma sonucu ortaya çıkarıldığını savunmak bugün için geçersiz bir görüştür.Yunus Emre’nin mezar yerinin belirlenmesinde bilimsellik yoktur. Söz konusu olan, genel kabuldür. Karaman’ın kesinlikle katılmadığı ve kabullenmediği bir oldu bitti olayıdır. Bu oldu bitti tarzındaki yaklaşım 1940’lı yılların ruhuna uygun olabilir. Ama günümüzde buna itiraz etmenin ve yeni görüşler serdetmenin önünde engel yoktur. Yeni araştırmalar yapılması ve yeni verilerin ortaya konulması gerekir. Boş lâf ve hamaset söylemle “Yunus Emre Bizimdir” iddiasının Karaman’a getirisi yoktur, kahvehane lâkırdısı olmaktan öte anlam ifade etmez.

Duru Bulgur Üzerine

Olmuş bitmiş, geçip gitmiş işler üzerine yazmak doğru mudur? Emin değilim. Doğru da olabilir, yanlış da… Bazı olayları değerlendirmek için üzerinden zaman geçmesi beklenir. Her olayı çorba sanmak, sıcak sıcak kaşıklamak bana göre değil. Bazen beklemek gerekir. Beklemek, daha derin görmenin, derine bakmanın vesilesi olabilir.Karaman’ı koku üzerinden tarif etmemi isteseler, “buğday” derim. Benim baba ocağım bir ova köyüdür. Ova baharda yeşildir. Yeşil, ovanın asli rengi değildir. Gelip geçici bir gençlik hevesidir. Ova, kendine çok yakışan yeşil kostümünü uzun süreli giymez. Hakkı da yok değil. İklim buna izin vermez. Her zaman, her yerde aynı giysiyi giymek, ya yoksulluktan, ya cimrilikten ya hastalıktandır. Ova, gardırobu dolu bir kraliçedir. Görgülü, asil bir kraliçe. O, her gün birkaç kıyafet değiştiren uçarı prenseslerden değildir.Ovanın yeşil kostümü, hazirandan itibaren yerini sarı renkli kıyafetlere bırakır. Temmuzun ilk haftasından itibaren güneşin sacında kısık ısıda kavrulan kostüm, ‘terzilerin terzisi’nin lütfuyla büyülü bir dönüşüm geçirir. Ova kızıla bürünür, o kızıllıkla birlikte ana kokusu gibi bir koku dört yanı sarar. O kokunun kaynağıdır Anadolu’yu ve insanlığı doyuran. Çoklukla kehribar, kıpkırmızı ve sapsarı bereket yayılır ovadan. Yaradan “Kerim ve Rezzak” sıfatlarıyla alın terinin karşılığını nimet ve rızık olarak ovaya döker.Biz buna buğday deriz. Ova buğday kokar, bu koku Karaman’ın kendine özgü kokusudur. Benim çocukluğumun kokusudur. Son yıllarda bu kokuya elma ve bisküvi de karışmıştır. Ama benim için Karaman’ın baskın kokusu hala buğdaydır. Sonra buğday işlenir, tahtını prenses ve prenslerine bırakır. Prenses undur, prens ise bulgurdur. Her ikisi de buğdayın asil kokusunu taşıyan hayırlı evlatlardır.

Yunus Emre'nin Odunları

“Odun Bile Olsa Eğrisine El Sürme”Yunus Emre’nin dergâha odun taşıdığı gençlik günlerine ait rivayeti var ya; “Buraya odunun bile eğrisi girmedi” ya da “Bu kapıya eğri odun yakışmaz” dediği sözler…Yunus Emre’nin doğruluğa ve dürüstlüğe gönderme yapması, her şeyin düzgününe gönül vermesi herkes için geçer ilke olmalıdır.Doğruluk ve dürüstlük İslâm dininin temel ilkelerindendir. Kur’ân-ı Kerim’de: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Hûd Suresi, 112. Ayet) buyruğu vardır. Yunus Emre’nin, odunun bile eğrisine el sürmemesi bugünkü moda deyişle metafordur. Zannetmeyin ki Türkmen Yunus elinde balta, düzgün dal toplamak için ağaç deviren bir vandal!Yunus Emre, “Lâ Şerikten Okursun” şiirinde der ki:“Dîn ü îmân bünyâdı doğrulukla gerçeklik,Ol tamâm olmayıcak ne ile dîn çatarsın?” Yani “Din ve imanın temeli doğruluk ve dürüstlüktür. Bu temel, ‘doğruluk ve dürüstlük’ olmadan nasıl din ve inanç bina edersin?” diyor. Bu dizeler yukarıdaki ayetin adeta meal-tefsiridir.Çağdaş eğitimciler, kişisel gelişimciler! Nerdesiniz, duydunuz mu? İnsanın da, dinin de ölçüsü dosdoğru olmakmış. İşte evrensel ilke. “Hangi işi yaparsan yap, nereye gidersen git. İşini de güzergâhını da kendin seç. Ama dosdoğru ol.”Fatiha’da “Sırât-ı Müstakîm” (Gerçeğe götüren doğru, dosdoğru ve apaçık yol) deriz ya. İşte onun bir başka ifadesi.

