Bu Adayı Tanıyana Yüz Puan Var

Aziz Nesin’in en çok okunan eserlerinden biri ‘Şimdiki Çocuklar Harika’ adlı romanıdır. Eser, Ahmet ile Zeynep’in birbirlerine gönderdikleri mektuplar üzerine kurgulanmış. Çocuk gözüyle büyükler anlatılmış.

Aziz Nesin, ‘Şimdiki Çocuklar Harika’ romanını, salt çocuklar için değil, ana babalarla öğretmenler için de yazdığını söylemiş. Aziz Nesin’in diğer kitapları gibi; güldürürken düşündüren bir eser. (Aziz Nesin: Hayatım süresince boyum kadar kitap yazdım. Beni sevmeyenler buna da mazeret bulup -onun zaten boyu kısaydı- diyebilirler.)

Aziz Nesin’den kopya çekmeyen mi var? Ben de “Şimdiki Gençler Harika” diyerek, kopyacılar arasına giriyorum. Sosyal medya fenomeni olan gençler ise harikulade işler kotarıyorlar. Sağ olsunlar, dostlar göndermese, bu zeka ve emek ürünlerinden haberim olmayacak.

Önce bir klip geldi. Şiddet görmüş bir kadınla başlayan klipte imalı göndermeler dikkatimi çekti. Filme “Oy’un bitti” adı verilmiş. Hepi topu 1 dakika 15 saniyelik klip, rap müziği eşliğinde Karaman’dan kesitler sunuyor.

Klipte en etkili cümle şarkının nakaratı olmuş: “Aslan rolü yakışmıyor çakala.” Film, “Bu klipte hiçbir kadına, hiçbir gazeteciye, hiçbir futbol takımına ZARAR VERİLMEMİŞTİR” mesajıyla bitiyor.

Klibi gönderen dost, çok emek verildiği belli olan çalışmayı gerçekleştirenler için “zıpır gençlik işte” demiş. Zıpırlığı ölçüsüzlük ve şımarıklık anlamında kullanmadığını biliyorum. Bir nevi övgü ifadesi. Gençler ne demek istediğimi anlamıştır. Sonra bu paylaşım erişime kapatılmış.

Bir genç okurum var. Karaman’dan uzaklarda yaşamasına rağmen, (Nevşehir) Karaman’a ait yazılan, çizilen, konuşulan hiçbir şeyi kaçırmaz. Onun bana gönderdiği kısa film ise tam benim yazmak istediğim konuyu işlemiş.

Kısa film, “M.u.g tv ve Karaman’ı Keşfet” etiketiyle yayına verilmiş. Mehmet Umut Gilik imzalı. Müzikleri Anadolu folktan seçilmiş. “Video tamamen parodi (*) amaçlı çekilmiştir” ibaresini yazmayı da unutmamış. Çünkü “Çok beklenen başkan aday tanıtım videom yayında” cümlesini okuyanların büyük bölümü “Bu aday kim? Hangi partiden? Tanıyor musun?” diye hem kendilerini hem çevresindekileri yorabilirdi. Aziz Nesin ne diyordu: Bu toplumun….

Çok beklenen başkan adayı ‘Umut Başkan’ın yalayıp öpmediği, kucaklamadığı kimse kalmayacak gibi. Kılığı, yürüyüşü, sempatik görünme çabası, selamlama biçimi, yüzündeki yapmacıklı gülümseme müthiş bir karakter çıkarmış ortaya.

Artık kime benzetirseniz benzetin, teşbihte hata olmaz. Teşbihin ne demek olduğunu bilmeyenler için söyleyelim: Teşbih, benzetme demektir. Edebiyatta sık kullanılan bir sanattır. İfadeyi kuvvetlendirmek için aralarında benzerlik bulunan iki kavramdan zayıf olanın güçlüye benzetilmesidir. Bir de benzetmek kelimesinin mecazi anlamı vardır ki, konumuzun dışındadır.

