Karaman’ın Yeni Valisi

Karaman kimsenin beklemediği bir zamanda, şaka gibi bir olay yaşadı. Bir nisan şakasına benzemiyordu. Gerçekti. Bir Nisan geride kalmıştı. Takvimler 12 Mayıs 2022 Perşembe gününü gösterirken Resmî Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Valiler Kararnamesi yayımlandı.

Bu kararnameye göre, Vali Mehmet Alpaslan Işık, herkesin sürpriz olarak gördüğü, benim gecikmeli bir karar olarak değerlendirdiğim bir şekilde görevden alınmıştı. Makamlar boş kalmaz. Yerine Tuncay Akkoyun atandı. Işık’ın niye gittiğini boş verin! Karaman’da imzasını taşıyan bir eser, bir proje var mı? Siz ona bakın!

Bu yazı, Karaman’dan.com’da 25 Mayıs 2022 tarihinde yayımlandı. (Okumak İçin Tıklayın) Uzun bir yazıydı. Yeni Valiler Kararnamesi ile Tuncay Akkoyun Mardin’e atanırken, yerine Iğdır Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim geldi. Okuyacağınız yazı, Vali Sarıibrahim’in atanmasına ilişkin değil, “Karaman’ın Yeni Valisi” başlıklı yazıdan seçtiğim paragraflardan oluştu.

-İlk karşılaşma çok önemlidir. Not defterine not o an kaydedilir. Göz tuttu mu? Gönül ısındı mı? İnce mi, kalın mı? Kibar mı, kaba mı? Sert mi, yumuşak mı? Sivri mi, küt mü? Bunlar davranış notu olarak zihnin not defterine işlenir.

-Makamlar, ömür gibidir. Ne zaman sona ereceğini sahipleri bilemez. Hani hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarız ya… Makam sahipleri de o görevin sonsuz süreceği inancını taşır. Ölümlü dünya dedikten sonra içimizden bir sesin ölümün bize çok uzak olduğunu fısıldadığını hangimiz duymayız. Görevler gelip geçici, sayılı günler çabuk geçer derken de o iç ses yine bizi uyutur. Sen hariç der, bizi başkalarından ayırır. Bunun sonucunu görmekte gecikmeyiz. Ölümlü dünyaya kazık çakanımız yoktur, bir ömrü atandığı makamda tüketen de yoktur.

-Buna rağmen nice makam sahipleri vardır ki, hiç acele etmezler. Yavaş yavaş… Aceleye ne gerek var…İşe daha yeni başladık… Önümüzde çok vakit var…

-Bir bilgenin şu sözlerini asla unutmam:
Kimse size bu geceyi çıkarabileceğinize dair söz vermedi. Hayır, çok uzak bir gelecekten söz ettim. Kimse size bu saati çıkarabileceğinize dair söz vermedi.

-Bir yöneticim tepeden inmişti. Görevinin bilincinde değildi, asıl vahim olan, işi bilmemesiydi. Liyakatsiz, ehliyetsizdi. Bilmediğini bilmeyenlerdendi. Bunların farkında bile değildi. İnandığı tek şey, o makamı ölünceye kadar devam ettireceğiydi. Bir gün, “Şu işi yaparsanız sizi hatırlarlar. İki gün sonra görevden alınırsanız yapamadığınız bu işler için kan ağlarsınız” dediğimde, hayatımın en çirkin tebessümüyle karşılaşmıştım. O itici gülümsemesiyle adeta “Ben buraya ebed müddet geldim. Üç günlüğüne değil.” diyordu. Kompleksini açık ettiğinin farkına varmayanlardandı. Saltanatı üç gün bile sürmedi. Kabaca “defol” dediler. Gidiş o gidiş.

-Ha makam ha ömür. Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi;
“Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.”
Makamlar da öyle. Musalla taşında saltanata izin olmaz. Makama ilk gelişte kalabalık karşılama, giderken tek başına…

-İnsan kısım kısım, yer damar damar. Necip Fazıl, Sakarya Türküsü’nde ne güzel ifade etmiş:
“İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.”
Akışı olmayandan, kıvrım kıvrım kıvrılıp sancı çekmeyenden, su gibi hayat vermeyenden, yeşertmeyenden idareci olmaz.

-Kırk yıllık dostunuz var mı? Varsa onu gerçekten tanıdığınızı söyleyebilir misiniz? Ben söyleyemem. Tanıdığımı sandığım nice kişiyi hiç tanımadığımı acı tecrübelerle öğrendim. İnsanların dost mu, arkadaş mı, çıkarcı mı, kim olduklarına karar veremez hale geldim. Kırk yaşıma basmıştım. Karar verdim, önce kendimi tanıyacaktım. Kaç uzun yıl geçti, hâlâ kendimi tanıma derdindeyim.

