Koronaya Diklenmek

Doğum günümde Karamanlı 50 Büyüğümüzü Evimde Ağırladım.

Korona salgını nedeniyle günlük aktivitelerimiz kısıtlandı.

Salgının ilk sokağa çıkma yasağı 65 yaş üzeri için geldi. Bazı edepsizler, yaşlıları taciz etti. Onlarla dalga geçmeyi espri sandı. Bir bölümüne hadleri bildirilince, ilk günlerdeki bayağılıklar azaldı.

İki haftadır dışarıya çıkmıyordum.
Nisan Bir, doğum günümdü. Doğum günümü yalnız geçirmek istemiyordum. Elime öyle bir fırsat geçti ki, korona önlemlerini unutup, bir bölümünü ilk kez tanıdığım hocalarımla, hanımefendi ve beyefendilerle hayatımın en anlamlı doğum günümü kutladım.
Covid-19’a kafa tuttum. Evde doğum günü partisi yaptım.

Tam 50 kişi geldi evime. En gençleri Prof. Dr. Kenan Kaynaş, yaşıtım. Birkaç kez telefonlaştık ama yıllardır hiç bir araya gelememiştik. Çanakkale’de sıkılmışa da benzemiyor. Dedemin de can verdiği o şehirde, Kenan Bey’i herkes çok seviyor. Kendisinden yaşça büyük üstatların arasına sızmış. Nasıl başardıysa?

Öyle mutlu oldum ki, bu mutluluğu sizlerle paylaşmak istedim. İnanın, ‘Nisan Bir’ şakası değil.

Sona yazacağımı başta yazmak istiyorum:
Karaman’dan 1974’de ayrıldım. 46 sene olmuş. Karaman sevgim, azalmak şöyle dursun, giderek arttı. Bu duygu, bu his ve bu sıla özlemi bana özgü değilmiş. Karaman’da doğan ama daha çok eğitim için başka diyarlara giden ve mesleki kariyerlerinde yükselen herkes benim gibiymiş. Konuklarımı dinleyince öğrendim, bu gerçeği.

Karaman’ın gurur duyduğu büyüklerimizden 50’sini evimde ağırlama şerefine erdim.

Bir eve 50 kişi sığar mı, sığdı. Keşke daha kalabalık gelselerdi. Ali Bilgiç’in kulakları çınlasın, Bıçakçı’nın Ahmet abime (Ahmet Dönmez) Allah rahmet eylesin. Türkiye’nin üçte birini dolaştığımız gençlik günlerimizde sloganımızdı:
“Gönlün sığdığı yere her şey sığar.”

Allah ömür verirse, bir sonraki doğum günümde, bu kez yaşıtım 50 arkadaşımı ağırlayacağım. Yani 50-65 yaş aralığındakileri.

Söylemeyi unuttum; evimde ağırladığım kıymetli büyüklerimin ortak özelliği “Toprak Damlı Evlerin Çocukları&*” olmalarıydı.

Konuklarım arasında olan ve çalışma hayatının geçtiği Ankara’yı ahir ömründe terk eden Sayın Sami Yaşar Ölçer’in söylediği gibi:
“Konuklar, 1940-1950 yılları arasında doğmuş bir demet insan! Hepsi İkinci Dünya Savaşı sırasında veya sonrasında dünyaya gelmişlerdir. Yani çok kısıtlı imkanların ve yoklukların çocuklarıdır.

Hepsinin anne-babası ilkokul, en fazla ortaokul mezunudur. Her ailenin gelir düzeyi nerdeyse birbirinin aynısıdır. Yaşantısına gıpta edilen bir zengin çocuğu yoktur, aralarında.

Hepsinin evi tek katlı, kerpiçten ve toprak damlıdır…

Konuklardan hiç kimse birbiriyle küs değildir, kavgalı hiç değildir.”

Doğum günü partimi Sayın İbrahim Rıfkı Boynukalın’a borçluyum. Boynukalın kardeşlerden tanışmadığım tek kişi odur.