Düşünceler ve Öneriler

Yunus Emre yazılarıma okurlardan olumlu dönüşler alıyorum. Yunus Emre ile ilgili yazılara daha çok yer verilmesini isteyen, geçmişteki Yunus Emre etkinliklerini anlatan, Yunus Emre Anma Yılı’na özgü öneride bulunan okurlar oluyor. Onlara teşekkür ederim. Yunus Emre yazılarım devam edecek inşallah.

KOP’a Yeni Başkan, Yeni Ruh

Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na Mahmut Sami Şahin atandı. Karaman halkı, Mahmut Sami Şahin adını 2019 yerel seçimlerinde, AK Parti adayı olarak duydu. Belediye Başkanlığı nasip değilmiş, olmadı. Kur’an-ı Kerim’deki uyarıyı hatırlamanın vaktidir, “…Bir şeyden hoşlanmazsınız ama o sizin için hayırlıdır. Ve olur ki bir şeyi de seversiniz, halbuki o sizin için bir şerdir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.” (Bakara Suresi 216. Ayet)Mahmut Sami Şahin, 29 Ocak 2021 tarihi itibariyle, KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı unvanıyla Karaman, Konya, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale ve Yozgat olmak üzere sekiz ilin kalkınmasından sorumlu kişidir. Öncelikle hayırlı olsun, Allah mahcup etmesin. Türkiye’de okur yazar kesim başta olmak üzere büyük çoğunluğun kusuru, bilmediğini bilmemektir. Bilmediğini bilen o kadar çok insan var ki, üzülmemek elde değil. Türkiye’de en çok bilindiği zannedilen konular, kurumlar ve kişiler aslında en az bilinenlerin başında yer alır. KOP da bunlardan biridir.Yazılarımda okuyucunun yararlanacağı bilgileri kullanmayı ilke edindim. Her yazımda ele aldığım konuya ilişkin bilgi vermeye özen gösteriyorum. Bilgi olmadan fikir sahibi olunmaz. Bir fikrin, bir görüşün, bir inancın temelini bilgi oluşturur. İslam dininde amentü bir Müslümanın öğrenmek zorunda olduğu ilk bilgidir. Halk ağzında çocukluğumda duyduğum bir söz vardı; desteksiz sallayanlara “Bilip bilmeden konuşma!” uyarısı yapılırdı. Bu söz de mazide kalan değerlerden biri oldu. KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na ait duyuru, yazı ve tabelalar on yıldır Karaman’da karşımıza sıklıkla çıkmaktadır. Buna rağmen KOP’la ilgili bilgimiz çok sınırlıdır. Bu zaaf sadece vatandaştan kaynaklı değil, aynı zamanda KOP idaresinin kendini tanıtmaktaki kusurudur.KOP’un görev alanı kısaca, yukarıda belirttiğim sekiz ildeki yatırımların gerektirdiği araştırma, planlama, programlama, projelendirme, izleme, değerlendirme ve koordinasyon hizmetlerinin yerine getirilmesi suretiyle, bu projelerin kapsadığı bölgelerin kalkınmasını hızlandırmaktır.Kalkınma Bakanlığı’na bağlı olan ve 2011’de kurulan KOP, görevleri ve kapsadığı alan itibariyle Türkiye’nin en büyük başkanlıkları arasındadır. KOP Bölgesi, 98 bin 580 kilometrekarelik alanı ile Türkiye’nin toplam yüzölçümünün yüzde 12.2’sine sahiptir. Bölgenin toplam nüfusu 6 milyona yakındır.