Ben Karadağ sevdalısıyım. Karadağ’la ilgili her haber ilgimi çeker. Karadağ’a ait onlarca yazı yazdım. Benim için Karaman, önce Karadağ’dır. Karadağ, Karaman’ın sırtını dayadığı bir atadır.
Köyüm Karadağ’ın eteklerinde. Babamın lakabı Dağlı’ydı. Evimizin salonundan Karadağ’ın zirvesi görünürdü. Karadağ’a bakmaktan haz alırdım. Karadağ, seyri güzel, esin kaynağı dağlardan.
Ne yazık ki Karaman’da Karadağ’a ait bir tabela, bir şirket adı, amblem, logo vb. hiçbir şey yoktu. Bunun mantığını bir türlü anlayamazdım. “Karaman, Karadağ’ın farkında değil” diye üzülürdüm.
Karadağ Adını Marka Yapan Yiğit
Aradan belki kırk yıl geçti. Bir tarihte Ankara’dan gelirken, Karaman girişinde yeni ve büyük bir yapıda bir tabela gördüm. Yıllardır beklediğim bir aşk mektubu almış gibi oldum. Tabelada “Karadağlı” yazıyordu. Tasarımı çok güzeldi; rengiyle ve yazı karakteriyle beni cezbetti. Binanın konuşlandırıldığı yer Karadağ’a hakim bir konumdu.
Nasıl mutlu oldum, hâlâ o günü hatırlarım. Karadağ’ı ilk kez bir iş yeri ismi olarak görüyordum. Kimdi bu ismi seçen? Köylüm olsa duyardım. Bir Karadağ aşığı olduğuna emindim. “Bu yiğit kim?” diye çevreme sorduğumu hatırlıyorum. “Karaman dışından bir yatırımcı olmalı” diye düşünmüştüm.
Türk dilinin kalbinde, özbeöz Türkçe bir kelime, şehrin simgesi olacak bir dağın adı seçilmiş. Tabelalarında yabancı dilden veya uydurulmuş kelimelerden iş yerleri açma modası salgını varken, “Karadağlı” adını Karaman’ın hak ettiği bir onur belgesi gibi değerlendirmiştim.
Meğer Karadağ’ı iş yerine isim olarak seçen ve kendisini “Karadağlı” olarak tanıtan kişinin kim olduğunu öğrenmek için bugünü beklemem gerekirmiş.
Bu kişi, Binbir Kilise Yüzey Araştırmaları çalışmalarındaki ekibin yemeklerini üstlenmiş. Öylesine cömertlik sergilemiş ki; “Canınızın çektiği yemekleri bildirin, sizlere onu hazırlatırım” diyen bir nezaket timsaliymiş. Karadağlı Restoran’ın sahibiymiş; adı Osman Yurtsever. Karadağ sevdası, iş yerine seçtiği isimden belli. Henüz tanışmadık.
Karadağ milim milim inceleniyor
Duymayanlar için kısa not: Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Erken Hristiyan ve Bizans Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İlker Mete Mimiroğlu başkanlığında çok farklı disiplinlerden gelen akademisyenlerden kurulu bir ekip tarafından Karadağ’da iki yıldır “Binbir Kilise Yüzey Araştırmaları” yapılıyor.
Çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle yapılmasına rağmen, her harcama Karaman’ın cömert kuruluşları tarafından karşılanıyor. Devlet bütçesinden tek kuruş çıkmıyor. (Bu konuya ilişkin daha sonra bir yazı paylaşacağım.)
Onlarca akademisyen, araştırmacı ve çalışan, Karadağ’ın sırlarını ortaya çıkaracak ip uçlarını ararken, bu kadar kişinin ne yiyip içtiğini, yemek ihtiyaçlarının nasıl karşılandığını merak ettim. Aç ve susuz çalışacak halleri yok ya!
Merakım sonucu adını ilk kez duyduğum bir kahraman karşıma çıktı. Adını duymamış olmak benim eksikliğim. Oysa çok önceden tanışmak istediğim bir kişiydi. Kısmet olmayınca olmuyor. Her şey vaktini beklermiş. Osman Yurtsever adını böyle duydum. Karadağlı markasının ardındaki yiğit de oymuş.
İ. Ethem Büyükköse’den rica ettim: Osman Yurtsever’den kısa öz geçmişini ister misin? Geldi ve öyle bir yaşam öyküsü ile karşılaştım ki, sizlerle paylaşmak istiyorum.
Böyle Yurtseverlere can kurban
Osman Yurtsever, Hacıali Yurtsever ailesinin 7 oğlan, 3 kız, 10 çocuğunun 5’incisiymiş. Karaman’ın en uç noktada yer alan ova köyü Kameni’de 27 Mayıs 1960’da doğmuş. Kameni, Karadağ’ın kuzeyinde yer alır. Kamenililer Karaman’da güzel işler yapıyor. Aralarında uzaktan da olsa tanıdıklarım var. Büyüyen Türkiye’nin örnek iş insanları böyle böyle çoğalacak. Her biriyle gurur duysak yeridir.
Osman Yurtsever, yedi yaşında ilkokula köyünde başlamış, diplomayı da köyünde almış. Boş kaldıkça anne ve babasına yardım etmiş. Tatillerde ailesinin ve amcasının kuzularını gütmüş. Doğa sevgisi bu yaşlarda filizlenmiş. Kuzu çobanlığı sayesinde köy çevresinde ayak basmadığı yer kalmamış.