Vefik ve Kemal can arkadaşlarım, Nazım Bey hürmet ettiğim bir abimdir. Daha iki ay önce Nazım abim Karaman’da ortak dostlarımızla beni bir araya getirdi. “Yemekte ne yaptırıyım?” dedi. Calla istedim.

Bahçedeki evi Remzi Tartan abim hazırlamış, bizi o karşıladı. Calla ve eşlikçileri damak çatlatan kıvamdaydı. Nazım abi güvecin dibini de bana yedirdi. Rahmetli Kasap Ahmet Karasipahi’nin çocuklarına yaptırmış. Özenilerek hazırlandığı belliydi. Callada kimse kusur bulamadı.

‘Boğazlar meselesi’ mühimdir. Önce o sorunu çözdük, sonra her biri Karaman’ın kıymeti olan saygıdeğer dostlarla sohbet ettik.
O sohbet gecesinde, “Bir eksiğimiz Rıfkı Bey” demiştim.

Rıfkı Beyin haberi olmuş demek ki, sürpriz yaptı. Rıfkı Bey bedenen İstanbul’da olsa da evliyalar misali, gerçekte Karaman’da yaşar. ‘Tayy-i mekan’ desem, bilenler bilir.

Buradan Sayın Rıfkı Boynukalın’a çok teşekkür ederim. Bu kadar Karamanlı’yı sokağa çıkma yasağına rağmen korona günlerinde bir araya getirmeyi başardığı için.

Çoğumuz çocuklarımızla bile görüşemezken, bir kuşağın seçkin temsilcilerinin kapılarını çalarak, partiye davet etmek ve çağırdığı herkesin davete icabet etmesi ne büyük başarı…

İlk konuk Abdurrahman Ünsay’dı. Karaman’daki Nur Eczanesi’nin sahibi. Tanışmayız, ama ben onu tanırım. İlk gelen kişi o oldu. Ankara Şehir Hastanesi’nde doktor olan kızına galiba haber vermemiş, Ankara’da olduğunu. Ağabeyi Keramettin Ünsay’ı tanırım. Birlikte gelmemişler. Keramettin Abi, daha sonra geldi. Keramettin abi Karaman’dan kimi sorsanız, soy kütüğünü sayar. Ankara’daki Karamanlılardan oluşan “Aksaçlılar” ekibinin liderlerindendir.

Abdurrahman Sağkaya’yı buyur ettim daha sonra. En son, ormancıların haftada bir yaptıkları ‘kuru fasulyeli’ buluşmalarında ortak dostlarımızla birlikte olmuştuk. Editörlüğünü yaptığım bir kitapta da adından övgüyle bahsedildiğini okuyunca gururlanmıştım.

Sonra gelenler sırasıyla şunlar oldu:
Abidin Kayserilioğlu, Adnan Kadıoğlu, Adnan Karaardıç, Ahmet Cengiz Yıldızcı, Ahmet Cevdet Boynukalın, Ahmet Kayserilioğlu, Ali Eryılmaz, Asuman Güven Aksoy (ABD’den geldi, uçuş yasağını nasıl aştı ki?), Ayhan Tan, Celalettin Özer, Ekrem Ekinci, Fettah Güventürk, Halit Kayserilioğlu, Mehmet Hüsnü Buğdaycı, Işın Çelebi, İsmail Genç, Kamil Pembeci, Kamil Uğurlu, Kayhan Tuncel, Ali Kemal Boynukalın, Kenan Kaynaş, Keramettin Ünsay, Mehmet Muammer Alkan, Mehmet Uysal’ı temsilen kızı Bilge Uysal, Ali Mete Yıldızcı, Mualla Mezhepoğlu, Muhsin Abay, Mustafa Diler, Mustafa Koçak, Nadide Candan (ÖZER), Ömer Nazım Boynukalın, Orhan Tosun, Özcan Genç, Rahmi Güven (Prof. Ekrem Ekinci temsil etti), Ramazan Özgan, Ramiz Kahyaoğlu, İbrahim Rıfkı Boynukalın, Rıza Küçükoğlu, Sami Yaşar Ölçer, Suat Sözer, Şahabettin Yavuzaslan, Timsal Karabekir Yıldıran, Turgut Ölçer, Turgut Uzel, Ahmet Vefik Boynukalın, Yalçın Aköz, Yaşar Aksoy ve Zeki Eryılmaz.

