Karaman Bir Vakitler Denizmiş!

Altın Çekiç Ödüllü Karamanlı Profesör “ Karaman’ın Jeolojisi”ni Yazdı

Karaman Jeolojik Havzası olarak adlandırılan bölgenin 23 milyon yıl önce bir göl ve/veya deniz olduğunu biliyor musunuz? Bölgenin son derece iyi korunmuş, görkemli ve zengin fosil topluluklarıyla tüm dünyanın ilgisini çektiğini duydunuz mu? Karaman’da en iyi kumpirin (patates) Zengen’de yetiştiğini herkes bilir. Peki neden? Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO Küresel Jeoparkı olan Manisa’daki Kula-Salihli UNESCO Küresel Jeoparkı gibi bir jeoparkımız olsa sevinmez misiniz?

Bu soruların yanıtlarının peşine düşen Karamanlı bir bilim insanımız var: Prof. Dr. Tahir Emre. Tahir Hoca, jeolog yani yer bilimci. DEÜ Müh Fak. Jeoloji Müh. Bölümü’nde uzun yıllar hocalık yaptı. Tahir Emre, yıllarını verdiği “Karaman’ın Jeolojisi” adlı hazine değerindeki kitabını bitirdi.

Prof. Dr. Tahir Emre, bugün Karaman’a geliyor. Kitabında sözünü ettiği bölgelerde yeniden gözlem yapacak. KMÜ veya Gazi Kültür Sanat Merkezinde Karaman’ın bilinmeyen jeolojik zenginliklerini anlatacak, kitabına ilişkin bilgi verecek.

Prof Dr. Tahir Emre kim, neler yapmış, Karaman’la bağı, bağlantısı ne? Önce Tahir Hocamı tanıtmak istiyorum.

-1950 yılında Karaman, Abbas Mahallesi-Elvedin Mektep Sokak’ta doğdu. Fadime- Mehmet Emin Emre çiftinin ilk çocuğu.
-Anne tarafından dedesi Karaman Siyahser (Karabaş Veli) Camisi İmamı Tahir (Özeren) Hoca, baba tarafından dedesi Zengenli Durmuş Ali (Emre) Hoca’dır.
-İlk, orta ve liseyi Karaman’da bitirdi. Güneş İlkokulu 1960-61 yılı mezunu.
-1968-69 öğretim yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Yerbilimleri Fakültesi Jeoloji Yüksek Mühendisliği bölümüne kayıt oldu. -1970-71 öğretim yılında TÜBİTAK Bilim Adamı Yetiştirme (BAY) Grubu lisans eğitimi bursunu kazandı.
-1972-73 öğretim yılı sonunda “Jeoloji Yüksek Mühendisi olarak diploma aldı.
-Dört ay kadar MTA Espiye (Giresun) kampında Jeoloji Yüksek Mühendisi olarak çalıştı.
-Aralık 1973 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı doktora bursu ile Fransa’ya gitti. Tektonik (Yeryuvarının Yapısı) alanındaki doktora çalışmasını Aralık 1977 tarihinde tamamladı.
-1978 yılı Ocak ayında Türkiye’ye döndü ve Nisan ayında KTÜ Mühendislik Fakültesinde Dr. Asistan olarak göreve başladı.