Karadağ sevdası Osman Yurtsever’in gönlüne çok erken yaşta düşmüş. Karadağ’ın kuzey doğu yamaçlarında tarlaları varmış. Babası ve yardımcıları ekin biçerken küçük Osman “Kızıl Kuyu”dan buz gibi soğuk su çeker ve çalışanlara götürürmüş. Kızıl kuyunun suyunu çok içmiş, çok kişiye içirmiş. Karadağ’a tırmanışı da erken yaşlarda başlamış.
Osman Yurtsever, Karadağ’a çıkmayı çok severmiş. Karadağ’daki Binbir Kilise ile meşe ormanlarına ve diğer güzelliklere aşıkmış. Karadağ’a hayranlığı 1970’li yılların başında yoğunlaşmış ve Karadağ tırmanışları tutkuya dönüşmüş. “Karadağ’a her yıl bir kaç defa gitmezsem bir sevgiliye olan hasret gibi hasretliğim bitmez” diyor.
Osman Yurtsever, yerli yabancı, sayısız misafir ağırlamış Karaman’da ve onları Karadağ’a götürmüş. Sonuç: Kimi götürdüyse, onlar da kendisi gibi Karadağ’a aşık olmuş.
Osman Yurtsever, ortaokulu ve lise birinci sınıfı Karaman’da okumuş. Türkiye’nin yokluk yılları, ülke fakir, iş bulmak zor. Yaz aylarında boş durmak yok. Babasının at arabasıyla yük taşımış. Arabacılık yapmış. Karaman’da artık ne at var, ne at arabası. Osman Yurtsever, Karaman’ın belki de son at arabacılarından biriymiş.
At arabacılığından akaryakıt krallığına…
Hey gidi Dünya! Kim derdi ki, Karaman’da at arabacılığı yapan bir çocuk, gün gelecek, Karaman’daki on binlerce aracın yakıtını karşılayan bir iş insanı olacak. At arabacısı çocuğun bugün Karaman’da dört ayrı akaryakıt istasyonu varmış.
Çiçeği burnunda muhabirken bu haber önüme gelseydi “At arabacılığından akaryakıt krallığına” başlığını atardım. Ulusal basının arayıp bulamadığı başarı öyküsü. Abartılı bulanlara, “Siz işinize bakın. Ben böyle başarıya saygı duyarım. Aklıma gelen en güzel başlığı haberime koyarım” yanıtını verirdim.
Osman Yurtsever, at arabasıyla para kazanmakla kalmamış, ailesine destek verebilmek için inşaatlarda da çalışmış. O yıllarda kendine bir hedef koymuş: Bir imkânım olursa bu şehirde bir iş yeri açacağım.
Bir de söz vermiş: iş yerimde birkaç kişi istihdam edeceğim.
On sekiz yaşına girdiğinde, 1979’da Fransa’ya gitmiş. Paris’te altı yıl konfeksiyonda çalışmış. İlk iş yerini 1982 yılında üç arkadaşıyla ortaklık kurarak Paris’te açmış.
Evlilik nedeniyle 1985’te Hollanda’nın Amsterdam kentine taşınmış. Birkaç yıl konfeksiyonda çalışmış. Sonra kendi işinin patronu olmuş. 20 yıl konfeksiyon ve 20 yıl gıda sektöründe işverenlik yapmış.
Sen bir istersin O bin verir
Karaman’da ilk iş yerini 1993 yılında rahmetli Nevrez abisi ve kardeşi Muharrem ile açmışlar. Daha sonraki yıllarda iki ortakları daha olmuş: Murat Gülşen ve Ramazan Mavi. Akaryakıt ve inşaat sektöründe faaliyet gösteriyorlar. Yüz kişi istihdam ediyorlar. At arabacısı ya da inşaat işçisi yeni yetmenin duası kabul olmuş. O bir istemiş, Allah bin vermiş. Daha neler vereceğini bilemeyiz.
Osman Yurtsever, “Allah’a şükürler olsun” diyor ve devam ediyor:
“Hedefimize ulaşmanın haklı gururunu yaşamaktayız. Yurtsever Grup olarak sektörümüzde lider konumunda yolumuza devam etmekteyiz. Şirketlerimizin birinin ismi Karadağlı’dır.”
Yurtsever Grubu da Osman Yurtsever’le ortaklarınınmış. Temelleri 1993 yılında Yurtsever Petrol ile atılan Yurtsever Grubu, petrol, akaryakıt ürünleri, inşaat, tarım, enerji, servis ve restoran alanlarında faaliyetlerini sürdürmekteymiş.
Karaman’da Karadağ adını şirketine veren ilk kişi olan Osman Yurtsever, iki erkek, iki kız, dört çocuk babası. Karadağ’ın yüzey kazısını sürdüren ekibin, yiyecek içecek ihtiyacını ücretsiz üstlenen bir Karadağ aşığını kısaca tanıtmaya çalıştım.
Kendisiyle tanıştıktan sonra yeni bir Osman Yurtsever portresi yazacağımı biliyorum. Osman Yurtsever, benim “Güzel Adamlar Sözlüğüm”deki yeni isim oldu. Onun yılkı atlarına da sahip çıkacağına inanıyorum.
Karadağ’ın Sırları, Karaman’ın Kahramanları ve Karaman’ın Hazineleri başlıklı yazılarım devam edecek inşallah.