Gönül daha çok güzel insanı ağırlamak isterdi. Sayın Rıfkı Boynukalın bu kadar kişiye çağrı yapmış.
Beni çok mutlu ettiler. Her birini tanıma fırsatım oldu. Hepsinden Allah razı olsun, sağlıkları ve huzurları daim olsun. Korona hiçbirine zarar veremesin.

Konukların sadece isimlerini yazdım. Meslek, makam, ünvan vb. hiçbir kelime kullanmadım.
Onlar, Karaman’ın evlatları. Onlar çocuklukları yokluk içinde geçen, ama acınmak yerine mücadele eden, Türkiye’nin güç koşullarında hem iyi insan olmayı, hem alanlarında zirveye çıkmayı başaran Karaman sevdalısı gençler. Onlar “Toprak Damlı Evlerin Çocukları.”

Doğum günümde bana getirdikleri hediyeleri bir bilseniz? Herkes dolu dolu gelmiş. Unuttuğum yöre ağzı, çoktandır duymadığım Karaman’a özgü kelimeler, tarih olmuş mahalle adları, lakaplar ve çocukluğumuzun oyunlarını bana yeniden hatırlattılar. Hepsinin hatırı var olsun.

Sohbetleri anlatmak olmaz. Tadımlık verebilirim.
Özcan Genç abi, belediye başkanlığı dönemini ya hatırlamıyor, ya o dönemi yok sayıyor. Sohbette en az konuşanlardan biri olan Özcan Bey sadece ortaokul anılarından söz etti. İki dönem belediye başkanlığı yapan biri, o günlere ait tek kelime etmez mi? Etmedi. (Özcan Genç adı davetli listesine de yazılmamış. Ama konuklar arasında gördüğüme sevindim. Listeyi her kim hazırlamışsa hatırlatmış olayım.)

Bir başka belediye başkanımız, Kamil Uğurlu beyefendi, yine kaleminin gücüne sığındı. Bir mektup yazmış: Muhatabı, Karamanlıyım diyen her birey. Mektup bir edebiyat başyapıtı. Övgü de var, sitem de. Karaman’a kaliteyi ve niteliği getiren kişidir Kamil Bey. Onun yazılarının hastasıyım. Mektubunu bir solukta okudum. Kesmedi, bir daha okudum. Sizlere de öneriyorum: Sayın Uğurlu’nun mektubunu bulup, mutlaka okuyun.

Ali Eryılmaz Hocam’ın ağzından bal damlıyor, her zamanki gibi. Konukların en renklisi, en çok konuşanı Ali Hocam oldu. Ali Hocam, abisi Zeki Eryılmaz’ın zıt kutbu, veya ben öyle biliyorumdur. Ali Hocam neşesini çevresine yayan bir enerji kaynağı. İkimizde Ankara’dayız ama, bugüne kadar geniş vakitli sohbetimiz olmamıştı. Ali Hocam ayrıca fotojeniktir. Fotoğraflarını çektiğim için biliyorum. Yüzündeki sevinç hali fotoğraf karelerinde de yer alır.

ABD’de yaşayan Asuman Güven Aksoy Hocam’ın hafızası da, ifade biçimi de müthiş. Mansur Dede Mahallesi’ni ve okul arkadaşlarını hiç unutmamış. Bir bilim insanı, 40 yıldır ABD’de ama Türkçesi benden güzel. Gençliğinde okuduğu klasiklerin katkısı belli oluyor. Babası rahmetli Dr. Ziya Güven’miş. Hocam yakın zamanda kendisi gibi bilim insanı olan Rahmi abisini kaybetti. Allah rahmet eylesin, başı sağ olsun.

