Ankara’nın Baharından Karaman’ın Karadağ’ına
Ankara’ya bahar geldi. Tadını çıkarmak gerek. Karamanlı abilerim emekli sanat tarihçisi arkeolog Mehmet Vehbi Uysal ve emekli polis başmüfettişi Kadir Tan ile Kızılay’da buluştuk. Hamamönü’ne geldik. Her yer kalabalık, adeta herkes kendini dışarıya atmış.
Hamamönü, Ankara’nın tarihi dokusunun yeniden diriltildiği semtin adı. Hacettepe Üniversitesi ile Ulucanlar Müzesi arasında kalan bölge. Buradaki yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş binlerce ev 1900’lü yıllardaki görünümüne kavuşturuldu.
Hamamönü, Ankara’nın büyük çaplı restorasyondan nasiplenen tek bölgesi. Dönüşüm değil, restorasyon geçirdi. Yıkılıp yerine çok katlı binalar yapılmadı. Ranta kurban edilmedi, itirazlara, karşı çıkışlara rağmen büyük bir proje gerçekleştirildi. Bu büyük işin ardındaki isim Altındağ’ın Ankara sevdalısı Belediye Başkanı Veysel Tiryaki. Görgülü, bilgili, birikimli, entelektüel ve vizyon sahibi bir bürokrat ve siyasetçi.
Hamamönü, Ankara’da en çok camiye sahip semt. Hepsi şirin ve büyük bölümü ahşap küçük camiler. Işıl ışıl, huzur ve dinginlik saçan yapılar. Kırk kadar camiden en bilinenleri Tacettin Sultan, Sarıkadı, Hacı Musa, Karacabey ve Hacettepe. Mimar Sinan’ın Ankara’daki tek eseri Cenâbî Ahmed Paşa Camisi de bu bölgede.
Tacettin Sultan Camii ve Dergâhı, Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’nı yazdığı evle aynı bahçe içinde. Haziresinde Muhsin Yazıcıoğlu ile Yedi Güzel Adam’ın en yalnızı Nuri Pakdil’in mezarları var.
Hamamönü’ndeki ağaçlar çiçek açmış. Mehmet Çelebi Camisi çevresindeki ağaçlar hem çiçek açmış hem kırmızı beyaz renkli ipliklerle örülmüş, uğur getireceğine inanılan Marteniçkalarla bezeli. Dallarda çiçek kadar marteniçka var. Ah umut, sen insanı nelere ikna edersin.
Hamamönü turumuzu tamamlayıp ünlü Karacabey Hamamı karşısındaki meydanda Saat Kulesi’nin bitişiğinde yer alan seksen yıllık Konyalılar Kıraathanesi’nde çayla demlendik. Tavşan kanı çaya Ankara simidi eşlik etti.
(Karaman’a ateş almaya gelmiş gibi, görevde çok az kalan, gidişine herkesin üzüldüğü, benim tanıdığım en hiperaktif vali olan Mehmet Fatih Çiçekli, Karaman için Hamamönü hayalleri kurmuş, girişimlerde bulunmuştu. Vali Çiçekli, Ardahan’a atanınca, Karaman’da bir kültür sokağı oluşturma düşüncesi de galiba proje mezarlığına defnedildi.)
Ertesi gün, Ankara baharının güzel yüzünü, çeşit çeşit ağaçların rengârenk çiçeklerle bezeli olarak gördüm. Bu kez yalnızdım ve Çukurambar’daki, Türkiye’nin en değerli kurumlarından Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü bahçesindeydim. Burası sadece Dinozor Müzesi ile bilinse de bahçesi adeta Arboretum, yani bir tür ağaç parkı. Bahçenin bir özelliği de her bölgemizden maden örneklerinin yer alması.
MTA’da 78. Türkiye Jeoloji Kuraltayı vardı. TMMOB Mühendisleri Odası ile UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından düzenlenen kurultayın program kitapçığı 50 sayfa ve yazı karakteri ilaç prospektüsü gibi hazırlanmış. Bu denli kapsamlı. Bini aşkın bilim insanı ve uzman, binlerce bildiri sunmaya gelmişler.
MTA yerleşkesinde kültür sitesi de var. Oturumlar ve bildiri sunumları çeşitli salonlarda yapılıyor. Ben, Prof. Dr. Fuat Sezgin Salonu’nda, Prof. Dr. Tahir Emre’nin “Dünyanın En Eski Haritası (Çatalhöyük) ve Karadağ Volkanizması (Karaman)” başlıklı sunumunu izleyeceğim.
