Karaman’da Bu Yollar Lavanta Kokacak

Bir misafirliğe gitsem
Bana temiz bir yatak yapsalar
Her şeyi, adımı bile unutup,
Uyusam…
Kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksa
Kekikli, zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar
Nerede olduğumu hatırlamasam
Hatta adımı bile unutsam…

Sekiz dizeye misafirliği, temiz yatağı, uykuyu, kekikli, zeytinli kahvaltıyı, lavanta kokusunu sığdıran ve bu şiiri okuyanda huzur hissi oluşturan kişiye şair denir. Melih Cevdet Anday, edebiyat dünyamızın babalarındandır. Kendisine birçok takma isim seçmiştir ve bunlardan biri de Murat Tek’tir. Sevme nedenim belki budur.

Melih Cevdet’i yâdıma düşüren, lavanta kokusu oldu. Hem de Karaman’dan, Toroslar’ın bağrından, Göksu’nun yamacından gelen lavanta kokusu. Lavanta kendine özgü buram buram eşsiz kokusu ve dikkat çekici rengiyle en çok sevdiğim çiçekler arasındadır.

Su Uçtu Şelalesi’nin Çağdaş Ferhat’ı, Toroslara Kral Yolu yaptıran Karamanlı iş insanı Celâleddin Ölmez’i unutmuş olamazsınız. Ölmez’in yaptıklarını bu köşede birkaç kez anlattım. Onun boş durmayacağını biliyordum.

Geçtiğimiz yıllarda Bıçakçı Köprüsü sapağından Bostanözü köyü yol ayrımına kadar olan 3 kilometrelik güzergâha binlerce zakkum diken Celâleddin Ölmez, bu yıl kafayı lavantaya takmış. Elini öylesine çabuk tutmuş ki, yalancı baharı fırsat bilip, 3 kilometrelik yolda lavanta dikimini bitirmiş.

Celalettin Ölmez’in hayat felsefesi, “ÖMRÜMÜZÜN SONUNA KADAR
DURMAK YOK, YOLA DEVAM !..” O, köyüne sevgisini hizmetle göstermeyi tercih edenlerden. Tabiat aşığı. Taşı da seviyor, toprağı da… Ağacı da çiçeği de… Kuşu da böceği de. Göksu sevdalısı.

Celalettin Ölmez, Bostanözü’ndeki bahar çalışmalarını sosyal medya üzerinden paylaşmış. “Önceki yıllarda zakkumla donattığımız Göksu Nehri Bostanözü köyü yolunu geçen yıl başlattığımız lavanta dikimini 450 tüplü fideyle sonlandırdık. İnşallah Mayıs ayında, rengârenk zakkumlar ve mor lavantalar açmasıyla harika bir yol olacak” demiş.

Kral Yolu’nun açılışına katılmış, Celâlettin Ölmez’in emek verdiği haşin coğrafyayı yakından görme fırsatı bulmuştum. Yapılan işler, uzaktan göründüğü gibi değildi. Ha iğneyle kuyu kazmışsın, ha kazma kürek işlemez kayaları kırıp zakkum dikmişsin. Onları tek tek sulamak bile başlı başına büyük iş.

Kral Yolu’ndaki işçilik ise akıl alır gibi değildi. Yerinde görmek gerekirdi. Nasipmiş, gördüm. Ne zahmetli işmiş, bir kaç fedâkar insanın azmiyle bir zorlu iş başarılmış. Takdir etmemek elde değil.

Şelaleyi, anıt çınarın dev dallarıyla gölgelediği parkı ve Kral Yolu’nu gezerken, bu işe emek verenlerle birlikte olmaktan gurur duymuştum. Daha sonra Celalettin Ölmez’in bahçesinde oturup sohbet etmiş, kavurma ve pirzola ikramını afiyetle yemiştik. Üstüne içtiğimiz közde demlenmiş çayın kokusu ise bir başkaydı.

Celalettin Ölmez’in geçmişteki çalışmalar sırasında en büyük derdi, köylerde eli tutan insan kalmadığından iş yaptırmanın güçlüğüydü.

Boşalan köyler, gençlerin terk edip şehirlere taşınması sonucu yaşlıların yaşadığı yerleşimler Türkiye’nin kanayan yarası. Bu yarayı sarmak için çaba harcandığını görsek, belki yüreğimiz rahatlayacak. Karaman’da da bu sorun yaşanıyor. Köylerde yaşayan insan sayısından çok mezar taşı görürsünüz. Köyler yaşlılarla ölülere kalmış.

