“Karaman Mutfağı Dehşetti”
“Kitap insandan sabırlıdır.” Ne zaman ki, Nuri Bilge Ceylan’ın “Kuru Otlar Üstüne” filmi gösterime girdi, bu sözü hatırladım. Merve Dizdar’ın, Nuray Öğretmen karakteriyle “Cannes Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu Ödülü” aldığı film… İzleyici rekoru kıran 3,5 saatlik film…
Filmdeki Nuray öğretmenin bir meslektaşının yazdığı, Karaman’ın Akçaşehir Köyü İlkokulunda, 53 yıl önce görev yaptığı günleri anlattığı kitabı da öyle anımsadım.
“Albümdeki Mucize” adlı kitabı raftan indirdim. İzmir doğumlu bir genç kızın anı-biyografi karışımı kitabı elime geçeli iki yıl kadar oldu. Kitabın yazarı, gençliği Karaman’da geçen Öğretmen Aysu Kumbaracı Günay. Aysu Hoca, Karaman’ın en renkli simalarından avukat rahmetli İsfendiyar Günay’ın eşi.
Aysu Hoca, babasının vasiyeti üzerine yazdığı “Albümdeki Mucize” kitabını imzalayıp gönderme nezaketini göstermiş. Bir solukta okuyup, notlar almıştım. Öylece bırakmışım.
Kitapta anlatılan olayların büyük bölümü Karaman’da geçiyor. Kitap, beni 50 yıl öncesinin Karaman’ına götürdü. Aysu Kumbaracı Günay, aynı zamanda ressam. Rengârenk bir dünyası var. Dünyanın en güzel çocuk resimlerini yapan sanatçı. İzmir’de yaşıyor, sergiler açıyor, karma sergilere katılıyor.
Aysu Kumbaracı Günay, Karaman’ı da bir ressam görselliği ve duyarlılığı ile zihnine nakşetmiş. Tüm renkleriyle. Yer yer kara lekeler, gri beneklerle hafızasına kaydetmiş. Karaman’a ayak bastığı ilk günden, veda edip ayrıldığı güne kadar her olayı günlük tutmuş olmalı ki, ayrıntılarıyla hatırlıyor. Kitapta, köydeki ilk gününden meslektaşları ve dostlarına, evlilik kararı verişinden Karaman’daki günlük yaşama kadar her ayrıntıya yer vermiş. Adeta, kelimelerle büyük bir Karaman panoraması çizmiş.
Kitapta, Karaman’ın bir dönemini öyle güzel anlatmış, öyle renklerle bezemiş ki, okuyanı maziye götürüyor. Hayat geriye doğru hatırlanır, ileriye doğru yaşanır. Albümdeki Mucize’yi okurken, Aysu Öğretmen’in mazide yaşadığını düşündüm. Geçmiş o kadar mı sevilir, geçmiş o kadar mı canlı aktarılır, ne diyeceğimi bilemedim. Maziye demir atan bir yürek, maziden doğmuş bir kitap. Tam 592 sayfa.
Albümdeki Mucize’nin ilk sayfalarındaki şu satırlar yazarın Karaman hakkındaki düşüncesini saptamaya yeter de artar bile.
“… öylesine lezzetli yemekler içindeydim ki; arabaşı çorbası, küflü peynirle yapılan sıkmalar, sulu pilav, su böreği, calla…Karaman mutfağı dehşetti. ‘Yemede yanında yat’ hesabı. Bir tulum peyniri, bir yağı vardı, tadı damağında kalırdı insanın.”
Aysu Kumbaracı Günay, Rumeli kökenli bir aileden, 1951 İzmir doğumlu. Çocukluğu babasının görevi nedeniyle İzmir, Erzurum, İstanbul, Tekirdağ gibi çeşitli şehirlerde geçmiş. Hatay Kız İlköğretmen Okulu’ndan 1970’de mezun olmuş. İlk görev yeri, Konya’nın Karaman İlçesine bağlı Akçaşehir Köyü İlkokulu olmuş. İlk maaşı 632 lira 50 kuruş.
