KARAMAN "İSMAİL AMCA"SINI KAYBETTİ

Karaman’da geçen bir ömür… Binlerce ilkokul öğrencisine hizmetle geçen bir ömür… Yoksullukla, geçim derdiyle geçen bir ömür… Sekiz güzel evlâda adanan bir ömür ve bütün bunların üstünde Allah’a kulluk bilinciyle geçen bir ömür… Allah, böyle bir ömrü, tertemiz bir maziyi, geride dua edecek güzel evlâtlar bırakmayı herkese nasip etsin.

Karaman, İsmail Amca’sını kaybetti. O, İstiklal Okulu’nun İsmail Amcası idi. O, İstiklal Okulu’nda en uzun süreli çalışan unvanına sahip İsmail Şahin’di. Karaman’ın derviş gönüllü erlerindendi. Kalbi temiz, niyeti temiz, işi temiz, inançlı bir insandı. Adını aldığı Hz. İsmail gibi yumuşak huylu, sessiz, sakin karaktere sahipti. Hz. İbrahim, Hz. İsmail doğduğunda 86 yaşında idi. Oğluna, “Allah dualarımı kabul etti” manasını taşıyan İsmail adını vermişti. İsmail, Süryanicede “Allah’a itaatkâr” demektir. Allah, Karaman’ın İsmail Amca’sının da dualarını kabul etti. Çocukları dürüst, ahlaklı ve inançlı insanlar olsun. Eğitimlerin tamamlayıp meslek kazansınlar diye dua ederdi. Çocukları okudu. İkisi öğretmen, ikisi profesör, biri hukukçu, biri makine mühendisi oldu. Liseyi bitiren iki kızı ise ev kadınlığını tercih etti.

İsmail Amca ne yokluğa üzüldü ne varlığa sevindi. İsmail Amca, muti bir kuldu, güler yüzlüydü. Huzur içinde hakka yürüdü.

Maziyi, önemsediğimiz ve bizde derin etki bırakan izlerle hatırlarız. Her insanın dünden bugüne getirdiği değerleri dağarcığında saklıdır. Şehirlerin dağarcığı da vardır. Şehirleri değerli kılan, şehirlere anlam katanlar, o şehrin yetiştirdiği insanlardır ve onlar şehir halkının hafızalarının derinliklerindedir. Şehrin o güzel insanlarını, şehrin sakinlerine tanıtanlar ya güzel sözlü insanlardır ya da kalem sahipleridir. Şehrin kıymetini artıran insanları mazinin kör kuyularına atmak, onları unutulmaya terk etmek vefasızlıktır.

İsmail Şahin, Karaman’ın unutturulmaması gereken insanlarındandır. Niye diye sorarsanız; Haklısınız. Karaman, şehrine iz bırakan sessiz insanlarını bilmez, duymaz, görmez ve onları unutulanlar mezarlığına erkenden defneder. Hatırlanmak mı istersiniz; ya yaygaracı, ya görünür, ya paralı olacaksınız. Bunların geçer akçe olmadığı bilinse bile… İsmail Şahin, bunlardan hiçbirine dahil değildi. Sessizdi, münzeviydi. Yalan bilmezdi, kalp kırmazdı, başkaları hakkında kötü konuşmazdı.

İsmail Şahin, 1932 yılında Kılbasan’da doğmuş. Henüz askere gitmeden, 18 yaşında iken evlenmiş. Askerlikten sonra Kılbasan’dan Karaman’a göç etmiş. İstiklal İlkokulu’nda işe girmiş. Hasan Sağdıç adlı bir güzel insan ona adeta babalık etmiş. Hasan Sağdıç, müdürü olduğu İstiklal İlkokulu’nun bitişiğinde bir eve ailesiyle oturmasına izin vermiş. İsmail Şahin, daha sonra dişinden tırnağından artırmış, ek işler yapmış ve bu evi satın almış. Bu ev Şahin Ailesi’nin bereketli yuvas olmuş, Yedi çocuk burada dünyaya gelmiş.
Yaşıtlarının Almanya, Belçika ve Hollanda’ya işçi olarak akın akın gittikleri yıllarda, o Karaman’ı ve çalıştığı okulundan ayrılmamış. Karısına eş, çocuklarına baba hasreti çektirmemiş.

