Orhan Gencebay'ın boynu bükük garipleri

Ben ismini ilk duyduğumda henüz “Baba” değildi. Kaytan bıyıklı, uzun favorili, briyantin saçlı, kısık gözleriyle aynı noktaya bakan, takım elbiseli, şık giyimli, çiçeği burnunda bir gençti. Çok iyi bağlama çaldığı ve başka özellikleri bir şehir efsanesi olarak anlatılırdı.

O, henüz Orhan Baba olmamıştı, Orhan Gencebay olarak, Türkiye’yi kasıp kavuran bir sanatçıydı. TRT’ye çıksın mı çıkmasın mı tartışmalarının odağındaki isimdi. Türkiye’de arabeskin ilk temsilcisiydi. 1970’lerde Türkiye’nin ünlüleri arasına girmeyi başardı ve bir daha o listeden düşmedi. Her daim sanatçı kaldı.

2000’lerde bir moda akım olarak başlayan “Baba” yakıştırmasına layık görülen ilk isimlerden biri Orhan Gencebay oldu. Yeşilçam’da peş peşe filmler çevirdi. Dolmuşlarda en çok onun kasetleri yankılandı.

Bu ülke insanına Orhan Gencebay’ı tanıtmaya çalışmak ayıbıma gider. Niyetim Orhan Baba’yı tanıtmak değil. Boyumu aşar. Geçenlerde medyada Orhan Gencebay’ın ekonomik krize ilişkin açıklamalar yaptığını okudum. Orhan Gencebay’ın bir tv kanalında yaptığı açıklamalar, her yayın organında farklı farklı yer aldı. Kimi medya “Orhan Gencebay’dan dolar yorumu”, kimi “Geçecek abartmasınlar”, kimi “90’lardakinin yanında hiçbir şey değil”, kimi “Dolar, dış güçler yüzünden yükseliyor” başlıklarıyla kullandı.

Sosyal medya ise her zamanki gibi olayı sulandırdı ve Orhan Gencebay’ı iktidarın sözcüsü gibi göstererek itibarsızlaşmaya yeltendi.

Orhan Gencebay’ın tv kanalında yaptığı konuşmayı başından sonuna kadar dinledim. Dinlemesem, körlerin fili tarifi gibi, medyadan okuduğum başlıklarla yetinip, yanlış bir izlenime kapılacaktım. Orhan Gencebay’ın, “Evet, bir sıkıntı var, pandemi nedeniyle bütün dünya yangın yeri. Bu geçecek, abartmasınlar” sözü, sosyal medyanın leş kargalarını havalandırdı.

Okumaktan aciz ya da okuduğunu anlamayan cahil cengaverler (!) sahte kimliklerle, bu ülkenin en temiz isimlerinden birine çamur atmaya kalktılar.

Orhan Gencebay’ın söylediklerinin tamamını internetten bulup okuyabilirsiniz. Her cümlesi düzgün, kıt zekalılar dışında herkesin anlayabileceği kadar açık.

Orhan Gencebay’ı savunacak değilim. Bu ülkenin değerli isimlerinden biri olan Orhan Gencebay’ın savunulacak yanı olduğunu düşünmüyorum. Algılama sorunu olanlar, “Çarşı, her şeye karşı” çadırının altında, pusudan başlarını kaldırmaya bile yürekleri yetmezken, karşılarında gördükleri herkese taş atmayı yiğitlik zannediyorlar.

İlk kez 1972’de Erkin Koray’ın seslendirdiği “Hor Görme Garibi” adlı rock şarkının söz ve müziği Orhan Gencebay’a aittir. Orhan Gencebay klasiklerinden, uzun bir şarkıdır. Türkiye’de seslendirilen ilk heavy metal şarkı olarak kabul edilir.

Şarkının sözlerinden bir bölümünü buraya not düşüyorum:

Nerde boynu bükük bir garip görsen
Hor görme kim bilir ne derdi vardır.
O garip halinde ne sırlar gizli
Onu bu hallere bir koyan vardır.
Nice ümit dolu hayat yolunda
Yolunu kaybeden garip ne yapsın.
Her şey Hak’tan ama zulmetmek kuldan.
Madem yaşamaya geldik dünyaya
Benim de her şeyde bir hakkım vardır.
Sevmiyorsan hor görme bari
Benim de senin gibi Allah’ım vardır.

Bundan büyük isyan şarkısı mı olur? Bir garip daha nasıl anlatılır? Bildiri yerine dağıtılsa yeridir. İnsana böylesine değer veren, insanı yücelten bir sanatçıya laf edecek kadar düştük ya, vah bize… Ötekileştirilmeye en uzak insana dil uzatmaktan utanacak yüzümüz var mı? O Türkiye’nin beyefendisidir, filozofudur, gönül insanıdır, duygu hazinemizdir. Kalbi olan, bu sarkının bir kelimesinin hatırına Orhan Baba’ya hürmette kusur etmez.

Cahillikle alçaklığı karıştırmamak gerekir. Cahil olarak yaftaladığımız birinin gerçek kimliği alçaklık olabilir. Alçaklık bilinçli bir eylemdir, kasıt vardır. Cahillik, giderilebilir. Cahillik bilmemek değil, bilmediğinden haberi olmamak, tek kelimeyle ahmaklık halidir. Cahillik de alçaklık da insanı yerin dibine sokmaya yetecek kadar ağır kusurdur.

Erkin Koray’ı merak edenler için not: Anadolu rock’ın babalarından Erkin Koray, 5 yıldır Kanada’da yaşıyor. Resmi YouTube hesabına yüklediği bir ses kaydında bakın neler söylemiş:

“Kanada’ya geldim geleli 5 yıldır hiç hastalanmadım. Memlekette hastalanıyorum esas. Başıma ağrılar giriyor, alerjik durumlar oluyor, haberleri dinlemekten… Vancouver’da oturuyordum, şimdi başka bir yerdeyim. İnzivaya çekildim sanılmasın. Daha yapacak bir sürü şeyim var. İşimi bitirmeden de hiçbir yere gitmem. Memleketin tatsız gürültüsünden kaçalım derken dozu kaçırmışız. İşte olan budur. ….Üstümüze çamur sıçramasın diye dünyanın öbür ucuna gidiyoruz kurtulamıyoruz bu asalaklardan…”

Erkin Baba, senin asalaklar diye yaftaladığın kesim bugünlerde Orhan Gencebay’a musallat olmuş durumdalar. Belki onu da, senin gibi, canı kadar sevdiği ülkesinden kaçırmak istiyorlardır.