Yaz günlerinin ferahlatıcı ve tadına doyulmayan iki lezzeti var: Biri kavun, diğeri karpuz. İkisi de aynı dönemde piyasaya çıkar, yan yana tezgâhlarda satılır. Adeta ikiz kardeşler. Oysa biri Orta Asyalı, diğeri Kuzey Afrikalı. Kavun özbeöz Türk. Karpuz ise Yunanca kökenli kelime olup Farsçadan almışız.
“Kavun mu, karpuz mu? Hangisini daha çok seversiniz?” sorusuna muhatap olmayanımız var mı? Çocukların “Anneni mi, babanı mı daha çok seviyorsun?” sorusuna “ikisini de” cevabını verdikleri gibi, “Hangisini daha çok seversin; karpuz mu, kavun mu?” sorusuna birçok kişinin yaptığı şekilde “ikisini de” cevabını verip kurtulmak en kolayı.
- Ben kavuncuyum. İkisinden birini seçmem istenseydi, tercihimi açık ara kavundan yana kullanırdım. Çocukluğumda da kavunu severdim. Bu yaşımda hâlâ kavuncuyum.
Çocuk ruhumda en çok sıcak ve güneşli günlerle, Eylül’ün ortalarındaki bostan bozumundan izler ve kavun kokusu kalmış. Çocukluk ve gençlik arkadaşlarımdan mis kokulu Kılbasan kavunlardan tatmadım diyen bir kişi bile çıkacağını sanmam. İri, yumuşak ve altın sarısı ‘kaşık kavunu’nun bir tanesini çocuk halime rağmen bitirirdim.
Karaman’ın, Süleymanhacı kavununa coğrafi işaret almak için Türk Patent Kurumuna başvuru yapıldığını duymuştum. Başvuru sahibi, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü olmalı. Arkası gelmedi. Ya kabul edilmedi ya prosedür tamamlanmadı. Süleymanhacı kavunu ne vakit Kılbasan kavununun önüne geçti? Bu tercihi kimler, hangi kıstaslara göre yaptı? Süleymanhacı kavunu dedikleri, Çumra kavunu değil mi?
Türkiye’nin ilk coğrafi işaretli kavunu ünvanını Manisa, ‘Kırkağaç Kavunu’ ile kapmış. Üç ayım Kırkağaç’ta geçti. Kavun mevsimiydi. Gençtim ve her gün bir Kırkağaç kavunu yerdim. Karaman’a tohumunu bile gönderdim. Kırkağaç Belediyesi, kavununa 2009 yılında tescil almış. Bizim belediyenin böyle bir girişimi olduğunu hiç duymadım. Bizimkiler daha hayırlı hizmetler peşinde. Coğrafi işarete gelene kadar önlerinde neler var neler!
On yıla yaklaştı, senenin dört beş ayı Tekirdağ’da yaşıyorum. Tekirdağ’ın ‘Seymen Kavunu’ var. Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası ile Çorlu Belediyesi’nin girişimiyle geçen yıl (19 Haziran 2023) coğrafi işaret tescil belgesi aldı. Çok güzel bir kavun çeşidi. Ne belediyeler var. Darısı Karaman’ın başına.
Sakarya’nın Pamukova kavunu, Ankara’nın Kahramankazan kavunu (Kahramankazan Belediyesi), Yozgat’ın Aydıncık ilçesinin Bağrıbütün kavunu, İzmir’in Çeşme kavunu (İzmir Büyükşehir Belediyesi) ve elbette Konya’nın Çumra kavunu.
Tekirdağ’ın Seymen Kavunu, dayanıklı, tatlı ve bol sulu olmasıyla bilinir. Altı aydan daha fazla dayanıklılığa sahip olduğu için depolamaya uygun ve genellikle kışın tüketilir. Tekirdağ yöresindeki halk, Eylül ayında bol miktarda kavun alıp askıda muhafaza eder ve tüm kış boyu kavun tüketir. Bizim kışlık kavunumuz gibi. Seymen kavunu daha çok İstanbul’da pazarlanır.
Seymen Kavunu’nun diğer kavunlardan ayırt edici birçok özelliğinden bazıları şöyle:
- -Sarı kabuk renkli ve ince kabuklu,
-Meyve et rengi soluk yeşil renkli,
-Şeker oranı yüksek ve sulu,
-Meyve kabuk kalınlığı açısından diğer kavunlardan daha ince özelliğe sahip,
-Meyve et rengi açısından da daha açık ve parlak renkli,
-(Karaman tarifiyle) Söbü (Eliptik)
Türkiye nasıl olimpiyatlarda altın madalyaya hasretse Karaman da birçok konuda her şeye hasret. Bu hasretlik Karamanlılık ruhu taşıyanlar için. Yoksa kuru kalabalık için hiçbir şey önemli değil. Coğrafi işaret ha alınmış ha alınmamış. Coğrafi işaret, patent kimin umurunda? Karaman’da her şey organik, her şey güzel (!) Mehmet Bayram’ın artistik fotoğrafları da olmasa Karaman’daki ürün yelpazesinden (?) kimselerin haberi yok.
Benim çocukluğumda ve gençliğimde Karaman’ın her köyünde kavun yetiştirilirdi. Hâlâ öyle olduğunu duyuyorum. Yerli kavun iç piyasada rağbet görürdü. Bu işin bilirkişisi olmalı. Karaman’ın en güzel kavunu hangi köyde yetişir? Bu kavunun özelliği nedir? Bilenler bilmeyenlere anlatsa. Karaman’ın en lezzetli kavununun hangi köye ait olduğunu öğrensek iyi olmaz mı? Bence bu işi en iyi ‘kavun peynir’, ‘kavun rakı’ eşleştirmesi yapanlar bilir.
