Başını Kesip Cesedini Bir Çukura Atmışlar

Karaman’da onun adını duymayan, bilmeyen yok. Adı mahalleye, okula, parka ve bir vadiye verilmiş. Şehrin en merkezi yerinde heykeli var. Dünyaca ünlü bir denizci ve Karamanlı. Yaygın kullanılan adıyla Pirî Reis. Çok önemli bir şahsiyet. Her Karamanlı onun hakkında yüzeysel de olsa bilgi sahibi olmalı.

Asıl adı Muhyiddin Pîrî Bey’dir. Künyesi Ahmed ibn-i el-Hac Mehmed El Karamanî’dir. Amerika’yı gösteren Dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı kitabıyla tanınmıştır.

Pirî Reis’in mezarının bile olmadığını biliyor muydunuz? 85 yaşında iken başının kesildiğini ve cesedinin bir çukura atıldığını duydunuz mu? Bir vakitler kahramanlar kahramanı olan bir adamın hayatının sonu çok korkunç olmuş. Pirî Reis’in boynu vurularak idam edildiği yıl 1554, tahtta Kanunî Süleyman oturuyor. Hint Kaptanı lakaplı Karamanlı ünlü denizcinin cenazesi, her idam mahkûmu gibi bir çukura atılıyor. Bu kadar tarihi bilgi yeter.

Seferler Kitabı

Türkçe Sözlük’e göre ‘sefer’ kelimesinin ilk anlamı yolculuk. Araplar ‘sefer’ kelimesini bir şeyin yüzünden örtüsünü kaldırmak anlamında kullanırmış.

Sefer, ilk dönem sufîleri için tasavvufun olmazsa olmaz şartlarındanmış. Sufîlerin sefere çıkma sebepleri hac, cihat, manevî hallerin gelişmesine faydalı olacak kimselerle ve şeyhlerle görüşmek, akraba ziyareti, haksızlığı önlemek, eğitim ve mübarek yerleri ziyaret etmekle sınırlıymış. Memleket görmek, dolaşmak ve rızık aramak için değil, bu sebepler hoş karşılanmamış.

Karaman’dan döndüğüm akşam, Trakya’da okuyacağım kitapları seçmek için kitaplığa girdim. Elime gelen ilk kitap, Nefes Yayınları’ndan “Seferler” oldu. Ne vakittir kitaplıkta durduğunu hatırlamıyorum bile. İbnü’l Arabî ve Abdülkerîm Cîlî’den, Muhammed Bedirhan çevirmiş. Bitirinceye kadar bırakamadım. Yukarıdaki paragrafı da Seferler kitabından aldım.

Günümüzde gezi veya seyahat, tatil kavramıyla özdeşleşti. Karaman gezime tatil diyemem. Temposu yüksek bir geziydi ve çok güzel geçti. Görüştüğüm kişiler ve gezdiğim yerlerle ilgili notlarımı gözden geçirirken, sefer kelimesinin Arapçadaki anlamına uygun bir iş yaptığımın farkına vardım.

Havuzları Var, Suları Yok

Karaman’da belediye hizmetlerine ilişkin izlenimlerimi ilk günden yazdım. Karaman’ın Gülistan’ı diyerek, şehir mezarlığındaki gülleri, ağaçları ve mezarlıkların bakımlı halini anlattım. Kâmil Uğurlu’yu ve mezarlık için yaptıklarını hatırlatmaya çalıştım.

Kâmil Uğurlu’yu bir kez daha yazacağım. Piri Reis Vadisi’ni o yaptırmış. O bölgeye girince farklı bir şehirdeymiş hissine kapıldım. Minik havuzlar biçiminde kilometrelerce uzanan rekreasyon alanının güzelliği pek az şehirde vardır. Şehircilik bir bilim. Şehirleri “bilenlere” emanet etmeli. Neyse…

Geçtiğimiz yıllarda bu bölgeyi sosyal medya paylaşımlarından görmüş, fıskiyelerin spotlar altındaki renkli ve ışıltılı haline hayran kalmıştım. Etrafında kafeler var, oturacak yer bulunmuyor diye anlatmışlardı.

İlk hayal kırıklığım Piri Reis Vadisi’nde oldu. Havuzlara su verilmemiş, fıskiyeler çalışmıyor. Yağmurdan sonra yerler balçığa dönmüş. Belediye burayı neden susuz bırakır ki? Kâmil Uğurlu, “gel de gör yaptırdığın o güzelliklerin atıl halini” diyesim geldi.

Meğer Kuğulu Park da aynı dertten muzdaripmiş. Garip kuğular, boş havuza bakmaktan yorulmuş olmalılar. Şehrin merkezindeki şirin mi şirin bir güzellik neden görmezden gelinir. Havuzlara su verip fıskiyeleri faaliyete geçirmek çok mu zor? Üstelik park, ne zaman yakınından geçsem, tıklım tıklım dolu.

Türk Dünyası Kültür Parkı hakkında daha önce uzun bir yazı yazmıştım. O yazıda, “Karaman’ın en güzel seyir yeri neresidir?” sorusuna muhatap olsam, Türk Dünyası Kültür Parkı’dır, yanıtını veririm.” cümlesini kurmuşum.

Türk Dünyası Kültür Parkı bizim gezdiğimiz saatte kalabalıktı, yürüyenler, koşanlar, spor yapanlar, piknikçiler… Üstelik hafta içiydi. Boş havuzlar burada da karşıma çıktı. Karaman’da havuzların boş bırakılmasının bir hikmeti olmalı (!)

Diğer parklarda durum ne, bilmiyorum. Gezecek vaktim olmadı. Türkiye’nin en ucuz suyunun satıldığı bir şehirde havuzlar niye boş bırakılır ki? Evliya Çelebi bu duruma tanık olsa, Seyahatname’ye “Karaman diyarını gezdim. Binbir güzellik gördüm. Velakin, havuzları var, suları yoktu. Kurbağalar bile buraları terk etmiş. Bunda bir keramet aradım, bulamadım” diye yazardı.

Tarafsız jüri oluşturulsa, Türkiye’nin en temiz kenti seçimi yapılsa Karaman açık ara farkla birinci olur. Bu konuya ilişkin görüşlerimi sonra yazacağım. Şehrin temizliğini kusursuz yapan, parkların bakımını aksatmayan, yol boylarındaki ağaçları düzenli sulayan, nerede boşluk varsa orasını gül bahçesine çeviren bir belediyenin havuzları boş bırakması… Tezat dedikleri şey bu olmalı.

Ahmet Tek