İstiklal İlkokulu’nun efsane müdürü Hasan Sağdıç, sadece idareci değil, gerçek bir yardım severmiş. İsmail Şahin’i ve onun ailesini bir başka severmiş. Yedi çocuklu Şahin ailesinin bu küçük eve sığamadığını görmüş. Kızılyaka’da Nahiye Müdürü olan kayınpederine ait bahçe içinde, iki katlı, ikinci katı tamamlanmamış, elektriği olmayan evi İsmail Şahin’in almasına vesile olmuş. Yıl, 1967. Karaman’ın nüfusunun 30 binlerde olduğu dönemler. Bu ev, şimdi Valide Sultan Mahallesi olarak bilinen yerde, Ziya Duru ve Nebi Serin’in elma bahçelerine komşudur.

Şahin Ailesi’nin o yıllardaki hayatı, Karaman’ın belgeseli gibidir. Şahin Ailesi, sütü besledikleri inekten, yumurtayı, kümeslerindeki tavuktan, meyve ve sebzeyi bahçelerine ektiklerinden temin etti. Şahin Ailesi, bolluk ve bereket içindeydi. Ailenin sekizinci çocuğu bu bereketli ortama doğdu.

Şahin kardeşlerin tamamı, İstiklal İlkokulu’nda okudu. Okul çıkışı babalarına yardımcı oldular. Okul dağıldıktan sonra, arkadaşlarıyla gitmek yerine bekleyip babalarına yardım etttiler. İsmail Amca, okulun tek çalışanıydı. Okul büyüktü, öğrenci çoktu. Sabahçı ve öğlenci olarak adlandırılan ikili öğretim yapıldığı dönemlerdi. Okulda yapılacak çok iş vardı. Sınıfların, koridorların, bahçenin süpürülmesi ve temizlik gibi işlerde İsmail Amca’nın yardımcıları, canı gibi sevdiği çocuklarıydı. İsmail Amca, iş bittikten sonra, mutlu bir yüz ifadesiyle çocuklarının arasında evine giderdi.

İsmail Amca’nın işi İstiklal İlkokulu ile sınırlı değildi. Kalabalık ailesini geçindirmek için daha çok çalışması gerekiyordu ve o hep çalıştı. Sekiz çocuk, on horanta, dile kolay… Yoruldu ama of bile demedi, şikayet etmedi, dertlenmedi. Evde ahşap oyuncaklar yapıp, sattı. Boya, badana dahil her işe gitti. Okuldaki görevinden ayrılıp bir dönemler şehrin en renkli ticaret merkezi olan sebze pazarının girişinde tezgah açıp sebze ve meyve satmaya başladı. Şahin kardeşler, burada da babalarını yalnız bırakmadılar.

İsmail Amca, ticarette istediğini bulamadı. Ailenin adeta hamiliğini üstlenen Hasan Sağdıç, okuldaki işine dönmesi için ısrar ediyordu. İsmail Amca, tezgahı bırakıp, yeniden İstiklal İlkokulu’na döndü. 1980’in başlarında emekli oluncaya kadar, İstiklal İlkokulu’nda öğretmenlerin İsmail Abisi, öğrencilerin İsmail Dayı veya İsmail Amcası olarak görevini sürdürdü.

İsmail Şahin, komşusu Şerife Hanım’ın Kalecik mevkindeki on beş, yirmi dönümlük tarlasını da ortak olarak ekip biçti. Buğday, ayçiçeği veya kavun karpuz ekerek, aile bütçesini denkleştirmeye çalıştı ve her hasat sonrası, tarla sahibiyle helalleştikten sonra şükür duası etti. İsmail Amca, kavun ve karpuzun çekirdeklerini bir önceki yılın ürünlerinden ayırır, onları ekerdi. Şahin kardeşler, bu tarlanın ekilip sürülmesinde, çapalanıp ürünün hasat edilmesinde de babalarının yanında oldu. Şahin kardeşler, yorulup mola verdiklerinde yanlarında getirdikleri kitaplarını okur, İsmail Amca çocuklarına bakar ve onlara dua ederken yorgunluğunu unuturdu.

Şahin kardeşler, yaz tatillerinde toptancı halinden aldıkları malları pazar yerlerinde açtıkları tezgahlarda sattılar, pazarcılık yaptılar. İnşaatlarda çalıştılar, Aktekke’nin önünde, Hacıbeyler Camii’nin köşesinde mangal yakıp, mısır üttüler ve İsmetpaşa Caddesi’nden Birinci İstasyon’a volta atanlara, Yeni Sinema’dan çıkanlara satıp, okul masraflarını çıkardılar.

İsmail Amca, rahmetli babamın çok sevdiği, edebini, ahlakını ve gayretini öve öve bitiremediği bir köylüsüydü. İsmail Amca’dan sadece babam değil, onu tanıyan herkes güzel söz ederdi.

