Bu yazı sadece bir güzel abiyi hatırlama, hatırlatma yazısı değil. Makam, mevki ve zenginliğin insani erdemlerden yüce olmadığını da anlatan bir yazı. İletişim ve cömertliğin nezaketle el ele gitmesinin gerekliliğine örnek bir yazı. Farklı yaşam tarzlarına karşıtlık üzerinden değil hoşgörü ile bakanların dünyasına, dünyanın en ünlü beyin cerrahına, oradan Özal’ın Prensi Işın Çelebi’ye bisiklet sürmeyi öğreten bir hemşehrimize de selam yollayan bir yazı.
Eyup Bağcı, birçoğunuzun yakından tanıdığı bir isim. Karaman’dan yıllar önce ayrılmış, Mersin’de, bir tatil beldesinde yaşıyor. Onu, Karaman’dan.com’da, 4 Nisan 2022’de, “Karaman’ın en zarif abisi” başlıklı yazı ile tanıtmaya çalıştım.
Eyup Bağcı Karaman’ın kibar ve güler yüzlü esnafıydı. Yıllarca ayakkabıcılık yaptı. Karaman’ın en şık ve tarz ayakkabılarını hep o getirdi ve o sattı. Selam vermeden geçtiği kimse olmadı. Şakacı, neşeli, hayat doluydu. Kimsenin kalbini kırmadı, gönül dostu oldu. O, hastanede kimsesiz hastaları ziyaret eden bir şefkat örneğiydi. Hastalara moral verdi, yardımda bulundu.
Sonra Çocuk Yuvası’nın müdavimlerinden oldu. Çocukları ziyaret etti, onlara hediyeler götürdü. Küçükleri hatırlayıp büyükleri unutmak olur mu? Yaşlılar Yurdu’na da uğradı, yaşlıların güler yüzlü oğlu olarak tanındı.
Eyup Bağcı, bir gönül adamı, vefalı, kadirşinas, tatlı dilli, engin gönüllü, cömert bir abimiz. Bu hasletlerini hiç kaybetmedi.
O, Karaman’da yaşadığı dönemde, özel izinle her ay bir kez cezaevine giderek, ziyaretçisi gelmeyen, tanımadığı, parasız beş mahkum için beş adet zarf hazırlayan biri. Zarfların içine mahkumlar için harçlık koyarmış. Onlarla yarım saat kadar sohbet edip çay içermiş. Zarflarını teslim eder, hapishaneden öyle çıkarmış.
Dünya Beyin ve Sinir Cerrahisi Dernekleri Federasyonu Onursal Başkanı ve Başdanışmanı Prof. Dr. Madjid Samii, Almanya’da yaşayan dünyaca ünlü bilim insanı. Karaman’a hiç gelmemiş, Karaman’ı görmemiş belki adını bile duymamış biri.
“Herkes kalbe odaklanıyor, beyni önemsemiyor. Kalp sağlığı ile ilgilenmek ve kendini bu anlamda korumak yanlış değil, kalp doktorunuza elbette gidin. Ancak insanlar ‘Beynimin sağlık durumu nasıl?’ diye asla düşünmüyorlar.” uyarısıyla ilk kez adını duyduğum Prof. Dr. Madjid Samii’nin, kardeşi ve ruh ikizinin, Karaman’ın en zarif abisi Eyup Bağcı olduğunu iddia ediyorum.
Bu kanıya nasıl ulaştığımı anlatmazsam, iddiam havada kalacak. 2014 yılında dünyanın “En İyi Beyin Cerrahı” ödülünü alan Prof. Dr. Madjid Samii, mahallesinin çöpçüsünü anlatmış. Onun anlattıkları bana Eyup Bağcı’yı hatırlattı.
Prof. Samii ne demiş, önce bir okuyalım: “Bizim mahallede bir çöpçü var. Her sabah arabama binip işe gitmek için evden çıktığımda beni görür görmez yanıma gelir, güler bir yüzle sıcak ve içten bir selam verir. Ben de arabadan iner, saygıyla elini sıkarım. Günaydın der, hâl hatırımı sorar, sonra tekrar işine dönüp caddeyi süpürmeye, insanların kirlettiği yolu temizlemeye devam eder.
Oturduğum apartmanda bir de alt komşum, aynı zamanda meslektaşım olan bir cerrah doktor var. Ara sıra asansörde karşılaşırız kendisiyle. Selam verdiğimde gözü yukarıda, sadece başını sallar, dışarıya atılmak için bir an önce asansörün kapısının açılmasını bekler. Şahsen eğer bir gün hayatta kalmam bu doktora bağlı olsa, kabrimin tozlarını o çöpçünün silip süpürmesi, yaşama dönmemi sağlayacak olan o doktorun tedavisinden daha lezzetli olur benim için.”
Bu yıl yaz sıcakları yurdun her yerinde, mevsim normallerinin 8-10 derece üzerinde seyretti. Dışarıda, güneşin altında çalışan işçiler sıcaktan en çok etkilenen kesim oldu. Eyup Bağcı abi ile havadan sudan sohbet ederken, onun ne denli düşünceli ve insancıl biri olduğunu anlattığı bir olaydan çıkardım.
Eyup Bağcı, kendisinin ayaklı çeşme olduğunu söyledi. Arabasının bagajında ve oturduğu evin alt katındaki bir odada kolilerce şişe suyu olurmuş. Çöp toplamak ve ot temizliği için sokağına gelen işçilere su ikram ediyormuş. Yolda gördüğü emekçilere, işçilere de bagajından çıkartıp su veriyormuş. Daha geçenlerde yaylaya çıkmış. Elektrik direği diken işçileri görmüş. Onların susadıklarını tahmin ederek hepsine su dağıtmış. Sonra da sohbet edip gönüllerini almış.