-Askerlik görevini Aralık 1978-Mayıs 1980 tarihleri arasında Polatlı Topçu ve Füze Okulu’nda tamamladı.
-1980 yılı Kasım ayında Ege Üniversitesi Yer Bilimleri Fakültesine Dr. Asistan olarak atandı.
-1982 yılında YÖK tarafından yapılan düzenleme sonrası bölüm Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü adını aldı.
-Bir yarıyıl Elazığ Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde “konuk öğretim üyesi” olarak çalışma dışında yaş haddinden emekli olduğu 2017 yılına kadar DEÜ Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi olarak görevini sürdürdü.
-37 yıllık akademik yaşamında Ege, Fırat ve Dokuz Eylül Üniversitelerinin Mühendislik Fakülteleri ve Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümlerinde Genel Jeoloji, Mühendislik Jeolojisi, Stratigrafi, Türkiye Jeolojisi, Harita Çizim ve Saha Jeolojisi zorunlu lisans derslerini verdi. Bu süreçte binlerce lisans ve onlarca yüksek lisans ve doktora öğrencisi oldu.
-Yaptığı araştırmaların çoğu TÜBİTAK tarafından desteklendi. Bunlardan 1990 yılında tamamlanan Gediz Grabeni ve dolayısıyla Menderes Masifi-Batı Anadolu jeolojik yapısını şekillendiren sıyrılma (detachment) fayında ilk çalışmayı yaptı ve o yapının isim babası oldu.
– Bu araştırma sonuçlarını açıkladığı yayın TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından 1997 yılında “Altın Çekiç” ödülüne layık görüldü.
-TÜBİTAK tarafından desteklenen projeleri arasında en önemlisi “5000 Dijital İçerikli Üniversite Açık Ders Kaynakları Destekleme Programı” kapsamında 2016 yılında kabul edilen Jeoloji Haritaları ders kitabını hazırlama projesi oldu.
-Dijital ortamda TÜBİTAK sitesinden ücretsiz olarak erişilebilen 1500 sayfalık ders kitabı 2020 yılında tamamlandı.
-2014 yılından bu yana Türkiye Bilimler Akademisi (TUBA) desteğiyle yürütülen “Türkçe Mühendislik Terimleri Sözlüğü” Yer Bilim Mühendisliği alanındaki çalışmalarda yer aldı.
-Aydın’ın Köşk ilçesinde gözlemlediği yıldırım taşı (fulgurit) boyut olarak dünya çapında bir kayaç örneğidir. Türkiye’de bu güne kadar böyle bir kayaç örneği bulunmamıştır. Bu kayaç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanarak Jeolojik Mirası Koruma Derneği (Jeomirko) tarafından Jeolojik Miras Envanterine kayıt edildikten sonra dünya yerbilimcilerine duyurulacak ve ziyarete açılacaktır.

