İnsanların güz yaprağı gibi döküldüğü, güçlü kuvvetli olanların cenkten cenge koştuğu, geride kalanların yoksullukla boğuştuğu bir dönemde yaşadım. Bir sultan kızıyım. Bir bey karısıyım. Bir padişah bacısıyım.
Karaman’a Osmanoğulları’ndan gelen ilk gelinim. Babam I. Murad; Murad Hüdavendigâr. Annem Gülçiçek Hatun. Nilüfer Hatun’un torunu, Yıldırım Bayezid, Yahşi Bey, Yakup Çelebi, Savcı Bey, Şehzade İbrahim ve Sultan Hatun’un kardeşiyim. Kocam, Karamanoğlu Beyi Alâaddin Ali’dir.
Babamın en sevdiği çocuğuydum. Üzerime titrerdi. Her şey kardeşim Yıldırım Bayezid’in düğün töreniyle başladı. Beni Karaman’a götüren yolun taşları, o debdebeli düğün merasiminde döşendi.
Sultan Murat babam, Rumeli fatihidir. Edirne, Tekirdağ, Kırklareli ve Balkanlar’da onlarca şehri fethetti. Babam, Edirne’yi başkent yaptı, bir gün İstanbul’un fethedileceğine yürekten inanırdı. O sadece savaşçı değil, ufku geniş bir devlet adamıydı. Diplomasiyi bilirdi. Anadolu beyleri üzerinde hakimiyeti ve kontrolü sağlarsa Avrupa’yı ele geçireceğini söylerdi. Bu yüzden kardeşim Şehzade Bayezid’e Germiyanoğlu Süleyman Şah’ın kızı Devletşah Hatun’u istedi. Şehzade Bayezid’le Devletşah Hatun’un düğünü için babam 1381 yılının sonbaharında Edirne’den Bursa’ya geldi.
Düğün 1382 ilkbaharında büyük merasimle gerçekleşti. Anadolu beyleri Karamanoğlu, Hamîdoğlu, Menteşeoğlu, Tekeoğlu, Batı Anadolu’dan Saruhan ve Aydınoğlu, Kastamonu’dan İsfendiyar düğüne çağrıldı. Memlük Sultanı da unutulmadı.
Ne oldu, nasıl oldu, bilmiyorum, Şehzade Bayezid’in düğünüyle birlikte benim nişanım da yapıldı. Düğün davetlileri arasındaki Karamanoğlu Beyi Alâaddin Ali bana talip olmuş, babam uygun görmüş. Düğünde diplomatik anlaşmalar da yapılmış. Bunlar benim bileceğim işlerden değildi.
Karaman nasıl bir yerdi? Bursa kadar güzel, Bursa kadar yeşil miydi? Bir Uludağ’ı, tertemiz kaynak suları var mıydı? Gözüme uyku girmez olmuştu.
Sultanın damadı olacağı için mutluluktan ne yapacağını bilemeyen nişanlım Alâaddin Ali, Bursa’nın bugüne kadar görmediği, Tekfur kızlarına bile kısmet olmayan hediyelerle herkesi hayran bıraktı. Çeyiz eşyası yüklü deve kervanı Bursa’ya girdiği gün, bana gönderilen hediyeleri duymayan kalmadı. Karaman diyarından gelen hediyeler dilden dile dolanmaya başladı.
Uzun sürmedi, düğünümüz yapıldı ve Bursa’dan Karaman’a gelin gittim. Karaman’da da ayrı bir düğün yapıldı. Ben yoldayken bir inci tanesi kadar güzel olduğum bilgisi Karaman’a ulaşmış. Herkes beni görmek için sokaklara dökülmüş. Adım Melek Hatun’du. Karaman halkı “Çok güzel” anlamında Nefise Sultan adını yakıştırdı. Bursa’nın Melek’i, Karaman’da Nefise oldu. Bu ismi beğenip benimsedim.
Babam beni Karaman’a uğurladıktan sonra yeniden Rumeli’ye gitti. Karaman’ı ve kocamı çok sevdim. Bir kızımız oldu, babaannemin adını koydum: Nilüfer. Üç oğlum oldu. Karaman, Mehmet Bey ve Bengi Ali Bey. Karaman ilk çocuğumdu ve 5 yaşında vefat etti.
Kocam 1385 yılında, henüz düğünümüzün üzerinden üç yıl geçmeden sefere çıktı. Babamın toprakları olan Hamîd ilini (Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Yalvaç, Karaağaç ve Eğridir) ele geçirmiş. Babam Sultan Murad, Rumeli’den döndü, 1386 baharında Karaman’a sefer düzenledi.
Babamın askerleriyle kocamın askerleri Frenkyazısı denilen yerde savaştı. Sırp askerlerinin de aralarında olduğu Osmanlı ordusunun karşısında Karamanoğlu büyük yenilgi aldı. Kocam, askerleriyle Konya’ya çekildi. Babam I. Murad arkasından gidip şehri kuşattı. Babamın emrine rağmen Sırp askerler yağmaya kalkıştı. Babam bunları affetmedi, Sırp askerlerini idamla cezalandırdı. (Bu olay daha sonra Lazar’ın isyanında başlıca sebeplerden biri olacaktır).