En büyük oğlu Ahmet Şahin, benim kardeşim gibiydi. Karakter olarak babasının kopyasıydı. Kalbi temiz, işi temiz insanlardandı. İmam Hatip’ten arkadaştık. Milli Türk Talebe Birliği’nde birlikteydik. Babalarımızın birbirine duyduğu muhabbetin etkisiyle birbirimizi severdik, gönüldaştık. Ahmet, üniversiteyi Konya’da okudu. Öğretmen oldu ve Milli Eğitim’de idarecilik yaptı. Artık emekli ve bahçesinde çalışıyor. Adem Şahin’i çok yakından tanımadım. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun. Uzun yıllar Karaman’da avukatlık yaptı. Şimdi o da emekli. Gıyabında güzel sözler duydum. Mustafa Şahin, tanıdığım en kibar insanlardan. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde 2010-2018 yılları arasında iki dönem rektörlük görevinde bulundu. Gerçek beyefendi. Tavrı, tarzı ve mesleki yetkinliğiyle çevresinde saygı duyulan biri. Halen YÖK Denetleme Kurulu üyesi. Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji alanlarında çok sayıda ulusal ve uluslararası yayını bulunmaktadır. Prof. Dr. Ali Şahin’i Karaman tanır. O, görevden alınmadı veya ayrılmadıysa Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı. Ailenin en küçüğü… Yine Mahmut Sami Şahin, İsmail Amca’nın başarılı çocuklarından. Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Kendi şirketini kurup yıllarca savunma sanayi ve özel sektöre hizmet verdi. Karaman Belediye Başkanı adayı oldu. Halen KOP İdaresi Başkanı.

Şahin ailesi, ilk büyük acıyı 1986 yılında yaşadı. Şahin kardeşlerin öğretmen olan ablaları bilinen bir sağlık sorunu yokken, solunum problemi ile Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne getirildi ve birkaç hafta içinde vefat etti. Diğer kız kardeşlerden biri Akşam Sanat Okulu’nu, diğeri Kız Meslek Lisesi’ni bitirdi.

İsmail Amca, çocuklarına “Ceketimi satar, sizleri yine okuturum” diyen bir yürekli adamdı. Ceketini satmadı ama ömrünü verdi. Çocuklarının hepsini okuttu. Dört oğlu İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Kardeşlerin hepsi kendi alanlarında önemli görevler yaptı ve sivil toplum kuruluşlarında hizmet verdiler.
İsmail Amca, mütevazı insandı. Çocuklarına ve herkese dua eden bir mümindi. Ruhunu teslim ederken, eşi ve yedi çocuğu baş ucundaydı. Onu dualarla ahirete uğurladılar.

Karaman, başın sağ olsun. Binlerce çocuğun sınıfını, okulun bahçesini temizleyen, kimseye laf söz etmeyen ve çirkin bir bakışı bir ömre bir kez bile sokmayan bir güzel hemşehrini kaybettin. İsmail Amca, bu ülkeye yedi güzel çocuk bıraktı gitti.

İsmail Amca’nın hayatı, sadece Karaman’ın değil, Türkiye’nin bir döneminin panoramasıdır. İsmail Amca’nın verdiği emeği küçümsemeye kimsenin hakkı yoktur. O, bu ülkeye yapacağı en hayırlı işi yaparak gitti. Çocuklarının eğitim almasını sağladı. Çocukları onu mahcup etmedi. Her biri, hem çalışıp hem okudu. Allah herkese böyle bir gidiş nasip etsin. 90 yaşındaydı. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

Her biri gönül dostum olan Şahin kardeşlere baş sağlığı ve sabır dilerim. İsmail Amca, sizin öz babanızdı ama Karaman’ın manevi babalarından olduğunu da unutmayın.

Şehirleri değerli kılan isimleri yaşatmak, o şehri emanet olarak teslim almış insanların görevidir. Vefayı yaşatmakla mükellef olanların başında yöneticiler gelir. Karaman’da Milli Eğitim’in bir birimine İsmail Şahin adı verilebilir. Ben, İstiklal İlkokulu’nun bahçesindeki Öğretmenevi en uygunudur derim. Takdir, idarecilerimizindir.

İsmail Amca’nın cenaze namazını kılacak olan cemaat, onun iyiliğine şahitlik edecek. Allah onu bu dünyada iyilerle dost kıldı, inşallah yeni mekanında da iyilerle dostluğunu devam ettirir.

Allah’ı bilen insanlar için ömür de güzel, ölüm de…

AHMET TEK