Anladım ki Hiç Kimse, Hiç Kimse Sen Değil
-‘Sev Kardeşim’ dedi, sözüne sadık kaldı.
–Ömrünü bir aşka adayıp, kalbinde kor ateşle yaşadı.
-Münzeviydi, kendi hücresini kendi inşa etti.
-Ondan geriye, dillerden düşmeyen şarkıları kaldı.
Günümüzde “seviyeli beraberlik” , “Düzeyli ilişki” çirkinliğine dönüştürülen aşkların çok uzağında “sevgi abidesi” bir kadını anlatacağım. Düzeyli ilişkicilerin, “Aşkın ömrü üç yıldır” diye başlayıp üç günde bitirdikleri birlikteliklerine benzemeyen bir aşk hikayesi… Kendini, kendi inşa ettiği hücreye hapseden, münzevi bir kadının sonu hicranla biten yaşam öyküsünden kesitler sunacağım.
Döneminin en güzel kadınlarındandı… Havalıydı, tarz sahibiydi. Herkesten farklıydı. Sesiyle, sözüyle, ilişkileriyle… Mitinglerde seçmenleri ilk coşturanlardandı… Döneminin en popüler sanatçısıydı. Şarkılarını herkese ezberletmiş, sevgi sembolüydü. Meydanlarda barış çağrısı yapan en güzel sesti…
Kim Bu Kadar Güzel Sevebilir!
Eşinin ölümünün ardından 32 yıl matem tuttu. Zorunlu olmadıkça evinden dışarıya adım atmadı. Eşinin fotoğraflarını öpüp koklayarak bir ömrü tüketti. 10 yıl evli kaldığı eşini kaybettikten sonra inzivaya çekilerek, yasını mezarına taşıdı.
Türkiye’de popüler olan, sahnelerde binlerce hayranının sevgi sağanağıyla sırıksıklam olup, kendini kaybetmeyen, şımarmayan, övünmeyen, magazine yüz vermeyen ender sanatçılardandı.
1951’de Ocak ayında İstanbul’da doğdu. 1971’de 20 yaşında iken evlendi. 1981’de kocası öldü. Yine bir ocak ayında İstanbul’da öldüğünde 62 yaşındaydı. Eşinin ölümüyle dünyayı kendine dar etti. Hayata küstü, nefes almakta zorlandı ve ölümü de solunum yetmezliğinden oldu.
İlk sahneye çıktığı kent, Ankara’ydı. Ankara’da birlikte çalıştığı sanatçı arkadaşına aşık oldu ve evlendi. Ankara’yı severdi, Ankaralı da onu…
Siyasi parti mitinglerinde kitlelerle doğrudan buluşan ilk sanatçımızdı. İlk kez 1973’de Bülent Ecevit’in Taksim mitinginde yüzbinlere dostluk, barış, sevgi mesajları verdi. “Sev Kardeşim” ve “Hayat Bayram Olsa” şarkıları ile “Karaoğlan mitingleri“nin vazgeçilmez sembolü haline geldi.
Şarkıları toplumsal mesajlı, sosyal dokunuşlu ve o günün koşullarında sol söylemdi. “İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa…” ‘’Gerçek Nerede’’ ‘’Beyaz Ülke’’nin sözleri sakıncalı bulundu, şarkıları TRT tarafından yasak listesine iğnelendi.
Türkiye’nin 1975 yılında ilk kez katıldığı ve Semiha Yankı’nın ‘’Seninle Bir Dakika’’ ile ülkemizi temsil ettiği Eurovision Türkiye elemelerinde sözlerini yazdığı “Umut” şarkısıyla finale kaldı. Ancak jüride eşi olduğu için katılmayı uygun bulmayarak yarışmadan çekildi. Hassastı, hakkında kötü düşünülmesine izin vermeyenlerdendi. Onuru için hakkından feragat edenlerdendi.
Eşinin beklenmedik, zamansız kaybı hayat akışını ve müzik kariyerini alt üst etti. En zirvede olduğu günlerde, otuz yaşlarının başında olduğu halde içine kapanıp, anılarıyla yaşamaya başladı. Israrlar sonucu birkaç kez sahneye çıktı ama olmadı, yapamadı, kendinde direnme gücü bulamadı. Müziğe bir daha dönmemek üzere defteri kapattı. “Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap” şarkısını hayatının gerçeği yaptı.
Dünya çapında kalıcı izler bırakabilecek müzik ve sahne yeteneğine sahip olduğu halde, aşk acısına gömülmeyi tercih etti. Başarılı müzik kariyeri ve yenilikçi modern çizgisi halen aşılamadı.
