Şehirler de ölür. Bitimli dünyada ölmeyecek olan ne var ki? Şehirlerin ölümü, yeryüzünden izlerinin silinmesinden daha çok, tarihi ve sosyal ruhlarını yitirmeleriyle gerçekleşir.
Üç gün için geldiğim Karaman’da on altı gün kaldım. Çok yer gezdim, çok güzellik ve çok viraneler gördüm.
Dağarcığım dolu; yüzlerce konuyu not aldım. Bazı dostlar kısa yazmamı istediler. Sorunlar büyük ama yazılarım kısa olacak.
Varan 1
Hangi şehrin merkezinde kale var? Hangi şehrin merkezinin kalesi kaderine terk edilmiş?
Karaman Kalesi çevresini gezdim. Millet Bahçesinden daha büyük bir alana sahip. Hali içler acısı, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan paralarla, binbir emekle yapılan güzelim tesisler viraneye dönmüş.
Camlar, çerçeveler, kapılar kırılmış, tavanlar dökülmeye başlamış, fayanslar patlamış, trafolar yerlerde.
Tuvaletler parçalanmış, süs havuzlarının taşları dökülmeye başlamış. Elektrik prizleri ve kabloları sökülmüş.
Kaledeki tesisler hangi belediye başkanı döneminde yapıldı? Bugünün rakamlarıyla kaç milyara mal oldu?
Hangi başkan döneminde kaderine terk edildi? İnsan, emek vermediği, alın teri dökmediği şeyin değerini bilmezmiş. Emek verilmeden sahip olunan şeyler kolay harcanır, sorumluluk hissettirmezmiş.
“Kale çevresi kaç yıldır bu halde?” sorusunun yanıtını Cimer’e, Karaman Valiliğine ve Karaman Belediye Başkanlığına sorun.
Sultan Abdülhamid, 33 yıl yaşadığı Yıldız Sarayı’nda kendisi için özel fotoğraf stüdyosu kurdurmuş. 1880’den itibaren imparatorluk topraklarının her yerine fotoğrafçılar göndermiş. 30 bin kareyi aşkın koleksiyon biriktirmiş. O, “Her resim bir fikirdir” demiş.
Kale eteklerinden çektiğim fotoğraflara bakarak bir fikir yürütebilirsiniz. Bazen bir kare fotoğraf, uzun bir yazıdan ve nutuktan daha etkilidir.