940 bin nüfusla Türkiye’nin en büyük üçüncü ilçesi. 360 bin Suriyeli’nin yerleştiği ilçe. Adını Milli Mücadele’nin şehit komutanından, işgalci Fransızlara direnişin sembol kahramanından aldı. Bu hafta oradaydım. Yani Gaziantep’in Şahinbey İlçesi’nde… Depremin ardından gittiğim Gaziantep’i bu kez büyük acının yıldönümünde yeniden görme imkanı buldum.
Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’nun davetlisi olarak Kültür ve Sanat Muhabirleri Derneği Başkanı İbrahim Gökdemir ve dernek üyesi 7 gazeteci Ankara’dan Gaziantep’e gittik. Havaalanında Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mehmet Dinli ve ekibi tarafından karşılandık. İlk durağımız, şehrin en eski yerleşimlerinden ve geleneksel Antep konaklarıyla bir masal diyarını andıran Şehreküstü bölgesi oldu.
Belediye bir konağı Şiveydiz Restoran olarak hizmete açmış. Şiveydiz, Gaziantep’in coğrafi işaret tescili almış, taze sarımsak ve kuzu etiyle yapılan yemeğidir. Bizi konağın üst katına aldılar. Geniş bir odada, sedirle çevrili, uzun ahşap sofra kurulu. Bir tür yer sofrası, bağdaş kuranımız da oldu, tek dizini kırıp oturan da. Geleneksel Japon sofrasının benzeri.
Sofrada Gaziantep’in damak zenginliğinin onlarca çeşidi, peynir, reçel, zeytin çeşitleri, sucuklu yumurta, bal, tereyağı, yeşillikler, kuruyemiş çeşitleri, taze ekmekler, kuş sütü eksik. ( Karaman Belediyesi’nin çay içilecek mekânı olmadığını hatırladım)
Uçakta iken yan yana oturduğum gazeteci arkadaşa, “Kahvaltıya ya ciğere gideriz ya beyrana” demiştim. Sofradaki zengin kahvaltılık çeşitlerini görünce, “Demek ki Gaziantep’in ikramı da değişmiş” diye düşünürken, bakır kâseler gelmeye başladı. Taş konağın sofra kurulu odasını mis gibi bir koku sardı. Kâsenin içindekinin beyran olduğunu ilan eden bir kokuydu odaya dolan.
Acılı beyran bol etli ve çok lezzetliydi. Tadı damağımda kaldı. Karamanlı için arabaşı ne ise Antepli için beyran o.
Peynir çeşitlerinin ve zeytin ezmesinin tadına bakmadan olmazdı. Katmer incecik, çıtır ve sıcacıktı. Çekilmiş Antep fıstıklı, bol kaymaklı, baklava yufkasından, tereyağlı, az şekerli lezzet bombasının adıdır katmer. Dünya Gastronomi kentlerinden olan Gaziantep’in coğrafi işaret tescilli lezzetlerinden biri de katmerdir.
Kahvaltının finalinde menengiç kahvesi vardı. Bu ürün de Gaziantep melengiç kahvesi olarak coğrafi işaret tescili almış.
Sofrada, beyran, katmer, melengiç kahvesinden başka coğrafi işaret almış yiyecekler arasında Antep kurabiyesi, Antep muskası, Antep sıkma peyniri, Antep tırnaklı pidesi, nohutlu dürümü, zahter balı, Antep pekmezi, Antep karası kuru üzümü, patlıcanı ve biberi de vardı. Bir kahvaltıda 13 coğrafi işaretli ürünü tattık. Benim atladığım yiyecekler de olabilir. 110 kadar coğrafi işaretli ürünü olan bir şehir için bu sayı normal sayılabilir.
Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, esprili, hiperaktif, sportmen ve fit biri. Özgüveni yüksek, gözlerinin içi gülüyor. Kahvaltı boyunca sohbet ettik. Üç dönemdir belediye başkanı. 3 seçimi açık farkla kazanmış. Görünen o ki 4. kez seçilecek.
Başkan Tahmazoğlu’nun üzerinden büyük bir ağırlık kalkmış, rahatlamış. Çünkü daha birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırlamışlar. Türkiye’nin ikinci büyük camisinin açılışını Cumhurbaşkanı’na yaptırmışlar. Çamlıca’dan sonraki en büyük cami Tahmazoğlu’nun eseri. Cumhurbaşkanı’ndan övgüler almış. Cumhurbaşkanı Erdoğan hâlâ her gittiği yerde Şahinbey Belediye Başkanı Tahmazoğlu’nun yaptıklarını öve öve bitiremiyor.