Evine kapandı, bunalıma girdi. İstanbul Gümüşsuyu’nda 4 Ocak 2013’te gözlerini yumdu. Ocak ayında doğmuştu, ölümü de ocak ayında oldu. 32 yıl özlemiyle yanıp tutuştuğu kocasının yanına defnedilmek istiyordu. Ne acı, hayat arkadaşının yanına defdenilmesi mümkün olmadı. Güya, tapu belgeleri bulunamadı. Delicesine aşık olduğu ve sevgisini bir an kalbinden çıkarmadığı kocası Merkezefendi Mezarlığı’nda olmasına rağmen, o Ayazağa’ya defnedildi. Tertemiz koruduğu aşkını, mezar komşusu olmayı düşlediği kocasına göstermeyi istiyordu. Özleminin, hasretinin son bulacağına inanıyordu. Olmadı. Olsun; Kalpten kalbe yol vardır. Ölüm, aşıkları birleştirir, kalplerin buluşma yolunu kısaltır.
“Sev kardeşim“, dedi, sözüne sadık kaldı. Yüreğinin ağıdını susturma yoluna gitmedi. Ama kaderin çizdiği yol farklıydı. Hasretini çektiği kocasının yanına gömülmesi kısmet olmadı.
“Dünyaya geldik bir kere
Kavgayı bırak her gün bu şarkımı söyle
Sevdikçe güler her çehre
Amaçlar hep bir olsun
Kalpler birlikte” diyen sanatçı, bir başka şarkısında
“Bak kardeşim
Elini ver bana
Gel kardeşim
Neşe getirdim sana” diye yalvarıyordu.
O, bugün de unutulmayan ve dillerden düşmeyen “Sev Kardeşim“, “Hayat Bayram Olsa“, “Gerçek Nerede“, “Beyaz Ülke“, “Açıl Susam Açıl“, “Sessiz Bir Yer“, “Çirozname” ve” Honki Ponki” şarkılarıyla halen aramızda yaşayan Şenay Yüzbaşıoğlu idi. Aynı mezarda bile birlikte olamadığı eşi de Şerif Yüzbaşıoğlu idi.
O güzel aşkın meyveleridir, bugün hala dinlenen şarkılar. Şenay’ın, geride bıraktığı dünyaya mirası, bir hoş sadadır.
“Anladım ki hiç kimse, hiç kimse sen değil,
Hiç kimse senin gibi canımdan öte can değil.
Anladım ki hiç kimse, hiç kimse sen değil.
Hiç kimse senin kadar fikrime huzur değil.”
Şenay, canından öte can aramadı, canını kaybettikten sonra gönül kapılarını kapadı. Fikrine huzur verecek biri olacağını aklına bile getirmedi. Yukarıdaki şarkıyı hayatının gerçeği yaptı. Şarkılar, masal değildir. Masalların gerçekliği yoktur. Şarkılar yaşanmışlıklardır, gerçeklikten doğar. “Anladım ki hiç kimse, hiç kimse sen değil” diyenler hep vardı, hala varlar.
“Leyla da Mecnun da masallarda kaldı. Şimdi ne aşk var, ne aşık ne de maşuk” diyenlerden değilim. Leyla da var Mecnun da. Sevgi ve aşk her daim yaşar. Bu dünyanın dönme sebebi aşktır. Şenay’ın “Hayat bayram olsa” dileği bu yılın umudu ve dileği olsun.
Hindistan’da yakın zamanlara kadar sürdürülen bir gelenek varmış. Eşi ölen kadın, kocasının cenazesinin yakıldığı alevlerin arasına oturur, onunla birlikte ölüm yolculuğuna çıkarmış. Buna “sati” denirmiş. Yasak olan bu gelenek, günümüzde bazı bölgelerde devam ediyormuş.
Alevlerin arasına dalıp diri diri yananların yanında, içindeki alevle ömür süren aşıkların unutulmayacağı bir yıl olsun 2022…
İngiliz şair, oyun yazarı ve edebiyat eleştirmeni olan T. S. Eliot, benim şairlerim arasındadır. 1948’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü almıştır. “En zalim aydır Nisan” sözünü dünyaya miras bırakan mistik şairdir. Onun ölüm tarihi de 4 Ocak… Eliot ile veda edelim:
Bir hayvanı severseniz o da sizi sever. Eğer bir insanı severseniz, onu bilmiyorum işte, ne yapacağı belli olmaz.
İnsanlar güçsüz oldukları için ağlamazlar; çok uzun zamandır güçlü oldukları için ağlarlar.
Geçen yılın kelimeleri geçen yılın diline aittir ve yeni yılın kelimeleri yeni bir ses bekler.
Not: Acıların Kadını Bergen‘in hayatının anlatıldığı filmin çekimlerinin tamamlandığına ilişkin haberler sosyal medyayı sallarken, Şenay’ı hatırladım. Henüz lise öğrencisi iken İstanbul’da konserini izlediğim gün aklıma geldi. İlkler unutulmuyor. Ölüm yıldönümünde paylaşmak istedim.