Hayatımda hiç karşılaşmadığım büyüklerimden Avukat Orhan Tosun beyefendiyi görmek benim için ayrı bir mutluluk oldu. (Rahmetli Ayhan Tosun abiyle görüşürdüm.) Kendisi bilmese de Tek ailesine iyiliği dokunmuştur. Rahmetli abim Hüseyin’in gazeteciliğe adım atmasına Sayın Orhan Tosun vesile olmuştur. Kendilerine gecikmeli olarak saygılarımı ve teşekkürlerimi iletiyorum. Uzun yıllar yöneticilik yaptığım kurumda, yıllar yıllar önce yönetim kurulu üyesiydi.

Işın Çelebi’ye hürmette kusur etme hakkımız yok. Karaman’ın il olmasını kime borçlu olduğumuzu sanıyorsunuz? Kendinden dinledim il olma sürecini. Beşir Atalay’ın da desteği olmuş, bunu ilk kez duydum. Beşir Hoca’ya sevgim ve saygım boşuna değilmiş. Işın Çelebi Karaman’ın has evladıdır ve bunu fazlasıyla kanıtlamıştır. Sayın Çelebi, soyadına layık bir insan. Klasik bir siyasetçi olmadı. Şimdilerde birikimini üniversite öğrencilerine aktarıyor.

Suat Sözer abisiz her toplantı eksiktir. O her yere yetişir. İKEV’le özdeştir. Eşini yakınlarda kaybetti, hala çok üzgün. En son Karaman’da Yılmaz Babaoğlu’nun cenazesinde karşılaşmıştık. Yeniden görüşmek nasip oldu.

Karaman’ın görsel belleği kimdir?Elbette Mustafa Koçak. Namıdiğer Foto Renk. Doğum günümden bir gün önce telefonlaştık. Uzun uzun konuştuk. Kırklareli’ne gitmemiş, Karaman’da imiş. Mustafa abi, davetliler arasında olduğunu söylemişti. Gelişi sürpriz olmadı. Karaman’ın Foto Renk arşivi seçkilerinden oluşan bir prestij kitaba ihtiyacı var. “Mustafa Koçak’a Armağan” adıyla hazırlanabilir. Kültür ve Turizm Müdürümüz Burhan Yemiş hocam. Bu işi siz yaparsınız. Hem de çok güzel yaparsınız. Siz bu işin erbabısınız. Lütfen başkasına bırakmayın. Sayın Valim Fahri Meral, kitap tutkunudur, böyle harika bir projeye destek verir. MEVKA’yla işbirliğine ne dersiniz? Benden katkı isterseniz hazırım. Eski Karaman, Karaman ve nostalji yazın ‘Google’a, Mustafa Koçak’ın fotoğrafları çıkar karşınıza. İyi ki Karaman’da kalmış, fotoğrafçılık yapmış. Aslında bir belgeselciymiş Mustafa Koçak, şimdilerde farkına vardık. Siyah/beyaz fotoğraflarla hayatımıza girmiş ama kendisi çok renklidir.

Yazı uzadı. Bizim meslekte ana kural: Kısa yazı iyidir.

“Toprak Damlı Evlerin Çocukları”nı sizler de evlerinizde ağırlayın. Davet ederseniz hayır demezler. Size korona belasını bir süreliğine unuttururlar. Dağarcıkları doludur. Onlar ikram eden misafirlerdir, ikram bekleyenlerden değiller. Sadece saygı göstermeniz ve hürmet etmeniz yeterlidir.

Emeği geçenlerin ellerine ve gönüllerine sağlık.
İbrahim Rıfkı Boynukalın’a katkıları ve kadirşinastlığı için bir kez daha binlerce teşekkür. Ne iyi düşünmüş. Karaman’ın A Takımı’nı bir araya getirmiş.

Ah, şu korona günleri bir bitse! Toprak Damlı Evlerin Çocukları Karaman’da buluşsa… Ben de aralarında olsam, fotoğraf çekip not alsam… Sonra bunları yazsam, yazsam, yazsam…

&*Toprak Damlı Evlerin Çocukları: İbrahim Rıfkı Boynukalın
Anı Bisküvi Kültür Yayınları:11
İstanbul / Mart 2020
Sayfa Sayısı: 280