Ben şanslı biriyim, şükürler olsun. Karaman’daki ilk günümdü ve yine şansım geldi beni buldu. Bir şehrin meydanında coşkulu bir ortamın parçası oldum ve bir tek yürek halinde atan büyük bir kalabalığın sevincini paylaştım. Karamanspor’un, Ordu 1967’yi kendi sahasında üstün bir oyunla 2-0 yendiği maçı Aktekke Meydanı’nda dev ekrandan izledim.
Bu yazı bir maç kritiği değil. Futboldan anlamam. Karamanspor’un hiçbir maçını izlemiş de değilim. Ama takımın 3. Lig’deki mücadelesini takip edenlerdenim. Han Kardeşler’in Karamanspor’a sahip çıktıkları günden bu yana gelişmeleri biliyorum. Sezon açılışı nedeniyle Aktekke Meydanı’nda düzenlenen şöleni izlemediğim halde, Ankara’dan uzun bir yazı yazarak takıma başarı dilemiştim.
Ankara’dan hızlı trenle geldim. Yol arkadaşlarım KMÜ’den öğrencilerdi. Bu yıl diploma alıp Karaman’dan ayrılacaklarını söylediler. Gençler hayat doluydu, karamsar tiplerden uzaklardı. Gelecekten umutlu, özgüvenli, pırıl pırıl ve neşeli tiplerdi.
Karaman izlenimlerini anlattılar, Karaman’da öğrendikleri kelimeleri gülerek benimle paylaştılar. Tek şikayetleri online eğitimden oldu. Bir de “Karamanspor’un maçlarını hiç kaçırmayız” dediler. “Futbolu seviyorsunuz o halde. Futbol da oynuyor musunuz?” diye sordum.
Hepsi birlikte güldü. İçlerinden biri, “Biz maç izlemeye değil, seyirciler için maçları kaçırmayız. Karamanspor’un çok ilginç seyircisi var” dediler. Detayları belirtmeme gerek yok. Siz benden iyi bilirsiniz.
Sabah ilk işim, “Karaman’ın Delisi” diye sizinle paylaşacağım bir yazının kahramanı olan bir güzel insanı ziyaretle başladı. Oradan şehir mezarlığı… Babamın, abimin, dostlarımın ve okul arkadaşlarımın mezarlarına uğradım. Şehir Mezarlığı Karaman’da benim en çok rahatsızlık duyduğum yerdi. Her ziyaretimde dizboyu otlar, etraftaki çöpler ve bakımsızlığa tanık olur, içim kan ağlaya ağlaya, görevini yapmayan belediye sorumlularına kızarak ayrılırdım.
Sonra Kâmil Uğurlu diye bir iş bilen adam geldi de, Şehir Mezarlığı’na el attı. Allah razı olsun. O birikimli, görgülü, bilgili biriydi. Sadece belediye başkanı değil, bir arif adamdı. Karaman’da bir rüzgar estirip kayboldu. Allah razı olsun.
Karaman’da medya, hiçbir yönetici hakkında eleştiri getirmiyor. Oldum olası öyle. Kendilerince haklı sebepleri vardır. Bir gözlem ve bir tespit olarak belirtmek için ifade ediyorum. Övgü ve yergi Karaman basınının adeta yasak alanı. Kurumlar bilgi paylaşımı yapmışsa, haber olarak hazır bültenler kullanılıyor.
Kıymetli okur! Savaş Kalaycı’yı kıyasıya eleştiren tek kişiydim. Arkasından değil, yazılarımla eleştirdim. Kızdığını, kırıldığını da tahmin ediyorum. Kendisinden beklenti çıtası çok yüksekti ve hayal kırıklığı yaşattığı söyleniyordu.
Karaman’da yaşamıyorum, 2 yıl önce bir dostuma taziye için geldim, şehirde bir yere uğramadan yeniden Tekirdağ’a döndüm. Dört yıl sonra Karaman’ı cadde cadde, sokak sokak turladım. Bunları daha sonra paylaşacağım.
