Karaman’da Su Çıkmazı: İbrala Barajı’nın 10 milyon metreküp suyunu kim içti?

“ Karaman Belediyesi Elekle Su mu Taşıyor?” başlıklı yazım, MHP’li belediye yönetimi dışında kimsenin umurunda olmadı. Ak Parti Karaman Belediye Başkan adayı Mevlüt Akgün “Karaman’ın iki aylık suyu kaldı. Susuzluk kapıya dayandı. Alarm zilleri çalıyor” diye bas bas bağırdı. Kimseden ses çıkmadı.

Kıymetli okur, Karaman’da su sorunu kanayan yara. Hem içme hem tarımsal su kaynakları yetersiz. Çiftçiler, 7 milyon yıldır yeraltında rezerv olarak yatan zengin fosil su kaynaklarını, son 50 yılda sorumsuzca harcadı. Dile kolay, 7 milyon yılda biriken suyu iki kuşak tüketti. Karaman Ovası’nın dibi boşaldı. Obruklar bunun habercisi. Vahşi su kullanımına dur diyen çıkmadı. Dünya tarihinin gördüğü en büyük kul haklarından birine tanıklık ediyoruz.

Bizden sonra yaşayacak olan milyonlarca insanın hakkını iki kuşak tüketti. Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram, aklına estikçe tarımsal kuraklığa dikkat çekiyor. Karaman Ovası’nın en büyük sorunu olarak susuzluğu işaret ediyor.

Mehmet Bayram’ın söylediklerine kulak veren bir Allah’ın kulu çıkmıyor. Sözleri giderek yalama oluyor, değerini kaybediyor. Konuyu ciddiye alan yok, tehlikenin farkında olan yok. Çiftçi sürekli fiyattan yakınıyor, daha çok destek istiyor, ürününe yüksek fiyat istiyor. Su öncelikli sorun değil. Sadece sohbet konusu.

Karaman’ın şehir içme suyu da yıllardır sorunlu. Özallı yıllarda Türkiye’nin birçok il ve ilçesi altyapı yatırımlarını bitirdi, temiz içme suyuna kavuştu. Karaman o yılları da heba etmiş. Şehir, il olma dışında, belediyecilik anlamında, Türkiye’nin gelişim ve kalkınma hamlesinden payını alamamış.

Karaman büyük bir köy olarak her gelişmeye uzaktan bakmış, Ya “bizde daha iyisi var” ya da “biz bunu ne yapacağız” diye burun kıvırmış. Halk, talepkâr olmamış, şehrinin ihtiyaçlarına bigâne kalmış.

Şehir merkezindeki bin yıllık tarihi kalesi, defnetmeye güç yetmediği için bir büyük ceset gibi yıllardır çürümeye terk edilmiş. 40 yıldır Kale’ye girmedim, eteklerinde tur atmadım. Kale’nin halinden şikayet edip çözüm isteyen kimseyi duymadım. Kalesine sahip çıkmayan şehir nerede görülmüş? Gidin kalesi olan şehirleri bir görün. Cıvıl cıvıl, insan kaynıyor. Oturacak yeri zor bulursunuz.

Karaman Belediyesi’nden en büyük şikayet, iletişimsizlik. Özellikle gazetecilere karşı akıl almaz bir set çekme durumu var. Makamda beş yıldır basın toplantısı yapmayan bir başkan oturuyor. Ben de payıma düşeni aldım. Birilerinin koltuğunun altına girmekle itham edildim. Övgüye teşekkür yok, eleştiriye tahammül… Üzülüyorum, hem de çok. Benim derdim, Karaman. Kimseyle alıp veremediğim yok.BELEDİYEDEN ARADILAR

Su sorunu yazım üzerine belediyeden aradılar. Samimi ve yumuşak üsluplu bir yönetici. Başkan arayacak değil ya! Karaman’da “başkan olunca ulaşılamaz kişi olunur” zannediliyor. Karaman’da başkanlar kimseyi aramaz. İster uyduruk bir derneğin başkanı, ister adı sanı duyulmamış bir STK, ister iktidara mensup partinin başkanı olsun… Elbette istisnalar var. Başkanlar kimi arayacaklarını bize mi sorsunlar? Başkan olmak kolay mı?

Karaman Belediyesi’nin kibar ve nezaketli yöneticisi, su konusuna açıklık getirdi. Bir bakıma Mevlüt Akgün’ün iddialarına yanıt verdi. Öncelikle size kötü bir haberim var. İster dikkate alın, ister sallayın… Karaman’da gerçekten su sorunu var.

Belediyeden arayan yöneticinin söylediklerini özetleyerek paylaşıyorum.
1- İbrala Barajı, Karaman’ın içme suyu için yapıldı.
2- Barajda bir sorun var diyerek su boşaltıldı. 3- Yağış yetersizliğinden baraj dolmadı.
4- İçme suyu olarak şehre verilecek olan suyun 10 milyon metreküpü, DSİ’ye siyasi baskı yapılarak tarımsal sulamaya verildi.

