Ömrümün ikinci yarısı uzun yolculuklarla geçti. Öyle dönemler oldu ki, bir kışı kar görmeden sıcak ve tropik ülkelerde geçirdim. Yağmur görmediğim yıllar da oldu. Anadolu’yu karış karış dolandım. Her seferinde yuvaya, Ankara’ya döndüm. Gezmekten bıkmayanlardanım. Kuş misâli, göçmenlikten yorulmayanlardanım. Haziran başında gittiğim Trakya’dan Ankara’ya henüz adım attım. Cep telefonuma bir mesaj düştü:
Dr. Kâmil Uğurlu
Dostlarının Dilinden 60. Yazı Yılına Vefa
“Kuş Misâli”
Mesleğe başladığım Hürriyet gazetesinde 1980’in başında, Erzurum’da sekiz ay kadar çalıştım. Uzun bir ömür için sekiz ay nedir ki? Göz açıp kapayıncaya kadar geçiverdi. Süre kısaydı ama benim gelişimime sekiz yıldan fazla katkısı oldu. Erzurum’u, Ağrı’yı, Van’ı görme, bölgeyi, insanını, kültürel dokuyu tanımama vesile oldu bu kısacık sekiz ay. Kırk yıldan fazla oldu Erzurum’a veda edeli. Bununla birlikte hâlâ Erzurumluyu, Ağrılıyı, Vanlıyı konuşmasından tanırım. Ben şiveyi de ağızı da konuşan kişiye göre severim. Doğu Anadolu’dan bir yaşlı kadının şu sözünün içtenliğine lütfen dikkat:
“insanoğli kuş misali, bir bahirsan tandırın an bu başinda, bir de bahirsan ki an o ebür başinda..”
Sandıklı ilçesinin Kızıklı köyünden Afyon il merkezine gelen yaşlı kadının “Nerelisin teyze?” sorusuna, “Nereli olcem, Kızıklıyım” yanıtı da aynı içtenliğe sahiptir.
İster Erzurum, ister Afyonkarahisar, ister Anadolu’nun bir başka ilinde olsun bir kuşak için dünyanın merkezi doğup büyüdüğü, can verip defnedildiği mahallesi, köyü, ilçesi veya şehridir. Binlerce kişi için dünya doğup büyüdüğü dar alandır, kimi için tandırın başı kimi için Kızık köyüdür.
Oysa insan kuş misâlidir. Bir orada, bir burada. Dün evinde, yarın dünyanın öbür ucunda. Bugün bir makamda, yarın bir başka görevde. Yaşamın olağan döngüsüne göre erken, hızlı ve beklenmedik olarak kabul edilebilecek değişiklikleri ya da ölümleri anlatmak için kullandığımız bir deyimdir “Kuş misâli” benzetmesi.
Ben ‘kuş misâli’ yerine ‘su misâli’ demeyi tercih ederdim. Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü’ndeki dizeleri gibi:
“İnsan bu su misâli, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!”
İster kuş misâli ister su misâli, size hoş gelen neyse siz onu kullanın. Türkçenin bereketinden yararlanın. Eğer Konya’da veya Karaman’da iseniz “Kuş Misali” adlı programı kaçırmayın.
Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi 10 Eylül Cumartesi günü saat 14.00’da Meram Belediyesi’ne ait Tantavî Kültür Merkezi’nde Dr. Kâmil Uğurlu için bir vefa programı düzenlemiş. Günümüzde kimsenin yanına yaklaşmaya cesaret edemediği ‘vefa’ya Konya’nın sahip çıkması ne kadar anlamlı.
Vefaya can suyu verecek, vefayı yeşertecek şehrin Konya olmasından ancak gurur duyarım. Konya asaletli şehirdir, Konya köklerine sahip çıkan şehirdir. Konya medeniyetlerin beşiği olduğunu unutmayan bilinçtedir. Konya Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’de anlattıklarından daha fazlasıdır. Konya daimi payitahttır, Hz. Mevlâna’nın, Hz. Şems’in, Hz. Konevi’nin nefesinin hissedildiği coğrafyadır. Konya bozkır’ın vefa bahçesidir, insan zenginliğidir. Anadolu’nun atan kalbidir, düşünen zihnidir.
Dr. Kâmil Uğurlu’nun vefa programını Dr. Mustafa Çıpan düzenlemiş. Konya Büyükşehir, Selçuklu, Meram ve Karatay belediyeleri katkı sunmuş. Programa katılma imkanım yok. Canlı yayın yapılacakmış, inşallah izleyeceğim.
Dr. Kâmil Uğurlu’nun dostlarını da merak ederdim. Dostları arasında yer alma şansım olmadı. Okuru olmak bana yetti de arttı. 60 yıl yazmak, okuyucunun karşısında esas duruşa geçmek; tertemiz Türkçe, özgün fikir, medeniyete bağlılık… Ne yüce paye, ne yüce birikim.
Muzaffer Tayyip Uslu’nun “Kuş Misali” şiirinden bir bölümle veda edelim:
“Derler ki insanoğlu
Uçan bir kuş misali.
Bir bakarsın burda şimdi
Bir bakarsın öldü gitti.
Ve işte dünyamız
Ağacın kuşa,
Kuşun ağaca
Benzeyen bir tarafı yok.
Ben de diyorum ki,
Muzaffer Tayyip adındaki insan
Güzel olan yaşadığımızdır
Bir gün öleceğimiz değil.
İnsan güzel yaşamalı, güzel işler yapmalı, güzel dostlar tanımalı, güzel yazmalı, güzel konuşmalı, güzel okumalı. İnsan, eylemlerinin toplamıdır.
Ahmet Tek