Mezarlık bir cennet olmuş. Rengarenk güller; mezarlık, benim gibi bir gül meraklısının başını döndüren bir renk ve koku cümbüşüne dönüşmüş. Mavi ladinler, mazılar, limon çamları, kaldırımlar, yollar, park yerlerinin düzeni, gül tarhları, bir gün boyunca içinden çıkmayı istemediğim bir güzel mekana dönüşmüş bir dönemin mezbelelik mezarlığı. Başkan Kalaycı hakkında bir cümle yazma hakkın olsaydı ne yazardın deseler, “Şehir Mezarlığı’nı gülistana çevirmiş adam, Allah razı olsun” derdim.
Mezarlıklar, bir şehrin gerçek yüzüdür. Mezarlığı bakımsız köy, kasaba ve şehirleri hiç sevmem. Yahya Kemal Beyatlı’nın “Biz ölülerimizle beraber yaşarız” sözüne inananlardanım. Ölüsüne saygısı olmayan, mezarlığına bakmayan yöneticiler asla kalıcı ve hayırlı bir eser bırakma imkanı bulamazlar.
Şehir mezarlığının bakımlı hali kabirlere de yansımış. Her mezar bakımlı, tertemiz. Birçok ziyaretçi gördüm. Güllerin, ağaçların fotoğraflarını çektim. Emeği geçenlere dua ettim. Savaş Başkan’a gıyabında teşekkürlerimi ilettim.
Mezarlıkta göz estetiğinizi rahatsız eden küçücük bir iğretilik göremezsiniz. Şehir dışındaki hemşehrilerim, Karaman’a gelirseniz önce mezarlığa uğrayın derim. Vefat etmiş yakınlarınıza dua edip, Başkan Kalaycı ve ekibine de teşekkür etmeden çıkmayacağınızdan eminim.
Allah’ın şanslı kullarından olduğumu söyledim ya! Trende Karamanspor seyircisiyle ilgili bir ön bilgi de aldım. Meğer akşam, Karamanspor’un deplasmanda Ordu 1967 ile 2. Lige yükselme maçı varmış. Karaman Valiliği Aktekke Meydanı’nda maç izlenmesi için hazırlık yapmış. Dev ekran kurulmuş, ilk kez kullanıldığını tahmin ettiğim yüzlerce tabure getirilmiş. Meydanın büyük bölümü Türk bayrağıyla donatılmış.
Beni misafir eden dostuma Aktekke Meydanı’nda Karamanspor taraftarlarının coşkusunu görmek istediğimi söyledim. Kırmadı. Maç başlamasına birkaç dakika kala meydandaydık ve alanın üçte biri doluydu.
Vali Tuncay Akkoyun ve KMÜ Rektörü Mehmet Gavgalı da seyirciler arasındaymış. Biz gerilerde olduğumuz için kendilerini görmedim. Protokolde kimler vardı, bilmiyorum, sormadım. Maçı, bir futbol fanatiği ve Karamanspor hastası olan Ali Baba (Ali Çelik) ile yan yana izledik.
Maçın ilk yarısını Karamanspor 1-0 önde tamamladı. İkinci yarıda takım adeta coştu. Orduspor’a adım attırmadı. Kaleci panter kesildi, 5 gollük pozisyonu kurtardı. Baskılı oyun ardından meyvesini verdi ve ikinci gol geldi.
Bir futbol takımının mücadelesi ve galibiyeti bir şehri sevince boğabiliyormuş. Aktekke Meydanı’nda onu gördüm. Gençlerin tezahüratını dinledim, coşkularına tanık oldum. İnşallah Karamanspor oynayacağı son maçı, (Kestelspor’la tarafsız sahada tek maç olacakmış) kazanır, 2. Lige yükselirse asıl sevinç galiba o vakit yaşanacaktır.
Karaman’daki ilk günüm inanılmaz güzeldi. Bungüzelliğin ilkini Başkan Savaş Kalaycı’ya, ikincisini Vali Tuncay Akkoyun’a borçluyum. Mezarlıktaki gül kokuları sanki hâlâ burnumda tüterken bu yazıyı yazdım. Sabah erken Tarsus’a gideceğim.
Allah Karaman’ın güzelliklerini artırsın, coşkusunu eksik etmesin, hizmet ehli güzel insanların işini kolay kılsın.
Ahmet Tek