Salonun bulunduğu binaya yaklaştığım sırada belki 30 yıldır görmediğim değerli hemşehrim, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi emekli öğretim üyesi şair ve yazar Nevzat Dağlı ile karşılaştım. 30 yılda hiç değişmemiş, yoksa nasıl tanıyacağım? Kucaklaştık. Nevzat abi Tahir Emre ile liseden sınıf arkadaşıymış.
Tahir Hoca elinde çay bardağı, sunumunu yapacağı salonun önünde duruyor. Bizi görünce şaşırdı, çok mutlu oldu. Bir süre sohbet ettik. Sunumuna ilişkin ön bilgi aldım.
Prof. Dr. Tahir Emre, Jeoloji Mühendisleri Odasının en prestijli ödülü Altın Çekiç’i almış bir bilim insanımız. Daha önce Tahir Emre’yi ve onun Karaman sevdasını anlattığım “Karaman Bir Vakitler Denizmiş” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.
Bu haberi kaçırmayın Karaman Bir Vakitler Denizmiş! Devamını Oku
Prof. Dr. Tahir Emre, bilim dünyasında genel kabul görmüş bir bilgiyi çöpe atacak bir tespitte bulunmuş. Kurultaya katılmak için İzmir’den Ankara’ya geliş nedeni bu.
Prof. Emre, dünyanın en eski haritası veya dünyanın en eski peyzaj resmi olarak kabul edilen Çatalhöyük duvar resminde yer alan dağın, Aksaray’daki Hasandağı değil, Karaman sınırları içerisinde bulunan Karadağ olduğunu anlattı.
Konuyu sadeleştirerek özetlemek gerekirse, Karadağ volkanik alanı 5 ayrı evrede gerçekleşmiş patlamalar ve/veya püskürmelerle ortaya çıkmış.
- Bu beş evreden ilki günümüzden 3,21 milyon yıl önce,
- İkincisi günümüzden 2,05 milyon yıl önce yaşanmış.
- Üçüncü evre volkanizmasının mutlak yaşıyla ilgili veri bulunamamış.
- Dördüncü evre günümüzden 1,13 milyon yıl önce gerçekleşmiş.
- Sonuncu volkanik evre olarak belirtilen Değle Dağ dasitik volkanizmasının mutlak yaşı günümüze değin belirlenmemiş.
Bu haberi kaçırmayın Türkiye’nin İncisi Karaman Devamını Oku
Tahir Emre’nin tespiti beşinci evrenin yaşını belirlerken, harita veya tasvirdeki bir yanılgıyı da bertaraf ediyor.
Çatalhöyük’te bir evin duvarında bulunan ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenen renkli duvar resmindeki dağ, yıllar önce bu konuda ilk çalışmayı yapan İngiliz arkeolog James Mellaart tarafından Hasandağı olarak belirtilmiş. Bu çalışma, dünya ve Türkiye arkeoloji-jeoloji topluluğunca yaygınlık kazanmış.
Prof. Dr. Tahir Emre, Mellaart’ın iddiasını çürütecek bulguları anlattı. Tahir Emre’ye göre, Çatalhöyük duvar resmindeki dağ Hasandağı olamaz. Çünkü;
-Çatalhöyük’e Hasandağı’nın uzaklığı 130 km, Karadağ’a 35 kilometre. Mesafenin uzaklığı ve resimdeki açı dikkate alınırsa resimdeki dağ, Karadağ’dan başkası olamaz.
-Hasandağı’nın 130 km GB kesiminde yer alan Çatalhöyük’ten kuzeydoğusundaki Hasandağı’na doğru bakıldığında büyük koni solda, küçük olan sağda yer alır ve iki koni birbirine adeta bitişik gibi görülür.
-Duvar resminde çizilen yanardağ konileri Büyük ve Küçük Hasandağı gibi simetrik ve konik değil, Karadağ’a daha çok benzeyen bir kütle görünümündedir. Sadece bu olgu bile Çatalhöyük şehir planında betimlenen yanardağın Hasandağı olmadığının kanıtıdır.
