Jules Verne’in “80 Günde Devri Âlem” (80 Günde Dünya Turu) adlı kitabını okuduğumda Karaman Cumhuriyet İlkokulu’nda öğrenciydim. Kitaptan uyarlanan 1956 yapımı filmini de Eski Sinema’da izlemiştim. İlkokula mı gidiyordum, ortaokula mı hatırlamıyorum. Film, kitaptan daha çok etkilemişti beni. Sanki dünya turuna çıkan İngiliz Phileas Fogg değil de bendim. Filmin birçok sahnesi bugün bile hatırımdadır.
Film, planlı ve programlı, dakik ve kararlı, dürüst ve cesaretli kişinin hangi işi yaparsa yapsın başarılı olacağının kanıtıydı. Filmin bana verdiği derslerden biri de 80 günün çabucak biteceğini öğretmesi ve dünyanın görülmeye değer güzelliklere sahip olduğunu zihnime işlemiş olmasıydı.
Ha 80 gün ha 80 yıl. İnsanoğlu için ikisi de bir. Günümüzde dünya turunun süresi çok kısaldı. Amerikalı 60 yaşındaki çılgın milyarder Steve Fossett, uçakla mola vermeden dünyayı bir ucundan diğer ucuna dolaşmayı gitmeyi başararak bir rekor kırdı. Tarih 4 Mart 2005’ti. Yakıt ikmali yapmadan, tek başına uçan Fossett’in yolculuğu 67 saat ve bir dakika sürdü.
Daha yakın bir tarihe gelelim. Bu yılın Ağustos’una…Tarifeli yolcu uçaklarıyla dünyayı en kısa sürede “46 saat 23 dakikada” turlama rekoru İngiltere’de yaşayan Ümit Sabancı adlı bir Türk’e ait. Sabancı, adını Guinness Dünya Rekorları arasına yazdırdı. 80 günde dünya turunu gerçekleştirip iddiayı kazanan İngiliz Foog’un tahtında şimdi İngiltere’de yaşayan bir Türk oturuyor. İnsanoğlunun hızına artık kuşlar bile yetişemiyor.
Kıymetli okurlarım Dr.,Kâmil Uğurlu hakkındaki duygu ve düşüncelerimi bilirler. Kâmil Uğurlu özel sektörde, bürokraside önemli görevlerde bulundu. TOKi Başkanlığı ve Karaman Belediye Başkanlığı bunlar arasındadır.
Değer verdiğim, geç tanıdığım için de hayıflandığım Dr. Kâmil Uğurlu bir yazı erbabıdır, kelimelerin efendisidir, söz üstadıdır, şairdir, nesircidir, şehrengizi yeniden dirilten, şehirlere soluk üfleyen bir beyefendidir. Kâmil Uğurlu’nun yazı evrenidir beni kendisine yakın ve dost kılan.
Dr. Kâmil Uğurlu hakkında uzun uzun yazmak istedim. Birkaç kez denedim. Yazdıklarımı hem eksik hem yetersiz hem yavan buldum. Bir türlü istediğim kıvama getiremedim. Yeniden yazmaya, bir daha, bir daha yazmaya üşendim. Zira yazı yazmakta tembelimdir. Bir başka güne inşallah diye diye bir yılı geride bıraktım.
Dr. Kâmil Uğurlu hakkında; eserleri, şiirleri, kitapları ve hizmetlerine ilişkin en çok yazı yazanlar arasında olduğumu sanıyorum. Ama ben bir biyografi, bir anlatı, bir portre tanıtımı yapmayı düşünüyordum, olmadı. Ankara’daki adresime gönderilen kitaplar arasında Kâmil Uğurlu’nun “Kuş Misâli – Uzun Yaşanmış Bir Hayatın Kısa Hikâyesi” adlı otobiyografi / hâtırat türündeki eseri de vardı.
Uğurlu, “Bir aziz dosta, Ahmet Tek kardeşime saygıyla, muhabbetle” cümlesini yazıp imzaladığı kitabı göndermekle nezaket göstermiş. Kitabı Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi bastırmış. Kâmil Uğurlu, yazı hayatının 60. yılı münasebetiyle okura sunulan “Kuş Misâli” adlı kitabının girişinde, “Bu kitap hakkında birkaç not “ başlığı altında öyle güzel bir sunum yapmış ki, tekrar tekrar okudum. “Bu küçük kitap seksen yıla ulaşan uzun bir ömrün, üstelik yoğun yaşanmış bir ömrün kısacık bir hikâyesidir” diye başlayan sayfadan altını çizdiğim satırlardan bir bölümü şöyle:
“Devranın günleri hallacın pamuğu attığı gibi atıp savurduğu dönemlerde yaşananlar, havada uçuşan zerreler gibidir. Onlardan birini yakalamaya çalışırken birçoğu uçar gider. Birinin peşine düşeyim derken pek çoğu köşeyi döner ve kaybolurlar.”