Prof. Dr. Tahir Emre’nin çalışmaları ve hizmetleri bunlarla sınırlı olmamış. 1999 Gölcük depremi sonrası İzmir ili, ilçeleri ve yakın köylerindeki ilk ve ortaöğretim okullarında “Deprem Nedir-Ne Değildir” konferansları vermiş.

Prof. Dr. Tahir Emre, Karaman sevdalısı Remzi Tartan’ın “Emekli olduğuna göre Karaman’ın jeolojisi ile ilgili bir kitap yazarsın artık.” demesiyle çalışmaya başlamış. Çalışmayı tamamlayınca Karaman’da hem dostları ziyaret hem kitap tanıtımı ve basılması için temaslarda bulunmak üzere meslektaşı, çocukluk arkadaşı Murat Alkan ile Karaman’a geliyor.

Tahir Hocamın kitabının “Önsöz”ünden bir bölümünü paylaşıyorum. Bu kısacık paylaşımda bile, okuduklarınıza şaşıracaksınız. Karaman’ın bilinmeyen bir yönünü göreceksiniz.

“Üniversite ikinci sınıftan üçüncü sınıfa geçtiğim yılın yaz aylarında, Fadime (Konur) halamı ziyarete gitmiştim. Mutfak kapısının önünde, kapının çarpmasını önleyen bir ağırlık olarak duran bir “fosil” görünce gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Halama o “taşı” nerede bulduğunu sordum. Sıradan bir olaymışçasına “Tarlada.” demesine çok şaşırmıştım. “Fosilbilimi” (“Paleontoloji”) dersinden aklımda kaldığı kadarıyla “fosilleşme” çeşitli “jeolojik zamanlar”da yaşamış hayvan, bitki ve diğer organizmaların, tamamı veya bir kısmının oluşmakta olan “kayalar” içinde taşlaşarak korunduğu nesneler idi. Şaşkınlığım hafifleyince o “taşı” alıp alamayacağımı sordum. “Alabilirsin elbet guzum, senden gıymatlı mı?” demesiyle adeta sevinçten uçuyordum. Adını çıkaramasam da paleontoloji dersinde gördüğüm fosillerden birine sahip olmak az – uz bir servet değildi benim için. Nereden bilebilirdim Fadime (Konur) halamın, dedemin (Durmuş Ali Emre) köyündeki (Zengen) tarlada bulduğu fosilin, “derisidikenlilerden” (“Ekinoderm”) bir “Clypeaster” (kalkan biçimli denizyıldızı) olduğunu? Nasıl zihnimde canlandırabilirdim o tarlaların hemen altında, günümüzden yaklaşık olarak 23 milyon yıl öncesinde var olan bir göl ve/veya denizde (“Karaman Jeolojik Havzası”) birikmiş malzemeden yapılı kayaların (“kayaç”, “çökel kaya”, “tortul kayaç”, “tortul kaya”) yer aldığını ve içerdiği son derece iyi korunmuş, görkemli ve zengin fosil topluluklarıyla tüm dünyanın ilgisini çektiğini? O havzada oluşmuş “kireçtaşı”, “killikireçtaşı”, “sittaşı”, “kiltaşı”, çakıltaşı vb. olarak adlandırdığımız tortul kayaların, iki milyon beş yüz bin yıldır ayrışıp – aşınıp – taşınarak, Karaman’da en iyi kumpirin (patates) yetiştiği, Zengen toprağını oluşturduğunu nasıl öngörebilirdim?

Orta öğrenim yıllarımda yaz tatillerinin bir bölümünü geçirdiğim Zengen köyünü de kaplayan, milyonlarca yıl önceki denizde yaşamış, sadece o yöreye özgü (endemik) “yumuşakça” (“Mollusk”) fosillerinin bin dokuz yüz otuzlu yılların sonunda, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) ilk kadın jeologlarından, “fosilbilimci” (“paleontolog”) Lütfiye Erenal – Erentöz tarafından bir doktora çalışmasına konu olduğunu (Erünal – Erentöz, 1958), daha da önemlisi Lütfiye Hanım’ın uzmanlık konusunun ”Bilimsel Miras” olarak, 1991 yılından beri, aynı zamanda meslektaşı ve akrabası olan Prof. Dr. Yeşim Büyükmeriç tarafından sürdürülmekte olduğunu ve Yeşim Hanımın konuyla ilgili, anılarını ve bilgi birikimini bizlerle paylaşma nezaketini göstereceğini, dahası, böylesine önemli bir jeolojik hazineyi kapsayan alanların Karaman’ın jeolojik açıdan en önemli zenginliği ve ayrıcalığı olduğunu ve mutlaka bir “jeopark alanı” olarak korunması için yıllardır çalıştığını, bundan sonra da bu konuda birlikte çaba göstereceğimizi, o yıllarda nasıl kestirebilirdim?

Trabzon’a döner dönmez ilk işim kütüphaneye gitmek ve “Karaman Fosilleri” adlı bir eser var ise onu okumak ve konunun ayrıntısını öğrenmek idi. Basılı kaynakların içinde aradığımı bulamamanın burukluğuyla neredeyse kütüphaneye sitem edecektim. Ancak bin dokuz yüz yetmişli yılların başında sadece KTÜ’de değil tüm üniversite kitaplıklarında, basılı eserler dışında, bilgi kaynağına erişimin başka da bir yöntemi yoktu.”

