“Yalamak”, insanı doyurmaz. Dil, günümüzde bir kazanç kapısıdır. Sahibine servet kazandıran diller olduğunu biliyoruz. Dille icra edilen onlarca sanat ve meslek vardır. Yalamak, dilin bir işlevidir ama yalayıcılık bir meslek değildir. Karaktersizin kendine menfaat sağlama çabasıyla bile isteye, gönüllü, keyif ve zevk alarak sürdürdüğü bir yaranma, adam yerine konulma girişimlerinin en ilkel yoludur. Yalamak, ilkelliktir. Yalamacı, karakter olarak gelişmemiş kişilerden en aşağı tabakadakidir.
Karaman’da hayat süren ve ömrünü yalamakla, yalamacılıkla geçiren birinin durumunu sordular. (“yalamacı” “yağcılık”ın en ileri aşaması ve dalkavuk anlamında kullanılmaktadır.)
Benimle kadim dostluğu olduğunu filan söylüyormuş. İki üç kez aynı ortamı paylaşmak nasıl bir kadim dostluk oluşturabilir ki? Bu da yalamacının bir başka yalanı olmalı? Samimiyet göstermekle dostluk kapısı açılır mı? Dostluk yaman kelime. Herkese yakışmaz. Halilullah kadar güzel bir başka kelime duydunuz mu? Hazreti İbrahim’den başkasına yakışır mı? “Bir dost bulamadım, gün akşam oldu” diyen Kul Himmet’in çığlıklarını duymadınız mı?
Yalamakla doymadığının farkına varmamak (bunca yılın zahmetine rağmen) bir zeka sorunudur. Farkına vardığı halde yalamaya devam etmek ise bağımlılıktır.
Sözünü ettikleri kişi yalama bağımlısı olmuş. Yalanmaya müsait olanları bir şekilde tanıyor ve binbir takla atarak yanlarına sokulmayı başarıyor. Çocukluktan kazandığı bir bağımlılık olmalı. Nasıl bir ortamda büyüdüyse? Ezik ve sürekli yanaşıp yalayacak yer arayan gözlerindeki fır dönme hali, bende böyle bir izlenim oluşturdu.
Yalamacı modellerinin çok çeşidini gördüm ama Karaman’daki gibi modifiye olanına hiç tesadüf etmemiştim.
“Uzak durun, kendinizi yalatmayın” dedim.
Dili uzun, Karaman’la sınırlı değil. Şimdilerde dili Ankara’ya uzandı. Üç paralık bir menfaat yakalayacağını umut ediyor olmalı. Yalamacılıkta rekor kırmak istiyor da olabilir. Herkesin zevk aldığı kaynaklar farklıdır.
Bana sordukları tüy sıklet yalama, birazcık menfaat sağlayacağına kanaat getirse, sınır ötesine hizmet verecek kadar bağımlı. Belki oralara da hizmet veriyordur. Onu, Allah düştüğü çukurdan kurtarsın. Tanıyanlar, dostlarını ona karşı uyarsınlar. Bir insanlık görevi yapmış olurlar.
Yalayıp yutmak, iştah belirtisidir. Başkalarının hakkına hukukuna girilmiyorsa, aşırıya kaçıp, abartılmıyorsa ayıplanacak yanı yoktur. Gurmelerin kelime dağarcığında vardır.
Yalamak ise ikiyüzlülüğün en kaypak şeklidir, ahlak yoksunluğunun acıklı sonudur. Eziklerin çocukluk veya ergenlik travmasıdır. Erdemli insanların çekindiği dil, yalamanın dilidir.
Yazılarımda, genellikle insanların olaylar karşısında duyarlı olması gerektiğine dikkat çekiyorum. Gerçeklere kulak kapayıp, dedikodulardan beslenenlere tepki gösteriyorum. Yöneticilerden şeffaf olmalarını talep ediyorum. Gazetecilik maskesi altında şirinlik yapmaya çalışanları eleştiriyorum. Kim ne isterse yapsın, bana ne deyip geçmiyorum.
Karaman’dan.com’da yazılarımı takip eden sağlam bir okur kitlesi oluştu. Yazılarımın amacını bilen okurlar… Karaman’ın sorunlarına dikkat çekmeye çalışan yazılarımın bir menfaat beklentisi içermediğini bilen okurlar…
Anlamak masraflı iştir; emek, gayret, samimiyet ister. Yanlış anlamak ise kolaydır. Biraz kötü niyet, biraz cahillik yeterlidir. Arada bir yazılarıma, sizlerden uzak durması gerektiğine inandığım çapsızlar, bir gölge gibi sızıyor. Zamanımı ve zamanınızı çalıyor. Birazcık renkli yanları olsa, keyif alacağınız şekilde şenlikli bir yazıya dönüştürürüm. Yok, bu tür insanlardan Allah her rengi soyup alıyor. Tüy sıklet yalamacıya dikkatle bakın, bir renk, bir renk çağrışımı görebiliyor musunuz yüzünde, gözünde?
Yalamacıya, “Niye yalıyorsun?” demiyorum. Yaladığı kişilerle ilgili yorum yapmıyorum. Kediye neden miyavlıyorsun diye kızamazsınız. Bizim yalamacı, yalarken sınırı aştı. Fitne gibi kelimeleri tedavüle sokmaya çalıştı. Hem yalamak hem sataşmak onun altından kalkacağı iş değil. Sataşmasa, dil onun, istediğini yalayabilir. Yalamak, niteliksizliği ve meteliksizliği besler.
“Yanınızda yutabileceğinizden fazlasını bulundurmayın: aşk, tutku ya da nefret.”
Charles Bukowski’ye kulak vermek lazım.
Psikanaliz biliminin kurucusu Sigmund Freud şu tespiti yapıyor: “İnsan, saldırılara karşı kendini savunabilir; ama iltifatlara karşı savunmasızdır.”
*Tüy sıklet, TDK’ya göre, mecazi anlamda zayıf, çelimsiz kimse demektir.
AHMET TEK