El sıkmakla yetinmeyip, karşısına kim çıkarsa onu sımsıkı kavrayıp, el ense çektikten sonra kucaklayıp öpen bir siyasetçimiz vardı. Bilmem hatırlar mısınız? Rahmetli Hasan Celal Güzel. Türkiye’nin en genç Başbakanlık müsteşarı ünvanına sahip bürokratıydı.

Şimdi adı bile hatırlanmayan ANAP döneminde Devlet, Milli Eğitim ile Gençlik ve Spor Bakanlıkları yaptı. Sonra bir tabela partisi olan Yeniden Doğuş Partisi’ni kurdu. 28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu’na karşı inanılmaz mücadele verdi. Demokrasi Çalışma Grubu’nu kurdu. 3,5 yılda 500 bin kilometre yol katetti, bin 276 konferans verdi, 10 binin üzerinde konuşma yaptı ve 28 Şubat darbesinin haksızlığını anlattı. 4 ay 26 gün hapse mahkum oldu. Bu dönemi, “Hayatımın en şerefli işi” diye takdim etti. Bir aktivistti, hiper aktifti, üretkendi. Bir dakika olsun boşa vakit harcamadı. Sözünü sakınmazdı. Doğrucu Davut’tu. İnançlıydı. Allah rahmet eylesin.

Hasan Celal Güzel, Özal’ın ısrarı ile 1986 yılı ara seçimlerinde, ANAP’tan Gaziantep milletvekili adayı oldu. Güzel, o dönemi, “Milletvekili adayı olunca, evvela ne yapacağımı, nereden başlayacağımı şaşırdım. Sonra kendimi caddelerde, sokaklarda, kahvehanelerde buldum. Yakaladığıma sarılıyor, elini sıkıyor, öpüyordum” sözleriyle anlattı.

Hasan Celal Güzel bu huyunu ileriki yıllarda da arttırarak ve abartarak sürdürdü. El sıkma, kucaklama ve öpme sayısıyla Guinness Dünya Rekorları’na gireceği yazılıp söylendi ama böyle bir şey olmadı.

31 Mart 2014’te yapılan yerel seçimlerde Tokat Belediye Başkanı seçilen Eyüp Eroğlu, bir ayda 40 binin üzerinde kişiyle tokalaşarak, Hasan Celal Güzel’in rekorunu kırmış. Bu sayı nerden mi çıkmış? Belediye Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından çekilen fotoğraflardan. Kim saydıysa onun adına çok üzüldüm. Böyle bir işkenceye hayatta katlanamam.

İşte benim aklımın almadığı konulardan biri de bu: Bir insan tanımadığı birini niye kucaklar? Pat pat diye sırt tapışlamayı nasıl becerir? Bir insan yakını olmayan birine kendini neden kucaklatır? Sırtını pat pat dövdürüp neden tapışlatır?

Siyasette kucaklama, öpme geleneğini bizden başka uygulayan bir ülke duydunuz mu? Araştırdım, bulamadım. Bize özgü olmalı. Oysa korona günlerinde mesafeli olmayı hayatımıza dahil etmiştik. Demek ki, can çıkmadan huy çıkmazmış. Korona günleri bitti, eski alışkanlıklarımız koşarak eski köşesine yerleşti.

“Başkan adayı benim elimi sıktı, beni kucakladı” diye oy verecek seçmen var mıdır? Bu nasıl bir ruh halidir? Bunu izah edecek bir uzmandan ricam; Beynim yanıyor, lütfen yardım! Davranış bilimciler, psikologlar, psikiyatrlar yok mu bir açıklamanız? Şimdi tam sırası. Pat pat vurarak sırtımızı tapışlayan birinden korunmak için ne yapmalıyız?

(*) Parodi: Ciddi sayılan bir eserin bir bölümü veya bütününü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir özellik vererek biçim ile öz arasındaki karşıtlık kullanılarak gülünç etki yaratan bir oyun türü.

Bu gönderiyi Instagram’da gör

Mehmet Umut Gilik (@m.u.g_tv)’in paylaştığı bir gönderi