Babam, kendisine itaat etmeyen öz oğlunu, kardeşim Savcı Beyi bile affetmeyip öldürtmüştü. Osmanlı’da oğlunu öldürten ilk padişahtı. Kocamı da öldürecekti. Huzuruna çıktım, kocamı affetmesi için yalvardım. Babam “Katıma gelsin, elimi öpsün” diyerek, bana sevgisini ve damadına büyüklüğünü gösterdi.
Babam Sultan Murat, Rumeli’ye peşpeşe seferler düzenledi. En büyük zaferi Kosova Savaşı’ydı. Savaş, Osmanlı kuvvetlerinin kesin galibiyetiyle sonuçlandı. 29 Haziran 1389’da, birkaç hasekisiyle cesetler arasında dolaşırken, cesetler arasına saklanmış olan Sırp Miloş Kobilović tarafından hançerle yaralandı. Yarası derindi, kanaması durdurulamadı ve şehit oldu.
Babamın iç organları şehit düştüğü yerde gömüldü. Yıldırım Bayezid’in emriyle kardeşim Yâkub Bey de, tahta ortak olmaması için boğdurtuldu. Babam ve kardeşimin cesetleri Bursa’ya götürülüp Çekirge’deki türbeye defnedildi. Babamın yaralandığı yerde ve Bursa’da türbesi vardır. Savaş meydanında şehit düşen tek Osmanlı padişahıdır.
Bayezid Eflak seferinde iken kocam Alâaddin Osmanlı’nın Anadolu Beylerbeyi Sarı Timurtaş Paşa’ya saldırıp onu Ankara’da rehin aldı. Bayezid, sefer dönüşü kocamın üzerine yürüdü. Bunun üzerine kocam, Timurtaş Paşa’yı serbest bıraktı. Bununla yetinmedi, bir heyet ve hediyelerle Bayezid’e barış teklif etti.
Bayezid, babamdan farklıydı. Barış talebini kabul etmedi. Askerler Konya’ya saldırdı, şehre girdiler ve kaleye sığınan Alaaddin Bey’i ele geçirdiler. Kocam, Bayezid’ın huzuruna getirildi ve 1398 yılında başı kesilerek öldürüldü. Başını bir mızrağın ucuna geçirdiler, ibret olsun diye Konya sokaklarında dolaştırdılar. Babamın ölümünden 9 yıl sonra kocamı da kaybettim.
Yıldırım Bayezid, beni ve iki oğlumu Bursa’ya götürdü. 1402 yılında Ankara Savaşı’nda Timur’a karşı yenildi ve esir alındı. 1403 yılında esaret altındayken hayatını kaybetti. Bursa’da duramadım, Karaman’a döndüm. Karaman’ı yurt bildim. Karaman beni sevdi, ben de Karaman’ı.
Izdıraplı bir hayatım oldu. Ölümüm de Karaman’da oldu. 1382’de yaptırdığım bugün Hatuniye Medresesi olarak anılan yere defnolundum. Sağlığımda Karaman’ın Gönüller Sultanı, annelerin annesi Mümine Hatun’u fırsat buldukça ziyaret ederdim. Şimdi ana-kız gibiyiz. Beni çok seviyor. Dertleşmediğimiz an yok. Ben ona “Sen Karaman’ın gönül annesisin” derim. O da bana “Sen Karaman’ın bugüne kadar gördüğü en güzel gelinisin” diye iltifat eder.
Murat Hüdâvendigâr ve Gülçiçek Hatun’dan olma Melek Sultan’ım ben. Babam galip geldiği savaşın şehidi oldu. Kocam, babamı ve kardeşimi karşısına aldı. Babam benim hatırıma affetti ama Bayezid başını kestirdi. Kız kardeşim Sultan Hatun, erkek kardeşlerim Bayezid, Savcı Ve Yâkub benden önce öldüler. Yüreğim büyük bir mezarlık; sevdiklerimin gömülü olduğu bir yangın yeri.
Güzelin bahtı olmaz demişler. Kocamın katledilmesinden sonra 22 yıl daha yaşadım. Tahtım oldu, bahtım olmadı.
Nefise Melek Hatun Karaman’a gelen ilk padişah kızıydı. Karaman’ın gurbetten gelen en güzel geliniydi. O bir Karaman sevdalısıydı. Mekanı cennet olsun, bahçesinde güller açsın. Ruhuna Fatiha göndermeyi unutmayın.
(Bu yazı Anı Bisküvi’nin Kültür Yayınları’ndan çıkan “Toprak Damlı Evlerin Anaları” adlı kitap için öyküleştirildi.)
Teşekkür: Nefise Sultan görseli, Karaman’ın on parmağında on marifet olan sanatçısı İ. Ethem Büyükköse tarafından çizilmiştir. Kıyafetleri dönemin tüm özelliklerini taşımaktadır. Bu öykülendirmeye özel tasarlanmış olup ilk kez kullanılmaktadır. Emeği ve nezaketi için Sayın Büyükköse’ye teşekkürü borç bilirim.
AHMET TEK