Kitapta Akçaşehir ile ilgili uzun bölümler var. Aysu Öğretmen’in dağarcığında, okulunu bitirip henüz 19 yaşında mesleğe ilk adım attığı köyle ilgili onlarca anı olmasına şaşmamak gerek. Akçaşehir’de hâlâ Aysu Kumbaracı’yı hatırlayan var mıdır? Onun Albümdeki Mucize adlı bir kitap yazdığını, kitapta Akçaşehir’i, Akçaşehirlileri anlattığını duyan olmuş mudur?
Aysu Öğretmen, Akçaşehir’deki öğretmenliği döneminde tanık olduğu iki olayı anlatmış. İki olay da beni çok sarstı. Uzun metrajlı bir filmin en çarpıcı sahnesi olarak aklımdan çıkmıyor. Dramatik sahneler; öyle güçlü anlatmış ki, etkilenmemek elde değil.
Biri, bir aşk öyküsü. Aysu Öğretmen aşk öyküsünün kahramanlarıyla oturup sohbet etmiş. Belki ceplerine para bile sokuşturmuştur. Sevgilerine tanıklık ettikten 10-12 saat sonra onların ölüm haberini almış. Allah’ım, nasıl bir acıdır, buna yürek nasıl dayanır? Bir beyaz ölüm, kurgu değil, Anadolu’dan bir gerçek öykü. Mutluluk için yola çıkan gencecik aşıkların bir akşamdan sabaha ölümle biten dramları.
Erden Kıral’ın, Ferit Edgü’nün “O” romanından uyarladığı, 1982 kışında Hakkâri’de çekilen, “memleketin durumunu Avrupalılara kötü gösteriyor” diye beş yıl yasaklı kalan “Hakkari’de Bir Mevsim” filmindeki sahnelerden daha keskin olaylar Karaman’da yaşanmış. O gençleri ölüm haberi gazetelerde haber bile olmamış. Jandarma tutanaklarında kalmış.
Fesleğen Kokusu başlıklı öykünün kahramanı ise zihinsel engelli bir çocuk; Ali. Aysu Öğretmen onu da bağrına basmış, sınıfa almış. Ali başına buyruk, aklına eseni yapar. En sevdiği eğlence ise değneği ile sınıftaki sobanın etrafında dönmek. Aysu Öğretmen “Ne yapıyorsun Ali?” diye sorunca, yanıt hep aynı: “Atçılık oynuyom örtmenim.”
Aysu Öğretmen’in Akçaşehir’deki ilk derse girdiği günü anlattığı bölümden bir paragraf:
“Geldiğimin ertesi günü derse başladım. Bu ne kalabalıktı Yarabbim! O ilk gün hayatımın en unutulmaz günü oldu. Yepyeni, aydınlık bir sınıf ve içi dolu öğrenciler.Hatta pencere önlerine bile öğrenci oturmuş. Üç sınıf birleştirilmiş. Birdenbire üstüme dikilen bir yığın göz; tatlı, sevimli, güler yüzlü. Böylece öğrencilerimle ilk bakışmamız tatlı bir tebessümle başladı. O ilk dersi sınıf öğrencilerimi tanımakla geçirdim. Zil çalar çalmaz sevinç dolu çocuk bağırtıları kapladı etrafı. Hepsi sıra olmuş, elimi öpmeye başlamasınlar mı? Elimi öyle öpüyorlardı ki, hafif bir ıslaklık bırakıyorlardı.”
Aysu Kumbaracı Günay, Karaman’ı, yaşadığı acı, tatlı günleri unutmamış. Yoksa 50 yıl önceki Karaman’ı ve Akçaşehir’i, o günlerin öğretmenlerini, öğrencilerini, okulları, insani ilişkileri, yaşam koşullarının güçlüğünü kimden dinleyecektik?
Albümdeki Mucize’de Karaman’dan hangi isimler var? Karaman’ın zengin mutfağından yemek çeşitleri. Avukat İsfendiyar Günay’ın ölümü ve daha fazlası…
(Devam Edecek)