“Boş durmamaya çalışıyorum. Kalemi elimde tutabildiğim sürece onu meşgul ediyorum. Onun yardımıyla zihnimi ve nefsimi meşgul ediyorum.”
“Kandilin yağı tükeninceye, etraf karanlığa kesinceye kadar, yani ilahi ruhsatın tarihi bitinceye kadar da çalışacağız inşallah…”
Kuş Misâli, hacimde kuş kadar, içerikte dağ kadar. Kitap, şair, yazar, mütefekkir, Konya sevdalısı Kâmil Uğurlu’nun yazı hayatının 60. yılı münasebetiyle Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi tarafından yapılan vefa programına izâfeten hazırlanmış.
Kitapta ismi geçenler arasından not aldıklarım şöyle:Feyzi Halıcı, Agâh Oktay Güner, Sedat Hakkı Eldem, Turgut Cansever, Mehmet Önder, Ahmet Hilmi Nalçacı, Yılmaz Kulluk, Adnan Kahveci, Veysel Eroğlu, Saim Sakaoğlu, Cahit Öztelli, Bülent Ecevit Ecevit, Devlet Bahçeli, Süleyman Demirel, Sami Selçuk, Mustafa Keten, Lütfi Elvan, Atilla Koç, Mustafa İsen, İlyas Demirci, Abdullah Gül, Halil Cin, Ahmet Yakuboğlu, Hüseyin Öksüz, Abdurrahman Kutlu, Namık Kemal Zeybek, Halil İnalcık, Erdal İnönü, Vahit Erdem, İbrahim Canan, Hüsamettin Sönmez, Ataol Behramoğlu, Adonis, Müjgân Cumbur, Mehmet Kâmil Berse, Ahmet Köseoğlu, Halil Ürün, Ertan Bilici…
Kitaba adını da veren son yazı “Kuş Misâli” muhteşem. Kitabı bulup okuyun derim. Ben son cümlelerini buraya bırakıyorum:
“Artık ne gecenin gündüzün, ne varın yokun, ne kavganın korkunun, ne ağacın ne dalın değeri kalmıştır.
İnsanoğlu kuş değil de nedir Allahaşkına!
Daha dün buradaydı,
Bugün ise uçavardı…”
Kitapta Karaman’dan adı zikredilen kimse olmamış. Dikkatimi çekti. Oysa Kâmil Uğurlu Karaman’da beş uzun yıl görev yaptı. Kitabında mekânlara yer verilmiş ama bir kişinin bile adı yok. Sebebi olmalı. 80 yıllık uzun bir ömrün sahibinin yolunun kesiştiği ne güzel insanlar olmuş. İnsan, en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalaması denir ya; Kâmil Uğurlu’nun entelektüel birikiminin kaynağını yukarıdaki isimlere bakıp anlamak mümkün.
“Ömrünün bereketini seksen yıldır ülkemiz ve milletimiz için hayırlı ve faydalı işlerle, iyiliklerle, güzelliklerle hizmet ederek geçirmiş, bu hizmetini emekliyim diyerek hizmetlerden sarf-ı nazar etmeden bildiklerini gördüklerini edebiyatımızın edebince yazmaya devam eden, muhabbetini mısralara dökerek okuyanlara gönlünü açan âşık Yunus’u bugüne taşıyan aziz dostum, ülkemin yetiştirdiği nadide insanlardan, bürokratlardan, teknokratlardan, siyasetçilerden, yazarlardan, şairlerden, iyi bir aile babası Mimar Dr. Kâmil Uğurlu seksen yıllık ömrünü kaleme aldığı kısacık kitabına “Kuş Misali” adını vermiş… Seksen yıllık ömre sığmayacak kadar ülkesine ve milletine faydalı işler yapmış ve yapmaya devam eden örnek alınacak bir insan… 98 ay boyunca Şehir ve Kültür dergimizde bıkmadan, yılmadan, aşk ilen, sevgi ilen her nefeste bu nefesin hakkını veren değerli yazarımız, kıymetli ağabeyimiz, aziz dostumuza sağlıklı ve hayırlı ömür diliyorum… Kuş misali ömrümüze örnek olsun bu hayat…
Şehir ve Kültür’ün Yayın Yönetmeni Mehmet Kâmil Berse, derginin 98. sayısında böyle yazmış.
80 günlük dünya turu veya 80 yıllık ömür. İkisi de aynı kapıya çıkar. İnsan kuş misâli. Gün gelir; yolculuk biter. Mevsimler gelir geçer; artık bu solan bahçede bülbüllere yer yoktur.
Bir Kâmil Uğurlu dizesiyle vedâ edelim:
Deli poyraz olur eserdim
Gülistan günlerimi çiçekli seccadeler gibi
/ çiğner geçerdim
/vah benim vaktinde kıymetini bilemediklerim.
Ahmet Tek