Hoca Uysal, Eleştirisi Kibar

Karaman’da şehir içi belediye otobüsüne veya dolmuşa binmedim. Karaman’da şehir içi ulaşım tarifesinin çok düşük olduğunu, otobüslerin hizmette yetersiz kaldığını, sık arızalandığını, yolcuların duraklarda uzun süre beklediklerini ve tıklım tıkış yolculuk yaptıklarını yıllardır duyuyorum.

Karaman’ın ulaşım sorunu seçimden seçime gündeme gelen bir konu. Başka vakit gündem getiren yok. Oysa sohbetlerde konuşulan konuların başında Karaman’ın su ve ulaşım sorunu var. Gazeteler veya haber siteleri görmezden gelse de vatandaş her gün bu sorunla baş başa.

Karaman’ın emekli imamlarından, KMÜ öğrencisi Mustafa Uysal, sosyal medyada yazdıklarıyla ilgi odağı olan bir güzel adam. Uysal Hoca’nın kimselere göstermediği gönül dili ise çaresizlerin emrinde, yoksulların yaralarına merhem olmanın derdinde.

Uysal Hoca, Karaman’ın fenomenlerinden. İlginç gözlemleri ve eleştirel tarzıyla tanınıyor. Sosyal medyada düşüncelerini paylaşıyor. Yazılarının özü, önce özeleştiri. Sonra toplumsal sıkıntılara dikkat çekmek. Okurlarından biri de benim. Hoca benim sınıf arkadaşım, 50 yıllık dostum. Hem kendisi hem yazıları hem yaptığı hayırlı işler benim için çok kıymetli.

Uysal Hoca şehir içinde 57 km. hızla gittiği için trafik cezası yemiş. Hem emekli hem öğrenci. Canı yanmış. Hem de çok fena. Bildiğim kadarıyla hız sınırını aşmanın cezası 1.500 liradan başlıyor. Az para mı? Üç kuruş emekli maaşı alan biri için facia.

Uysal Hoca son yazısında aldığı ceza nedeniyle olmalı, sitem etmiş. Emekli imam, ağzını bozup küfredecek hali yok ya. Üzüntüsünü kibarca dile getirmiş. Sürekli araba kullanan biri değil, kırk yılda bir. “Öksüz oynaşa çıkmış, ay akşamdan doğmuş” atasözünün imama uygun örneği Mustafa Uysal Hoca’nın başına gelmiş. “Bir daha arabaya binersem bana da …demesinler” demeye getirmiş. Sonra demiş ki:
“En iyisi belediye otobüsü. Üstelik Karaman’ın yarısını görüyorsun otobüsün içinde.”

Bilardo oynayanlar bilir, ‘ince görmek’ veya ‘ince vuruş’ diye bir terim var. Topa ucundan hafifçe vurmak için söylenen sözdür. TDK sözlüğünde olmasa da, ‘ince görme’nin dikkat, hassasiyet ve tereyağından kıl çekmek gibi anlamları var.

Uysal Hoca’nın kibarlığını ve inceliğini bilenler bilir. Bu incelik yazısına ne güzel akmış. Eleştiri dediğin bu kadar güzel olur! Şehir içi otobüsler için “Tıklım tıklım, öyle kalabalık ki “ diyerek, belediyecilerin canını sıkmıyor. Bodoslama dalmıyor. “Karaman’ın yarısını görürsün” diyor.

Uysal Hocam, harikasın. Benzetme dediğin böyle olmalı. Uysal Hoca görmüş geçirmiş insan. Emekli de olsa bir imam. Kalp kırmadan, kimseleri kızdırmadan laf sokmanın, eleştirmenin bundan daha güzelini duymadım.

Demek ki, Karaman’ın yarısını görmek istersen Türkiye’nin en ucuzu olmakla övünülen belediye otobüsüne binmek lazımmış. Hem ucuzluk hem rahatlık aynı anda olmuyor mu? “Ucuz etin yahnisi yavan olur” sözünü ispat etmekten ne vakit vaz geçeceksiniz? Hem ucuz hem kaliteli olunamaz mı?