-Antropolojik açıdan, neolitik toplumlarda genellikle yakın çevreden seçilmiş, “anıtsal” ve “ikonik” ögeler simgeleştirilir. En elverişli atmosfer koşullarında bile, Çatalhöyük sakinlerince, çıplak gözle kolayca görülemeyen ve “gündelik peyzajın bir parçası” olmayan, uzak, soyut ve belirsiz bir siluetin ayrıntılı resmedilmesi olanaksız denebilecek kertede zayıf bir varsayımdır.
-Dünya’nın en eski haritasında, sadece aynı tarihlerde püskürdüğü için Hasandağı’nın betimlenmiş olması bir zorunluk değildir. Bugüne kadar literatürde “Karadağ olasılığının” neredeyse hiçbir biçimde tartışılmamış olması bir eksikliktir.
-Hasandağı’nın ön plana çıkması, “en eski harita” anlatısına en bilindik, en etkileyici bir dağın daha çok yakışacağı düşüncesiyle ilişkilidir.
-Çatalhöyük’ten, güneydoğu yönünde bakıldığında, tüm heybetiyle, hem Karadağ’ın silüeti, hem de gözlemcinin sağ tarafında, son evre püskürmesinin gerçekleştiği Değle Dağı, dolunay ışığında bile görüş alanı içinde kalmaktadır.
-Karadağ olasılığının tek zayıf yanı, henüz belirlenmemiş olan Holosen yaşlı en genç püskürme yaşı ve bin dokuz yüz yetmişli yıllarda yapılan sadece birkaç araştırma ve yayın nedeniyle çok az bilinmesi ve akla gelmemesidir.
-Karadağ’ın son evre püskürme yaşı saptanmadan bu görüş kanıtlanmış değil, ama çok güçlü bir hipotezdir. Bu bağlamda, Karadağ’ın son aktivitesi olan Değle Dağı püskürmesinin günümüzden ~9 000 – 8 000 yıl önce gerçekleştiği ileri sürülebilir.
Prof. Dr. Tahir Emre’nin sunumu salonu dolduran bilim insanları ve akademisyenler tarafından ilgiyle dinlendi. Konuya ilişkin birçok soru yöneltildi.
Bu haberi kaçırmayın Tahir Emre Kimdir? Devamını Oku
Tahir Hoca, sunumunun ardından gururlu bir şekilde “Ben Karamanlıyım. Bu konuyu bir bilim insanı olarak ele aldım. Üzerinde çok çalıştım. Memleketimin bir dağının dünya literatürüne girmesinden mutlu olurum” dedi.
Karadağ’a ilişkin bilgi veren ve Karadağ’ı, Binbir Kilise’yi överek anlatan Tahir Emre’nin bir de yakınması oldu. “Hasandağı ile ilgili onlarca türkü var. Karadağ üzerine hiç türkümüz yok. Buna çok üzülüyorum” dedi.
Benim üzüldüğüm şey ise, Karaman’ı bir bütünsellik içinde “UNESCO Küresel Jeopark” unvanı alması için çalışma yapan, Karaman’ın jeolojik yapısına ilişkin bilimsel verileri toplayan Prof. Dr. Tahir Emre’nin sunumunda Karamanlı hemşehrilerimizin, bürokratlarımızın ve milletvekillerimizin bulunmaması oldu.
Bu haberi kaçırmayın Karaman’da Jeoturizm Geleceğe Işık Tutuyor: Uzmanlar KMÜ’de Buluşuyor Devamını Oku
Ne yapalım, biz böyleyiz. Davetiye gelirse davete gitmeyiz, davetiye gelmezse küseriz. Bizim Karaman için daha büyük düşlerimiz var. Bildiriye ayıracak zamanımız yok.
Emekli maaşından para ayırıp, İzmir’den Ankara’ya gelen, 60 yıllık bir tezi çürütecek çalışmayı sunmak için heyecanlanan Karaman’ın has evladı bir profesörle ilgilenecek ne bir derneğimiz ne vakfımız ne iş insanımız ne bürokratımız ne vekilimiz var. Bunlar prim ve prestij sağlamaz ki! Olsun, Tahir Hoca’nın arkasında koskoca Karadağ var. Tahir Hoca’nın gayretiyle bundan böyle Çatalhöyük Karadağ ile birlikte anılacak. Karadağ’a selam olsun!
Ahmet Tek
Sunumun tamamını aşağıdan görebilirsiniz.