Celalettin Ölmez’e lavanta dikiminin son haftasında Koca Yusuf Şimşek, Yaşar Akgün ve İsmail Sıcakyüz yardımcı olmuş. Emeklerine sağlık.

Celalettin Ölmez’in bir mesajı bir de duası var. Hepimizin kulağımıza küpe olacak bir mesaj ve yürekten “Amin” diyeceğimiz bir dua:

“Yüce Allah ömür verdiği sürece, hayra, iyiliğe, güzelleştirmeye devam. Lütfen herkes, köyüne, mahallesine sahip çıksın. Güzel çevreye, ileri, mutlu bir Türkiye’ye böyle ulaşabiliriz.

Herkesin işini düzgün yaptığını görmek beni mutlu ediyor. Herkesin işi dışında başkaları için fedakârlık yaptığı bir dünyaya bayılıyorum. Allah’tan iyi insanlar, fedakâr ve cömert insanlar var. Onlar şiir gibi, şarkı gibidir. Huzur dağıtırlar. Yoksa bu dünya çekilmezdi.”

Melih Cevdet’in lavanta kokusunun kaynağı bundan böyle Karaman’dır. Torosların zeytin ve zakkum kokularının yeni kardeşi de lavantadır. Sazıyla, sözüyle, alın teriyle, fedâkarlığıyla Anadolu’yu renklendiren, canlandıran güzel insanların sayısının artması dileğiyle. Karaman şanslı; Celalettin Ölmez’i var.

Bu yazıyı yazmadan önce Vedat Ozan’ın dört ciltten oluşan Kokular Kitabı’nı okuyordum. Kitapta altını çizdiğim satırlardan birçoğu lavanta ile ilgiliydi. Bebeğin koku tanıması, özellikle anne kokusunu tanıması, onu sakinleştiriyormuş. Anne kokusu dışında bunu sağlayan bir koku daha varmış. Lavanta formüllü bir koku koklatıldığında, bebeklerin adrenalin salgıları azalıyor ve gevşiyorlarmış.

Yine aynı kitapta; lavanta, leylak ve frezya sakinleştirici kokular arasında gösterilmiş. Bir erkeği cinsel olarak en çok uyaran koku, lavanta ile bal kabaklı turta kokularının karışımı bir kokuymuş. Deney, ABD’nin ‘Koku ve Tat Araştırmaları Vakfı’ tarafından yapılmış. Lavanta hemen her yerde cinsel uyarıcı ve afrodizyak kokular arasında yer alıyormuş. Devamı var ama burada yazmaya cesaret edemedim. +18 kapsamında olmasa da burada paylaşmak içimden gelmedi.

Lavanta, salatalık, vanilya ve yeşil elma kokusu, asansörde gerginlik yaşayanlara iyi gelen kokularmış. Tüm denekler ölçeğinde lavanta kokusunun sağladığı rahatlama ve endişe azalması hali yüzde 83’müş. En yüksek oran lavantada bulunmuş.

Kokular Kitabı’nın “Parfümler” başlıklı üçüncü bölümünde lavanta bahsine girersek hiç çıkamayız. İmparatoriçe Josephine’nin, çocuk doğurmadığı için kendisini boşayan Fransa İmparatoru Napolyon’a bir cinliği olmuş ki, inanılır gibi değil. Cinliğin maddesi lavanta. Yatak odalarının mahremiyeti var. Uzak durmak lazım.

Lavantanın girmediği parfüm şişesi neredeyse yok. Türkiye’nin en hoş kokulu kolonyalarından biri de lavanta. Karaman’da lavanta tarlalarımız çoğalıyor. Lavanta sanayi ürünü olma yolunda hızla ilerliyor.

Kokular Kitabı’nın “Lezzetler” başlıklı 4. cildinde, lavantadan özyağ olarak söz ediliyor. Yazar, “Lavanta suyuyla yapılmış marmelat, nefis aromasıyla hâlâ mutfağımdaki kavanozunun içinde duruyor” demiş.

Lavanta suyu karıştırılmış yiyecek tadıp tatmadığımı düşündüm, bulamadım. Sonra aklıma lavanta balı ve lavanta kokulu kurabiyeler geldi. Lavantanın girmediği yer mi kaldı. Kendisini görmesek de kokusu her yanda.

AHMET TEK