–“Bir insanın gerçek yüzünü seninle ilgili menfaatleri bittiğinde görürsün”,
“Bir insanın gerçek yüzü ayrılık anında ortaya çıkar” sözlerinin doğruluğuna öyle çok tanık oldum ki…

-Birilerine “hoş geldin” demek yerine, giderken “güle güle” demenin daha keyifli ve daha risksiz olduğunu erken yaşlarımda öğrendim. Bu bilgi doğrultusunda hareket ettim mi? Asla. Gidenin arkasından laf etmek, düşene tekme vurmak ahlaki değildir.

Yoğurtçu Vali, Benim Valimdir

-Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma benim gönül dostumdur, görmeden sevdiğim bir güzel insandır. Hocam Karaman’a gelmiştir. Gençlerle sohbet etmiş, Karadağ’a çıkmış, Karaman’dan mutlu ayrılmış. Son kitabında da Karadağ’a yer vermiş. Hocamı tanımayan yazının bu bölümünü okumadan geçsin.

-İhsan Süreyya Sırma, Konya Kitap Fuarı’ndadır. Konya Valisi kitap fuarına gelir, İhsan hocama uğrar. Sohbet ederler. Vali bey Muşlu olduğunu söyler. İhsan hocam, seyyahtır, gurmedir. Damağı, zihniyle, kavrayışıyla, düşünceleriyle yarış halinde olan biridir. Vali beye, en güzel koyun yoğurdunun Muş’ta olduğunu söyler. Belki valiye iltifat etmek istemiştir.

-Vali Bey Muşlu’dur ama Konya’yı tanımış, daha ötesi damak tadı olan bir ‘Doğrucu Davut’tur. “Hocam, ben de öyle sanırdım. Ne zaman ki Karapınar’ın koyun yoğurdunu yedim, fikrim değişti. Karapınar yoğurdu çok özel bir yoğurttur” der. İhsan Hoca gülümser, Karapınar yoğurdunu tatmadığını söyler. Vali bey, kitap fuarından ayrılır. Yoğurt muhabbeti bitti mi dersiniz?

-Bitti diyenler kenara çekilsin! Vali bey, şoförünü gönderip Karapınar’ın koyun yoğurdunu aldırtmıştır. Sohbetin üzerinden henüz iki saat geçmemiştir. İhsan Süreyya Sırma’nın önüne bir güzel kap içinde Karapınar koyun yoğurdu gelir. İhsan Hoca yoğurttan bir kaşık alır. Sertlikten iz taşımayan yüzü iyice gevşer, yüzüne bir hoşluk gelir, damağı şenlenir, dudaklarını yalar, kaşığı yeniden yoğurt kabına daldırmadan hükmünü verir:
“Vali bey haklıymış. Karapınar yoğurdunu yemeyen yoğurt hakkında laf söylemesin. Böyle bir lezzet tatmadım.”

-Konya Valisi Vahdettin Özkan, Muşlu’dur. Hemşehri fanatikliği yapmadan, Karapınar yoğurdunu methetmiştir. Bu kadar mı? Övdüğü yoğurdu, olayın sıcaklığı geçmeden muhatabına tattırmıştır. Benim valim bu jesti yapan, sözünün kanıtını ortaya koyan Vahdettin Özkan’dır.

-İhsan Süreyya Sırma hocam, Karapınar koyun yoğurdunun tadını ölünceye kadar unutmayacaktır. Unutmayacağı bir isim de Konya Valisi Vahdettin Özkan ve onun nezaketinden, kibarlığından kaynaklanan davranışıdır. Devlet adamlığı da böyle incelikli bir iştir.

-İşte, yazdım. Biliyorum, bu yazım “Yeni vali hakkında ne düşünüyorsun” diyen okurları tatmin etmeyecek. “Kırk yıllık dostumu tanımaz haldeyim” diyorum. Daha geleli iki hafta olmuş biri hakkında ne yazabilirim?

-Yazılarımda ilkem, birilerinin benden hoşlanması değil, doğru olduğuna inandığım olayları yazmaktır. Muhatabımı veya okurları memnun etme arzusu benden çok uzaktır.

-Kararlıyım, kişiler hakkımdaki gerçek düşüncelerimi onlardan ayrılırken yazacağım. Erken davranıp kırılmak veya kırmak niyetinde değilim.