Şahinbey Millet Camisi, inanılmaz güzellikte. İhtişamı, caminin estetiğini ezmemiş; aksine daha da ön plana çıkarmış. Sadece cami değil, onlarca bölümüyle birkülliye demek daha doğru olur. 45 dönüme yakın bir alanda muhteşem bir eser. 6 minareli. Bahçe alanıyla birlikte 34 bin kişi ibadet edebiliyor. Miraç Gecesi 40 bini aşkın kişi Şahinbey Millet Camisi’ne gelmiş. Camiyi ayrıca yazacağım.
“Kâmil Uğurlu Karaman’a ne yaptı?”
Millet Camisi’ni ziyaret sırasında, Kâmil Uğurlu aklıma düştü. Karaman’a Ahmet Yesevi Camisi’ni ve yeni musallayı kazandıran efsane belediye başkanını… Açılışı Kâmil Uğurlu’ya nasip olmadı. Bir vefalı yazar çıkıp Ahmet Yesevi Camisi’ni ve Kâmil Uğurlu’nun bu eser için verdiği emeği dile getirmedi. Yesevi Cami’nin öyküsü hâlâ yazılmadı. İbadete açılalı 5 yıl olmuş. Yazılacağını da sanmam.
“Kâmil Uğurlu Karaman’a ne yaptı?” sorusunu soracak kadar utanmaz ve arsızlaşanları gördüm. Daha geçen hafta biri çıkmış, “Saray Karaman’a ne yaptı ki” diyerek cehaletini sergilemedi mi? Benim için bile “Karaman’a ne yaptı ki!” diyen çapsızları biliyorum. Bir gazeteci olarak Karaman’a ne yapmamı bekliyorsa artık.
Şehir Mezarlığı’nın bugünkü hali de Kâmil Uğurlu’nun mirası. Ne çabuk unutuluyor eski bakımsız, ottan, dikenden geçilmeyen mezarlığın içler acısı durumu. Mezar taşlarına sahip çıkması bile başlı başına büyük iş.
Bir şehrin yüzünü karartanlar iki gruptur. Birinci grupta cahiller sürüsü yer alır, diğer grupta vefasızlar. Aslında vefasızlık cehaletin çocuğudur.
Kahvaltı sonrası Başkan Tahmazoğlu’nun sunumunu izledik. Bu ülkenin gücünün ve potansiyelinin büyüklüğüne bir kez daha tanık oldum. Türkiye’yi, liyakatli, gayretli ve işinin aşığı proje adamları ayakta tutuyor. Türkiye büyük ülke; yeter ki potansiyeli değerlendirilsin. Yeter ki, her iş ehline verilsin. İster devlette, ister yerel yönetimlerde ister özel sektörde. Türkiye işte o vakit uçar.
Şahinbey Belediyesi neler yapmış neler! Onun Gaziantep’e yaptıklarını belediye başkanlığı döneminde Melih Gökçek Ankara’ya yapmadı. Ankara’nın son beş yılı ise kayıp yıllar olarak hatırlanacak. Bu dönemde çivi çakılmadı. Belki benim görmediğim gizli büyük işler yaptılar!
Şahinbey ile Karaman’ı mukayese edecek değilim. Şahinbey Belediyesi’nin yanında Karaman bir mahalle hükmünde.
Başkan Tahmazoğlu’nun yaptığı eserlerin büyük bölümünü gezip görme imkanım oldu. Her gezdiğim yerde “illa liyakat, illa ehliyet, illa dirayet” demekten kendimi alamadım.
Örnek mi? 10 bin 350 ev yıktırmış. Dönüşüm projesini gerçekleştirmiş. Herkes yeni evlerine yerleşmiş. Sanayi sitesi merkezden yeni bir alana taşınmış.
Karaman’da üç beş evden oluşan Topucak Projesi bile yapılamadı. Koçakdede, Abbas mahalleleri öylece duruyor. Son Karaman ziyaretimden aklımda kalan boyalı kaldırım taşları. Bir dönem bir elma ürünü icat edileceği söyleniyordu. Galiba o da unutuldu.
Şahinbey Yeşilvadi Millet Bahçesi, Türkiye’nin en büyüğü. Bakanlık değil, belediye kendi imkanlarıyla yaptırmış. 1 milyon 700 bin metrekare. 3,5 kilometre bisiklet yolu, 7.800 metre yürüyüş yolu, 6 bin 800 ağaç, 98 bin çalı, içinde cami ve sosyal donatı alanları. Karaman Gökçe Çamlığından üç kat büyük.
Karaman Aktekke Millet Bahçesi ile kıyaslamanızı isterim. Aktekke Millet Bahçesi’ni bakanlık yaptırdı. 43 bin 700 metrekare. Bisiklet yolu 641, yürüyüş yolu 1.260 metre. Ağaç sayısı 857, çalı sayısı 28 bin.