Yöneticinin söylediklerinin hepsi doğru. Dahası da var. Baraj havzasına kaçak ekim yapıp harman bile kaldırdılar. Bu hırsızlığa göz yumulmadı mı? Baraj alanına Konya’dan gönderilen iş makineleri iş yapmadan geri dönmedi mi? İbrala Barajı konusunu öyle sık yazdım ki, uzmanlık alanımın su veya baraj olduğunu düşünenler çıktı.

Dört kişilik bir ailenin yıllık su tüketimi ortalama 300 metreküpmüş. Karaman’da aylık su tüketimi de 1-1,5 milyon metreküp arasında değişiyormuş. Demek ki, siyasi baskı sonucu geçen yaz tarımsal sulamaya aktarılan su miktarı, Karaman’ın bir yıllık içme suyu ihtiyacı kadarmış. Karaman’ın 10 milyon metreküp suyunu kim içmiş, gördünüz mü? Yer altı su kaynaklarını bitiren çiftçiler. Kim aracılık yapmış, DSİ’ye kimler gitmiş?

Karaman Belediyesi, mevcut kuyulara takviye kuyular açmış. Şehirde su sıkıntısına sebep verilmemiş. En büyük eleştiri ise, şehri 15 yıl yöneten Ak Partili belediyeler döneminde su şebekesi, kanalizasyon ve diğer altyapının ihmal edilmesine yönelik oldu.

Gerçekten Ak Parti döneminde şehrin altyapısı unutuldu mu? Karaman’ın içme suyu şebekesi ve kanalizasyonu yenilenmedi mi? Ak Parti’nin ilk 15 yılda belediyelere oluk oluk para akıttığı yıllarda bizim başkanlar uyudu mu?

Mevlüt Akgün’ün içme suyu kaybı konusundaki iddiasına da itiraz geldi. Kayıp ve kaçak olarak gösterilen ve yüzde 60 olarak ifade edilen suyun, park ve bahçelerde kullanıldığı belirtildi. Karaman’da su kaybı söz konusu değilmiş.

Nereden bakarsanız bakın, durum içler acısı. Karaman’da su sorunu yaşandığı bir gerçek. Üstelik suyun koktuğundan muzdarip olmayan yok gibi. Ama yıllardır katlana katlana büyüyen su sorununu son 5 yılı emanet olarak üstlenen belediye yönetiminin sırtına yüklemek adil değil.

Türkiye’nin ekonomik koşulları son 5 yılda ne durumda biliyoruz. İki yılımızı da korona elimizden aldı. Başkan Savaş Kalaycı’ya bu konuda aşırı yüklenmenin doğru olmadığını düşünüyorum.

“Karaman’ın iki aylık suyu kaldığını iddia eden ben değilim. İktidar ortağı iki partiden büyük olanının belediye başkan adayı iddia ediyor. Doğru mu, yalan mı? Vatandaş bu iddianın cevabını duymak istiyor. Susmak, kabullenmektir.” diye bitirdiğim son yazıma Karaman Belediyesi’nden gelen yanıtı okudunuz. Bu yanıt, Savaş Kalaycı adına yapıldı. “Savaş Kalaycı, haydi açıkla” diye hücum edenlerden ricam: Lütfen yazıyı okuyun. Anlamadan yorum yapmayın.

Kafe, kütüphane ve sportif alanlara uzak duran, kültür ve sanata destek vermediğini bildiğim, bir çay içilecek mekânı bile olmayan Karaman Belediyesi’nden büyük işler beklemeyin derim.

Karaman’da dert çok, derman yok. Karamanlı seçmenin derman aradığına bir inansam; “Her zorlukta bir kolaylık vardır. Umutsuzluk Karaman’a yaraşmaz” diyeceğim. Ama diyemiyorum. İnşallah önümüzdeki beş yıl heba olmaz.

“Karaman’da Bir İlk” Başlıklı Yazı İçin Vicdani Açıklama

Karaman Kültür, Sanat ve Etkinlikleri Grubu’nun, şehir içi kültür turuna ilişkin yazıda, Karaman Belediyesi’nin bir eksikliğine dikkat çekerek, hem şehir içinde hem çevredeki tarihi ve turistik yerlere otobüs tahsis etmemesinden yakınmıştım. Bir okur yorum yapmış. Paylaşmak gereği hissettim. Meğer, benim önerdiğim konuyu 10 yıl önce “Vizyoner Başkan” Kâmil Uğurlu uygulamaya koymuş.

M. Kurşun’un yorumu:
“Kâmil Uğurlu başkanımız üstü açtık bir gezi otobüsü yaptırmıştı. Otobüsün üzerinde İmaret Cami/aşevinin İslam Eserleri Müzesi’nde sergilenmekte olan kapıları vardı. “Kapımız açıktır girene, lokmamız helaldir yiyene” yazmaktaydı. Bir traktörün çektiği sıralı koltukları olan başka bir gezi aracı daha yaptırmıştı. Bu araçlar özellikle hanımları gezdiriyordu. Ara ara gruplara belediye otobüsü tahsis ediyor, Karaman’ı gezdiriyor ve ikramda bulunuyordu.”

İşte liyakat, işte ufuk, işte kültürel hizmet. Karaman 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde Kâmil Uğurlu çapında bir belediye başkanı görmedi. Onu da siyasetin çirkin pençesi çabuk harcadı.

Ahmet Tek