Karaman’da yapıldığını hiç duymadığım bir içecekle orta yaşlarımda karşılaştım. Sübye adı verilen kavun çekirdeğinden yapılan bir şerbet var. Osmanlı mutfağına girmesini, İspanya’dan kaçıp İzmir’e gelen “Sefaradlar” sağlamış. Meksika ve İspanya’nın özel içecekleri arasında. İspanya’nın alkolsüz ünlü içeceği Horchata’dan daha lezzetli. İspanya’da Flamenko izlemek için gece kulübüne gidenlere ‘Sangria’ denilen alkollü içki servis edilir.
Ben sübyeyi İzmir’de Kemeraltı Çarşısı’nda tattım. Yeni aldığım ayakkabımı da Kemeraltı’nda bir öğle namazını kılmak için girdiğim camide çaldırmıştım. Kemeraltı anılarım çok. Çaldırdığım ayakkabılarımın yerine yenisini aldıktan sonra üstüne sübye içmiştim. Unutmak mümkün mü?
Seki Çeşme Mahallesi’ndeki evimizin aşenesinin tavanı boydan boya kiriş döşeliydi. Rahmetli babam her kirişe iri çiviler çakmıştı. Kışlık kavunların sapı uzun kesilir, burası bir sicimle bağlanır, çivilere geçirilirdi. Aşenemizin tavanından kavunlar sarkardı. Kavunların mayıs ayına kadar bozulmadığını hatırlarım. Bu kavunlar aşeren kadınlarla özel misafirlere ikram edilirdi. Her yılbaşı kavunların en güzellerini seçer, afiyetle yerdik.
Kavunlar tarladan toplanıp traktör römorkunda evimizin önüne geldiği gün, ilk işimiz çuvallarla komşulara kavun taşımak olurdu. Evimizin önündeki Seki Hamam Caddesi’nden kim geçerse, onun kucağına aldığı kadar kavun koyardık. Hava kararınca kalan kavunları evimize taşırdık. Bereket kavramını o günlerde idrak ettim. Babam için kavun satılacak bir ürün değildi. Bilakis o, herkese ikram edilmesi gereken bir nimetti. Evimize kavun parası olarak bir kuruş girmedi.
Rahmetli Ahmet Dönmez vardı. Dünyanın en güzel ağabeylerindendi. Karaman Müftülüğünde kâtipti. Damar tıkanıklığına bağlı olarak iki ayağı da diz kapaklarının üstünden kesilmişti. Bir küt adamdı ama dünyanın en mutlu insanlarından biriydi. Birlikte çok tatil yaptık. Of dediğini duymadım. Bir gün bile halinden şikayet etmedi. Karaman’dan Selçuk’a taşındı. Her güzel insan gibi, o da dünyayı erken terk etti. 1970’lerin sonunda Ankara’ya gelmeden önce Karaman’daki evimize uğrar, otomobilinin bagajına yükleyebildiği kadar kavun doldurur, bekâr evime getirirdi.
Bir biz mi böyleydik? Sanmıyorum. Birçok çiftçi ailesi bizim gibiydi. Karaman’da en çok tüketilen hem yaz hem güz lezzeti kavundu. Sürekli lezzet diyorum. Çünkü kavun ve karpuzun sebze mi meyve mi olduğu konusunda görüş birliği yok. Meyve diyen de var sebze diyen de… Karaman’daki lokantalar müşterilerine kavun ikram ederdi. Ağustos ve Eylül’de sokaklarda en çok kavun kabuğu olurdu.
Türkiye kavun cenneti. Dünyanın en çok kavun üreten ikinci ülkesiyiz. Çin Halk Cumhuriyeti, yılda 14 milyon tonu aşkın üretimle dünyanın en büyük kavun üreticisi. Türkiye 1 milyon 638 bin 638 ton yıllık üretimiyle ikinci sırada geliyor. Hindistan ise yılda 1,5 milyon tona yakın üretimle üçüncü sırada.
Kavun tüketimine ilişkin veri yok ama, iddia ediyorum, bu konuda kimse bizi geçemez. Çin’de de bizdeki gibi onlarca çeşit kavun var. Çin’e birkaç kez gittim. Kavunlarının tadına baktım. Bizim kokulu, dilimli macır kavunlarına benzeyen bir çeşidi var ki lezzetine doyamadım.
Vietnam’da da ağaçta yetişen kavunlar gördüm. Kavun ağacı olur mu demeyin! Farklı bir tür ve bizim kavunlarımızın tadından farklı değil. Tembellik ettiğim için arşiv fotoğraflarımı bilgisayara yüklemedim. Evimin salonundaki en büyük yağlıboya tablolardan biri, Haiti’deki büyük depremden sonra evime gelen ve kavun seçen kadınları betimleyen bir resimdir. Ünlü Fransız empresyonist ressam Paul Gauguin’in resimlerinden esinlenilmiş gibi. Oysa Gaguin, Tahitili kadınları çalışmış. (Tahiti ve Haiti iki ayrı ülke.)
Kavunun ilk hali Karaman’da hırtlak olarak adlandırılır. Yemesi lezzetlidir. Turşusu süper olur. Kavunun olmamışına, hamına kelek denir. Kelek, argoda da salaklar için kullanılan bir aşağılama sıfatıdır. ‘Kelek yapmak’, oyunbozanlık etmek, ‘kelek atmak’ birisini beklemediği anda hile ve dalavere yaparak zarara sokmak demek. Kelek yapmak ve kelek atmak karaktersizlere göre. Kavunun ve adam kılıklıların keleğinden sakınmak lâzım. Adamın hamından da…
Günün Sözü: Felek, kimine kavun yedirir, kimine kelek.
Günün Şarkısı: Kavanoz Dipli Dünya (Emel Sayın)
Ahmet Tek