Karaman, 6 yılda 4 ayrı vali gördü. Belediye başkanlıklarında görev süresinin beş yıl olduğu hatırlanırsa, valilerin bu kadar kısa süreli görev yapmaları doğru mu? İşte son valilerimiz ve görev dönemleri:

  • Vali Fahri Meral: 21 Haziran 2017 – 09 Haziran 2020,
  • Vali Mehmet Alpaslan Işık: 9 Haziran 2020 – 12 Mayıs 2022,
  • Vali Tuncay Akkoyun: 12 Mayıs 2022 – 10 Ağustos 2023,
  • Vali Hüseyin Engin Sarıibrahim: 10 Ağustos 2023 –

Duayen gazeteci Yavuz Donat, “Mülki idarede nöbet değişimi” başlıklı köşe yazısında, 57 şehrimize yeni vali atanmasını yazmış. Yakından tanıdığı birçok valiyi ve yaptıkları hizmetleri anlatmış. İşte onlardan biri:

Türker Öksüz

Hizmete susamış serhat şehri Kars’ta… Vali ve Belediye Başkanvekili olarak… Çok iş yaptı.
Peynir Müzesi… Tarihi Beylerbeyi Sarayı’nın, Mazlumağa Hamamı’nın restorasyonu… Kent Müzesi… Tarihi mekânların turizme kazandırılması… Onun eseri.

“Tarihi Kimliği ile Kars Projesi” başlattı.
Şehrin nabzının attığı Ordu Caddesi’nde, sokak iyileştirmesini başardı.
Halkın içindeydi… Çözüm odaklıydı.
13 Ağustos Cumartesi… Şehri dolaştı… Esnafla vedalaştı… Halkla helalleşti… Ve pazar günü yeni görev yerine uğurlandı.
Burdur Valiliği’ne.

Tuncay Akkoyun Karaman’da kısa ömürlü oldu. Üstelik bu sürenin bir bölümünü zorlu bir görevde, deprem bölgesinde geçirdi. Köylere özel önem verdi, vatandaşlarla ilişkisi samimiydi. Karaman için güzel işler yapacağına inandığım bir yöneticiydi.

Gastronomi Festivali için ilk desteği Vali Tuncay Akkoyun verdi, Karaman’a yerel yemeklerin sunulacağı lokanta açılması için uğraştı. Ne yazık ki, festivali de, üzerine titrediği yerel mutfağın açılışını da görmek kısmet olmadı. Kültür Evi açılışına Mehmet Alpaslan Işık ile birlikte davet edilseler ve Karaman’ın misafiri olsalar.

Karaman’ın geleceğine ilişkin güzel projeler onun kısa görev döneminde kabul gördü. Bir başka yazıda bu projeleri uzun uzun yazmak istiyorum.

Coğrafi işaret konusu önceliği oldu ve Karaman’ın coğrafi işaretli ürün sayısını artırdı. Taşkale halıcılığını yeniden ayağa kaldırmak için adım attı. Vali Akkoyun’un en büyük şansı ekip arkadaşlarıydı. İşinin bilincinde olan tecrübeli bir kadroyla çalıştı. Seçim döneminde sorun yaşanmadı. Asayiş konusunda en yoğun çalışma onun döneminde yapıldı.

Vali Akkoyun’un gerçekleşmesinde emeğinin geçtiği başka güzel işler de var. Bunları ileriki günlerde paylaşacağım. Bununla beraber göz ardı edilen veya ertelenen işler olmadı mı? Birçok hizmet tamamlanmayı bekliyor.

Karaman sessiz şehirdir, her şeyi kendi içinde yaşar. Kolay geri dönüş alamazsınız. Karaman, kendisine yakın gördüğü kişiyi gönlünde yaşatır, onu unutmaz. Karaman’da görev yapanlar da bu kadim şehrin cömertliğine, cesaretine, gayretine ve sabrına tanıktır.

Vali Akkoyun, “telefonum 24 saat açık. İstediğiniz bilgiyi size sağlarız” diyen bir yöneticiydi. Hakkında en çok olumlu yazı yazdığım isim olarak hatırlayacağım. Çok özel bir şehire gidiyor. Benim kişisel tarihimde özel bir yeri olan Mardin Türkiye’nin vitrini. Allah yolunu açık etsin, yeni görevi hayırlı olsun.

İştir kişinin âyinesi, lafa bakılmaz. Makamlar geçici, hizmetler kalıcı. Baki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş. Hazreti Pir ne demiş:
“Her gün bir yerden göçmek ne iyi.
Her gün bir yere konmak ne güzel.
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti, cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”