Sözünüzün Eri Olun, Sözünüzün Avradı Olmayın! Karıncaya Binip Deveyi Kucaklamayın

Argoda kullanılan “Karıncanın belini incitmemek” benzetmesini çok duydum. “Karıncaya binip deveyi kucaklamak” sözünü ise yeni öğrendim. Abartma ve hiciv sanatının şahikası olan sözün sahibi Karasakal Hoca. Başlıktaki “Sözünüzün Eri Olun, Sözünüzün Avradı Olmayın!” uyarısı da Karasakal Hoca’dan. X hesabından fırlamış gibi.

Geçen haftanın sürprizi kargodan çıktı. Milli Eğitim ve Çalışma eski Bakanlarımızdan Prof. Dr. Ömer Dinçer, yazar ve tasavvuf araştırmacısı Mustafa Özdamar’ın 1995 yılında TİMAŞ yayınları arasında çıkan “Karasakal Hoca” kitabını nereden bulmuşsa bulmuş, göndermiş.

Kitaba adını veren Karasakal Hoca, Karaman’ın gururu, gülümseyen ve gülümseten yüzü Mehmet Ali Kırboğa’dan başkası değil. Kitaptan haberdardım ama bende yoktu. Karasakal Hoca da bile yokmuş. Kitabı bulup okumamı çok istiyordu. 24 yıl önce yayımlanmış, yeni baskısı yapılmamış. Bulamamıştım. Ömer Hocama teşekkür ederim.

150 sayfalık kitabı bir çırpıda okudum. Seçim atmosferinin bunalttığı ortamda beni oksijeni bol diyarlara götürdü. Kitapta yer alan öyküleri ileride sizlerle paylaşmak isterim. Karasakal Hoca’nın politikacılara duasının yer aldığı bölümü okurken, altını çizdiğim satırların “tam vakti” diyerek, adaylara ve seçmenlere yararlı olacağını düşündüm.

Kitapta “Karıncaya binip deveyi kucağınıza almayın” nasihati bölüm başlığı olarak kullanılmış. Karasakal Hoca, önce körlük çeşitlerini saymış:

  • Kerata körlüğü,
  • Tavşan körlüğü,
  • Far körlüğü,
  • Yarasa körlüğü,
  • Köpek eniği veya kedi yavrusu körlüğü,
  • Canavar körlüğü,
  • Köstebek körlüğü.
  • Bunların hepsinin karışımına da politikacı körlüğü demiş.

Karasakal Hoca, vaatlerin havada uçuştuğu bugünlerde birçok siyasetçiye kapak olacak sözü kendisinden dua isteyen politikacılar için kullanmış: Karıncaya biniyorlar, deveyi kucaklıyorlar!
Gücünüz ne, havanız ne! demek istiyor. Atmayın, bol keseden sallamayın, abartmayın diyor.

Karasakal Hoca, en büyük, en makbul, en etkili duanın halka hizmet olduğunu belirtmiş. Sonra devam etmiş:
“Halka, adalet ve ihsan üzere hizmet götürebildiğiniz sürece yer de gök de, yerdekiler de göktekiler de size hayır dua ederler. ‘Mahlukat Allah’ın ailesidir’ diye bir söz var.”

Karasakal Hoca’nın nasihatlerine lütfen dikkat:

  • Halkın gözünü boyayan, gözünü oymuştan daha beter bir iş yapmış olur. Halkın gözünü boyamayın.
  • Karıncaya binip de deveyi kucağınıza almayın!
  • Yapabileceğiniz, tutabileceğiniz sözler verin.
  • Sözünüzün eri olun, sözünüzün avradı olmayın.
  • Mitinglere, meydanlara, kürsülere, mürsülere çıktığınızda, kokmaz ‘zart ossurak’ gibi ortalığa yalan yanlış lâf salmayın.
  • Halkı enayi sanmayın. Halk enayi değildir.

Devamı var ama ben burada nokta koyuyorum. Karaman’ın bilgesi, Karaman’ın duayeni, Karaman’ın güzel adamı Karasakal Hoca’ya kulak verin.

Notlarımın arasında siyasetin tarifini buldum. “Siyaset, karıncaların belini incitmeden istediğini ellerinden alma sanatıdır” yazmışım. Kime ait olduğunun notu yok. Sosyal medyadan alıntı yapmış olmalıyım.

Karaman’ın su sorununa devam edecektim. Karaman Belediyesi’nin su ve altyapı çalışmaları konusundaki açıklamalarına AK Parti kanadından tepki geldi. Bakalım su savaşlarının kazananı kim olacak? Bir sonraki yazıda ele alacağım.

(*) Önemli Not: Başlıkta cinsiyet ayrımı olarak kadın ve erkekten söz edilmiyor. Bir söyleyiş biçimi olarak “verilen sözün tutulması” gerektiğine vurgu yapılıyor. Sözün cinsiyetçi söylem olarak değerlendirilmesinden Karasakal Hoca’nın rahatsız olacağının bilinmesini isterim. İster erkek, ister kadın, kişi verdiği sözün gereğini yerine getirmelidir. Bu ilke, sadece siyasetçiler için değil, toplumun her bireyi için geçerlidir.AHMET TEK