Şahinbey’dekinin yanında minyatür gibi kalsa da Karaman’ın da bir millet bahçesi var. Ama belediye ile ilgisi yok. Çünkü belediye, Aktekke Millet Bahçesini devralmamış. Millet Bahçesine Valilik, daha doğrusu Özel İdare bakıyor. Bunu biliyor muydunuz? Galiba Türkiye’de tek örnek.
Şahinbey’den Çanakkale’ye 180 bin öğrenci ve vatandaş geziye götürülmüş. Hedef, her öğrenciyi Çanakkale’ye götürmek. Hem de uçakla. Müthiş bir organizasyon. Birçok kişi, ilk kez deniz görüyor, ilk kez uçağa, vapura biniyor, ilk kez bir başka şehre gidiyor. Karaman Belediyesi’nin Taşkale’ye bile öğrenci götürecek dermanı yok.
30 bin üniversite öğrencisine, toplamda 240 milyon lira destek verilmiş. (Her bir öğrenciye yıllık 8 bin lira.)
Okumayı teşvik amacıyla öğrencilere ve vatandaşlara toplam 12 milyon kitap dağıtılmış.
Şahinbey ilçesi Türkiye’nin en büyük aşevine sahip. Her gün 12 bin kişiye, üç çeşit öğle yemeği veriliyor. Her sabah işçi ve öğrenciler başta olmak üzere 16 bin kişiye çorba ikram ediliyor. Yemekleri süper. Keşke bir gün Türkiye’nin gurmeleri ve yemek yazarları orada buluşup tadım yapsalar ve sonuçlarını paylaşsalar.
Aşevini gezdim. İnanılmaz büyüklükte. Hijyenik. Yöneticileri başta olmak üzere 57 personel işini aşkla yapıyor. Suratı asık bir kişi görmedim. Verimli çalıştıkları üretimden belli. 24 saat çalışan bir ekip. Binlerce ihtiyaç sahibine her gün en kaliteli malzemeden lezzetli yemekler yapmaktan mutlular. Hizmete girdiği günden bu yana aşevinde zeytinyağı ve tereyağından başka yağ kullanılmamış. Yakın zamana kadar tavuk eti de girmemiş. Vatandaşların talebi üzerine bir süredir tavuk eti de kullanılır olmuş.
Bir öğleyin aşevinde yemek yedik. Menüde ciğer sote, kuzu eti güveç, coğrafi işaret tescilli Antep içli köfte, coğrafi işaretli sumakla tatlandırılmış ezme, nar ekşili salata, coğrafi işaretli Antep baklavası, coğrafi işaretli bülbül yuvası ve kadayıf vardı. Çorba ile dövme bakırdan yapılmış bardaktan ayran, melengiç kahvesi de ikramlar arasındaydı.
Gaziantep izlenimlerim devam edecek. “Gaziantep’ten bize ne?” diyenlere önerim: Hızlı trene binin, bir Konya turu yapın. Belediyelerin ne büyük işler başardığını gözlerinizle görün. Sonra bir de Karaman’ı dolanın. Ne demek istediğimi daha iyi anlatmış olurum. “Karaman Belediyesi’nin hizmetlerini niye yazmıyorsun?” diye sorup, yazdıklarımı okumaktan acizlere, bir de “Hâlâ anlamadım” diyenlere iyi uykular dilerim. (Karaman Belediyesi ile ilgili en çok yazı yazan kişi olduğumu iddia ediyorum.)
Karaman’ın belediye hizmetlerinde çok gerilerde kaldığını görmenin zamanı geçmedi mi?
Dileğim, Karaman’da 31 Mart’ta sandıktan liyakatli, ehliyetli ve dirayetli bir belediye başkanının çıkması. Belediye başkanı yerine 5 yılı heba edecek bir “muhtar” seçilirse vah ki vah!
Not: Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, “Bu büyük yatırımlara kaynağı nereden ve nasıl buldunuz?” soruma şu yanıtı verdi:
Belediye başkanı istediği her şeyi yapabilir. Sadece iki şeyi yapması yasaktır:
1- Para basmak,
2- Adam öldürmek.
AHMET TEKHatırlatma: Bu akşam Lütfi Elvan Fuar ve Kongre Salonu’nda İsmail Keçeci’nin şefliğini, Özden Mısırlıoğlu Uysal’ın sunuculuğunu yaptığı, Karaman Kültür Sanat Topluluğu’nun 6 Şubat asrın felaketi için farkındalık yaratma amaçlı “Türküler Bizi Anlatıyor” adlı Türk Halk Müziği konseri saat 20.00’de başlayacak.