Tarihçi, coğrafyacı, edebiyatçı veya dil bilimci değilim.Gazetecilik yaptım, haber yazdım, editörlük yaptım, medya dersleri verdim.Yıllarca haber okudum, yine okuyorum.Yazdığım kitabım yok.
Karaman’ı Yazmak, Yazara Taş Atmak
Böyle İsim mi Olur?
ANKARAMANDER’in yayımladığı Başkentte Karaman Dergisi’nin yakında çıkacak “Bir Portre” başlıklı bölümü için Sayın Yılmaz Babaoğlu ile söyleşi yapmak üzere Ankara’dan Karaman’a gidiyorum.
Hızlı Tren Geliyormuş!
Karaman çok şanslı (!) bir il. Nasıl olmasın? Hızlı tren için iki kez temel atma törenine tanık oldu. Bir başka ilde aynı hizmet için iki kez temel atma töreni yapıldığını hiç duydunuz mu?
Yalama Ne Demek?
Söz dağarcığımın boş köşelerinin biri teknik terimlerdir. Mekanik işlerde de beceriksizim. Ama bugünlerde çocukluğumda duyduğum ve bugüne kadar kullanmadığım ‘yalama’ sözcüğünü yeniden hatırladım.
Karaman’a Yüksek Hızlı Tren Yok
Yanlış yazmadım. Ama başlığa bakıp panik olmayın. Yazının devamında niye böyle bir başlık koyduğumu okuyunca bana hak vereceksiniz. Bir de “bu kaçıncı hızlı tren yazısı” diyorsanız, ben de unuttum.
Hızlı Trene Elveda
Şeyh Sadi Şirazi, İslam Klasikleri arasında yer alan ve dünya edebiyatının baş yapıtlarından Bostan ve Gülistan’ında der ki; “İnsan, ruhunu iki şeyle karartır; susacağı yerde konuşmak, konuşacağı yerde susmak.”
Babacan Karamanlı
Karaman’ın henüz elektrikle tanışmadığı yıllarda bir genç, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümüne kayıt yaptırır. 23 yaşında diplomasını alır. Heyecanla Karaman’a gelir. Yıl 1955’dir. Karaman’ın ilk elektrik mühendisidir. Karaman’da kalmak ve şehrine hizmet etmek ister. Hayat cömerttir. Özellikle emek verenlere, geleceğinin peşinde inançla koşanlara. Genç mühendis, parasız yatılı okumuştur, yaz tatillerinde çalışmıştır. Bir baba ve bir ağabeyin ortaklaşa okuttuğu biridir. Akranlarından zeki ve akranlarından şanslıdır. Ama Karaman’a hizmet etme isteği gerçekleşmez. Kendi ifadesiyle, “Karaman’da mesleğine uygun iş yoktur, Ankara’da işe girmek nasip olmuştur.”
Göç mevsimi
Sonbaharın bir adı güz, diğer adı hazandır. Güz ve hazan hüznü çağrıştırır.Sonbahar hüzün mevsimidir. Hüzün mevsimi oluşu, baharın yeşil ve şımarık coşkusunun, yazın kokulu ve dolgun meyvelerinin yerini, sararan yapraklara ve sert rüzgârlara bırakmasındandır.
Leylekler Geçerken
Ahmet Haşim sıkı bir şairdir. Hani lise yıllarında hepimizin duyduğu ”MERDİVEN” şiiri var ya, işte onun sahibidir.
Niteliksiz adam
Başlığı hakaret ifadesi olarak seçmedim.‘Niteliksiz Adam’ (&*) Avusturyalı Yazar Robert Musil’in (&*&*) dört ciltlik eseridir. Ahmet Cemal’in yalın ve akıcı bir dille Türkçeye çevirdiği yapıt, yazarın ölümü nedeniyle Edebiyat Dünyası’nın ‘Bitmemiş Eserleri’ndendir.