Prof. Dr. Tahir Emre, kitabın hedef kitlesinin yerbilimcilerden çok Karaman meraklıları ve sevdalıları olduğunu ifade ederek, şöyle devam ediyor:
“Sevgili hemşerilerimi ve ziyarete gelen konukları sıkmamak adına kitapta jeolojik terimler olabildiğince yalın ve anlaşılır biçimde kullanılmış, özgün yerbilim terimleri, ilk kullanıldığı yerde, tırnak imi içinde altı çizilerek yazılmış, bu terimlerin jeolojik anlamları, meraklıları için, kitabın sonuna eklenen “Sözlük” bölümünde, “Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Türkçe Bilim Terimleri Sözlüğü” temel alınarak kısmen kısaltılarak verilmiştir.”

Prof. Dr. Emre’yi, yazım aşamasında kitabın en zorlayıcı yanı konuları belirlemek ve sınırlandırmak olmuş. Kitabın çatısını kurarken jeolojik bir konuyu popüler olarak sıkıcı olmadan nasıl anlatılabileceğini düşünmüş. Bu konuya ilişkin şunları söylüyor:
“Belki de jeolojiyle hiç ilgilenmemiş kişilere, sıkılmadan okuyabilecekleri bir yayın hazırlama dürtüsüyle, önce Jeolojinin Önemi ve Kapsamı, ardından jeolojik terminolojiden söz etmek zorunda olduğumu hissettim. Sonra hiçbir şeyin çevresinden soyutlanarak anlaşılamayacağı bilinciyle Karaman’ın Jeolojisi’ne Dünya ve Türkiye ölçeğinde kısaca değindim. Ardından Karaman il sınırlarını kapsayan alanda yer alan kayaları, ana hatlarıyla, yaşlıdan gence doğru özetlemeye çalıştım. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi öğretim üyelerinden genel jeoloji / paleontoloji profesörü Dr. Yeşim Büyükmeriç’in kaleme aldığı, bir sonraki bölümün kitabın en rahat okunacak, öykü tadında bir bölümü olduğuna inanıyorum. İzleyen bölümlerde Karadağ ve yakın çevresinin jeolojisi, sonra sırasıyla Karaman ilinin “hidrojeolojisi”, “jeomorfolojisi” ve “depremselliği” irdelenecektir.
Bu kitabın hazırlanmasını benden isteyen ve konunun ısrarla takipçisi olan arkadaşlarım Remzi Tartan ve Em. Başsavcı Şahabettin Yavuzarslan’a ne kadar teşekkür etsem azdır.
Kitabın her bölümünde görüşlerinden yararlandığım ve “Karaman’ın Jeolojisi” için yapılan arazi çalışmalarına eşlik eden, özellikle Ermenek İlçesi’nde yol göstericim, ilkokuldan üniversiteye sınıf arkadaşım, kitabın neredeyse ikinci yazarı Jeoloji Yük. Müh. Murat Alkan’a bu duyarlılığı için gönül borcumu nasıl ödeyebilirim bilemiyorum.
Karaman Fosil Yataklarıyla ilgili çok değerli çalışmalarını ulusal ve uluslararası düzeyde bildiri ve yayınlarla perçinleyen, 1991 yılından beri MTA’da jeolog, jeoloji yüksek mühendisi, paleontolog (Doç. Dr.) olarak, ardından öğretim üyesi olarak üniversitede araştırmalarını sürdüren, büyük halası Dr. Lütfiye Erünal – Erentöz’ün jeolojik mirasını, onunla ilgili anılarını ve bilimsel çalışmalarını bizlerle paylaşan ve bunları ayrı bir bölüm olarak kaleme alarak kitabın en önemli bölümlerinden birini oluşturan Prof. Dr. Yeşim Büyükmeriç’e Karaman için yaptıklarının unutulmayacağı sözünü vererek en içten duygularımla teşekkür ederim.”

Bu kitabın yayınlanmasının ardından Karaman’da jeopark alanı için kampanya düzenleneceğini düşünüyorum. Kitaptaki veriler, bu talebin yerine getirilmesini zorunlu kılıyor. Karaman’ın , öz evladına, onun yıllarca emek verdiği eserine sahip çıkacağına inanıyorum.

Ahmet Tek