“Ülkeyi partiler, programlar, reçeteler düzeltmez. Ahlâkımız düzelmedikçe, ahlâk siyasete egemen olmadıkça, memleket de düzelmez.”
Rahmetle andığım Ömer Lütfi Mete, 18 Kasım 2009’da vefat etti. Yukarıdaki cümle ona ait. “Sen düzelmezsen hiçbir şey düzelmez. Kendimize bakalım” demek istemiş.
Cicili bicili fenomenlerin “lüküs hayat” paylaşımlarına doyamıyoruz. Onlar sosyal ortamların yıldızları. “Bir gün biz de öyle olur muyuz? Talih kuşu bizim de başımıza konar mı?” diye ağızlarının suyunu akıta akıta onların kuyruğuna takılan binlerce takipçi var. (Polat çiftinin 10 milyon takipçisi varmış)
Bir kara yel esti, ortalık buz kesti. Cicili bicili fenomenler yine vitrindeler. Bu kez paylaşımlarıyla değil, gözaltına alınmaları ve tutuklanmalarına ilişkin haberlerle gündemdeler.
Bu ortamda Karaman’dan bir haber önüme düştü. Karamanlı tavuk yetiştiricisi Şevket Öz bir video paylaşmış ve sosyal ortamda viral olmuş. Karamandan.com’un çalışkan muhabiri Çiğdem Koçaker, Şevket Öz’e ulaşmış, izin almış, videoyu haber yapmış.
Görseli izlemeyenler için hatırlatmakta yarar var: Şevket Öz, bir beyaz tavuğa 50 liralık banknotlar takmış. 50 liralıkları kıvırmış, rulo yapmış. Tavuğun baş ve boynuna iliştirmiş. Bigudili tavuğu kucağına almış, ona iltifatta bulunuyor. Karaman ağzıyla öyle tatlı sözcükler söylüyor ki, gülmekten kendinizi alamıyorsunuz.
Şevket Öz, tavuğuna “Gel gızım buraya. Senin fenomenlerden neyin eksik. Dolarımız yok ama TL’miz var” diyor. Zeki ve esprili biri olmalı ki, bir süre önce tutuklanan Dilan Polat’ın dolarlı saç modeline gönderme yapıyor.
Şevket Öz’le görüştüm. Bu esprinin nereden aklına geldiğini sordum. Meğer onun dünyasında kanatlı hayvanların yeri bir başkaymış. Onun kanatlı hayvan sevgisi meraktan çok bir tutku halini almış. Şevket Öz, Karaman’ın Kızık köyündenmiş. Eski adıyla Güdümenli.
Kanatlı sevgisi 10 yıl önce başlamış. Bana söyledikleri şöyle:
“Abi 10 yıl önce doğduğum köyüme geldim. Hobi olarak tavuk beslemeye başladım. Önce yiyeceğimiz yumurtalar çıksın diye baktım tavuklara. Yumurta verimi çok olunca yem parası çıksın diyerek, yumurta satmaya başladım. Tavukların cinsi cream legbar. Trabzon güllüsü olarak da bilinir. Bu tavuklar hem yumurta hem süs hayvanı olarak beslenir. Yumurtaları mavi ve yeşil renklidir. Yumurta verimleri çok yüksektir.”
“Tavuk bir ambar dolusu yem yer” sözünün doğru olmadığını belirten Şevket Öz, yumurta satışından yem parasının fazlasıyla çıktığını söyledi. Halen 120 tavuğu olduğunu bildiren Şevket Öz, “Tavuklar her ay ortalama iki çuval, yani 100 kilo yem tüketiyor. Kendi yemlerini kendileri rahat rahat çıkarıyorlar” dedi.
Şevket Öz, yumurta satışından aldığı paraları, gündemde olan sosyal ortam fenomeni Dilan Polat’ın başına sardığı dolarlardan esinlenerek, tavuğunun başına iliştirdiğini söyledi. Şevket Öz, daha önce de tavuklarıyla çektiği görüntüleri sosyal ortamlarda paylaşmış.
Civciv ürettiğini de ifade eden Öz, “hobi olarak civciv üretimine başladım. Civcivler çoğaldı. Tavuk ve civciv resimlerini paylaşmaya başladım. Bir anda ilgi çekti. İsteyenler oldu, onlara da civcivlerden vermeye başladım. Tavukların fiyatı 400 – 500 lira, civcivler ise 40 – 50 lira arası.”
Şevket Öz, 41 yaşında, evli, bir çocuk babası. İlköğretim mezunu. Sekiz yıl İstanbul’da yaşamış. Sonra Karaman’a dönmüş. Kendi ifadesiyle, ne iş bulduysa çalışmış. Ekmek parası kazanmak için alınteri dökmüş. “Tarım işçisiyim. Boş zamanlarımda şoförlük yapıyorum. Kanatlıları çok seviyorum. Tavuklarımı tıraş ediyorum. Onlar gelir, kucağımda sakince oturur, ben de sırayla tıraşlarını yaparım” dedi.
B.. Yiyen Ağzını Açmamalı
Hz. Mevlâna’nın Mesnevi’sinde bir öykü anlatılır. İbretlik bir öykü. Onun bir benzerini yeni duydum.
Kafaları iyi bir grup genç, trene binmiş. Şamataya başlamışlar ve dozunu artırmışlar. Kompartmandaki bir yaşlıya “Haydi amca, bize bir fıkra anlat!” diye tutturmuşlar.
Yaşlı adam, “Kervan yolunda bir deve kuma pislemiş. Bir küçük kuş, pisliğe konarak, içinden yem seçmeye girişmiş. Karnı doyunca neşesinden şakımaya başlamış. Kuşun ötüşünü duyan bir şahin, ok gibi inmiş ve küçük kuşu pençelerine takarak götürmüş.” diye anlatmış ve öyküyü burada bitirmiş.
Gençler “Hani bunun esprisi?” diye sormuşlar. Yaşlı adam, “Bunda espri yok, ahlâk dersi var. Bok yiyen ağzını açmamalı” demiş.
Gazeteci Soner Yalçın, bir köşe yazısında şöyle yazmış:
“Devlet, parasının/verginin peşinde, ülkeyi çürüten ideoloji umurunda gözükmüyor maalesef…”
Ahlâk bireyler için. Devlet bireyin ahlâkını ödüllendirmez, ahlâksızlığı cezalandırmaz. Ortada suç yoksa, devlet karışmaz. Ülke çürüyormuş, umursayan var mı? Batı çürüdü, kokuştu diye yazıp çizen yazarlar bir de bize baksa olmaz mı? Batının çürümesini dert edeceğimize kendimize çekidüzen vermek için işe kendimizden başlasak nasıl olur?
Görgüsüzlükle espri arasında uçurumlar var. Sosyal ortamlarda esprileriyle bizi tebessüm ettiren Şevket Öz gibi emekçilere teşekkür borçluyuz. Kopartmandaki yaşlı adamlara da ihtiyacımız var. Onlar bize hayat dersi veren güzel insanlar. Çürümüşlük kötü, insanın çürüğü ise en kötüsü.
AHMET TEK