Eyup Bağcı, yıllardır bu işi yapıyormuş. “Eskiden Karaman’da sokak çeşmeleri vardı. Hayrat denirdi. Susayanlar oradan içer, susuzluklarını giderirdi. Şimdi kalmadı. Sokak çeşmelerinden ilhamla bagajımda şişe suyu taşıyorum. Suya ihtiyaç duyduğunu fark ettiğim kim olursa olsun, onlara şişe suyu ikram ediyorum. Ayaklı çeşmeyim” dedi.
Teşekkür eden de oluyormuş, tepki vermeyen de. Eyup Bağcı, “Benim için ikisi de bir. Bu işi Allah rızası için ve insanlığımın gereği yapıyorum. Önemli olan iyilik yapmak. Bunlar benim hayat iksirim” dedi.
Dünyanın en başarılı beyin cerrahı Prof. Dr. Madjid Samii ile Eyup Bağcı’yı kardeşlikte buluşturan temel sebep, yüreklerindeki insan sevgisi, cana yakınlıkları, içtenlikleri ve güler yüzlü olmaları.
Prof. Dr. Madjid Samii, arabasından inerek, mahallesinin sokağını temizleyen çöpçünün elini saygıyla sıkarken, Eyup Bağcı ayaklı çeşme olup emekçilere, işçilere su ikramında bulunuyor. İşte ruh ikizleri. Yalan mı, kardeşlik bu değil mi?
Hayatın içinde gerçekleşen bu sahne, “İyilikte Yarışanlar” adlı bir tv programı olsaydı ve siz oy verecekler arasında yer alsaydınız tercihinizi kimden yana kullanırdınız? Hangi kardeşi seçerdiniz?
Günaydın ve Selamünaleyküm
Benim oyum Eyup Bağcı’ya olurdu. Eyup abi bir de anısını paylaştı. O, 25 yıl önce yaşadığı olayı anlatırken, ben dinlerken çok güldük.
Eski Devlet Bakanı Prof. Dr. Işın Çelebi’ye Karaman’ın tozlu, çamurlu yollarında bisiklete binmeyi öğreten kişi Kadir Pembeci’dir. Kadir Pembeci’nin iki kardeşi var, ikisi de profesör. Kardeşlerden Anestezi ve Reanimasyon uzmanı olan Prof. Dr. Kâmil Pembeci’nin Antalya’nın bir beldesinde yazlığı varmış. Kâmil Pembeci, Kadir abisini yazlığa göndermek istemiş. Kadir Pembeci de, can dostu Eyup Bağcı’yı davet etmiş, birlikte gitmişler.
Yazlık güzel bir sitenin içindeymiş. Kadir Pembeci ve Eyup Bağcı ilk gün sabah saatlerinde sitede yürüyüşe çıkmışlar. Eyup Bağcı İstanbul çocuğu, yalıda doğmuş, mürebbiyeler tarafından yetiştirilmiş, terbiyeli ve kibar beyzadelere taş çıkartır. Her gördüğüne güler yüzüyle “günaydın, iyi günler” demeden geçmez.
Öyle çok kişiye “günaydın ve iyi günler” demiş ki, Kadir Pembeci, rahatsız olmuş. “Ne öyle, günaydın, iyi günler demeler. Adam gibi selam ver. Selamünaleyküm diyemez misin!” diye çıkışmış.
Tam bu sırada karşıdan biri gelmekteymiş. Eyup Bağcı, üzerindeki kıyafetten inşaat ustasına benzettiği kişiye “Selamünaleyküm” demiş. Aldığı karşılık, “sağol abi” olmuş.
Eyüp Bağcı, Kadir Pembeci’ye dönmüş, sitemle karışık şunları söylemiş:
“Gördün mü, selamünaleyküm dedik, aldığımız karşılık sağol abi oldu. Adamı da günaha soktuk. Burada geçerli selam günaydın veya iyi günler.”
Karaman’a dönünceye kadar Eyup abi önüne çıkana “günaydın, iyi günler” demekten yorulmamış, Kadir Pembeci de bir daha ağzını açmamış. Eyup abi, günaydın ile selamünaleyküm’ün farklı bagajlara sahip iki yaşam biçiminin sembolleri olduğunu bilen adamdır. Elma da alma da demesini bilir.
Eyup Bağcı geçtiğimiz gün Karaman’daymış. Karaman Şehir Mezarlığı’ndan rahmetli ağabeyim Hüseyin Tek’in selamını iletmek için beni aradı. Cuma günü de şu dizeleri gönderdi:
Asude bir bahardır ömür / Gün gelir gazel olur. /
Aldanma dünyanın gamına, neşesine / Bir gün hepsi yalan olur.
Günün Sözü: Yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği zarafetle yapmak da lazımdır. İyiliğe gücün yetmiyorsa, kötülük yapma.
Not: Eyup Bağcı’yı tanımayan okur için ipucu; Diriliş “Ertuğrul” dizisinde Moğol kumandanı Baycu Noyan, Çember adlı polisiyede Başkomiser Barış, Masumlar Apartmanı’nda Cüneyt, Alpaslan: Büyük Selçuklu dizisinde Tuğrul Bey karakterini canlandıran Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Barış Bağcı’nın babasıdır.
Ahmet Tek