Allah Rahmet Eylesin, Güle Güle Abilerin En Güzeli

Ahmet Muhip Dıranas, “Her Şey Uzaktadır” şiirinde “Uzaktadır her şey, hep… yalnız ölüm /Her yerde, her an yakınımız, ölüm.” diye yazmış. Ölüm gerçeğini bu kadar sıcak, yumuşak ve yüreklere korku salmadan anlatan cümle okumadım.

Kadir Mangırcı’nın ölüm haberini duymakta gecikmedim. Ama Kadir abiyle aynı saatlerde vefat eden ve yine aynı vakitte toprağa verilen “Yedi Güzel Adam”ın söz hazinesi, sohbetlerin sultanı, Karaman’ın eniştesi Hasan Seyithanoğlu’nun ölümünden geç haberdar oldum.

Hasan Seyithanoğlu için için kükreyen bir yanardağdı. İçinin ateşi hiç sönmeyen gönül erlerindendi. Kahramanmaraş’tan yetişen kıymetler arasında bir inci tanesiydi. Genç kuşağın Yedi Güzel Adam filmiyle tanıdığı Türk Edebiyatı’nın berrak pınarı olarak hala oluk oluk akan derin kaynağın ana damarıydı. Sohbet sultanıydı.

Dostluk denilince aklıma Fethi Gemuhluoğlu, aşk denilince Hasan Seyithanoğlu gelir. Aşkı Seyithanoğlu kadar güzel anlatan bir başka kişi tanımadım.

Yedi Güzel Adam kimdi? Birçok kişiye göre, Cahit Zarifoğlu’nun Yedi Güzel Adam adlı kitabında yer alan şiirlerde Mavera’nın kurucuları Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Alaattin Özdenören, Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt, Nazif Gürdoğan ve Hasan Seyithanoğlu’dur.

Seyithanoğlu’nun Nuri Pakdil yönetimindeki Edebiyat dergisinin tanıtımında emeği büyüktür. Nuri Pakdil’in can dostudur ve Edebiyat dergisinin Akay yokuşundaki yönetim ofisinin müdavimidir.

Seyithanoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığında müfettişti. Milli Selamet Partisi’nden 16. Dönem Kahramanmaraş milletvekilliği yaptı.

7 Ağustos 2018’de Şair Erdem Bayazıt’ın Eyüp Sultan’daki cenaze namazını anlattığım makalemde şu ifadelere yer vermişim.

“Yorgundum, cenaze namazından sonra hemen yakınlarda bir kafeye girdim. Bir masada tanıdıklar vardı. Biri yakın dostlarımdan, Başbakan Müsteşar Yardımcısı Ahmet Şirin’di. Davet üzerine yöneldiğim masada 30 yıldır görmediğim bir ağabeyimiz vardı: Hasan Seyithanoğlu.Yedi Güzel Adam’ın ağabeyi. Bizim de ağabeyimizdi. Entelektüel, konuşurken sizi sözlerin büyülü dünyasına alıp götüren güzel insan… Bana onun sohbetlerinin faydası çok olmuştur. Rus edebiyatına tutkumda Seyithanoğlu’nun Dostoyevski’nin eserlerindeki karakterleri anlatmasının etkisi vardır.Seyithanoğlu, şık giyinmeyi, tarz sahibi olmayı, saça, sakala temiz bakmayı, klas duruşu da anlatırdı. Ruhi Su’yu dinlememizi önerirdi. Batı klasiklerini okumamızı da. Gerçek aydındı, ufku olan insandı. Onun konuşması kimseyi yormazdı. Sohbeti, yaz sıcağının serin suyu gibi gönülleri ferahlatırdı.Mahmut Toptaş Hoca, Edebiyat ve Mavera yazarlarının esin kaynağı olarak Hasan Seyithanoğlu’nu gösterirdi. “Hasan abi anlatır. Onu dinleyen yazarlar da onun anlattıklarını kendi anlayışları doğrultusunda yazıya aktarırlar” derdi. Hocamın bu düşüncesini dikkate almak gerekir. Gerçeklik payı olduğuna inanırım.Öylesine dolu, birikimli ve kitap tutkunu bir kişi, nasıl olur da geride eser bırakmaz. Mutlaka güzel şeyler yazmıştır. Onları bir köşede tutmuştur. İnşallah öyledir.Milletvekili olduğu dönemde Meclis’te kültür üzerine yaptığı bir konuşma Hürriyet gazetesinde manşet olmuştu. Hürriyet, övgüyle söz etmiş, Kültür Bakanı olacağı söylentisi çıkmıştı.Üniversitenin ilk yıllarında Ankara Emek’te oturduk. Öğrenci evimiz dergah gibiydi. Çok misafirimiz gelirdi. Hasan Seyithanoğlu evimizde sohbete geleceğinde, sevdiğimiz arkadaşlarımızı davet ederdik. İkramımız sadece çay olurdu. Çayı en güzel Mustafa demler, servisi de o yapardı. Ah gençlik! 18’li yaşlardan bugünlere… Zaman geçiyor. Erdem Bayazıt’ın cenazesi 7 Temmuz 2008’de kaldırıldı. Ölümünün üzerinden yıllar geçmiş.Gençler, sizlerin de bir kaç güzel adamı olsun. Bir Hasan abi de siz bulun.”

Hasan Seyithanoğlu, Karaman’ın eniştesiydi. Kütükçü Kerim olarak tanınan ailenin damadıydı. Karaman’da ilk tanıştığı kişi 1970’lerde Yunus Emre Camii’nin imamı Murat Hoca olmuş. Sonra Kadir Mangırcı’nın küçücük kırtasiye dükkanını keşfetmiş. Kadir abiyle dost olmuşlar. Tevafuk böyle bir şey olmalı; dostlar aynı gün, aynı vakitte vefat etmiş.

Hasan Seyithanoğlu, Karaman’a her gelişinde bir evde sohbet ederdi. Sohbette Mahmut Toptaş, Muzaffer Can, İbrahim Ünal, Ramazan Ünal, Mustafa Abacı, Dindar Dilbaz, Muzaffer Özdal, Sami Mangırcı mutlaka olurdu. Sohbet sabah namazına kadar devam eder, herkes pür dikkat Hasan abiyi dinlerdi.

Hasan abiyi Karaman’da en son Mustafa Rıfkı Okur kardeşimin baba evinde dinledik. Yılı 1978 olarak hatırlıyorum. Bir grup arkadaştık. Onu son görüşüm ise pandemi öncesiydi. İki yıl olmuştur. Kızılay’da bir lokalde, Ramazan Ünal’la birlikte aynı masada oturmuş, üç saatten fazla sohbet etmiştik.

Hiç değişmemişti. İçindeki yanardağ yine kükrüyordu. Heyecanından zerre eksilmemişti. Hafızası müthişti. Uzun sohbetimizde Haldun Taner’in ünlü eseri Keşanlı Ali Destanı’ndan örnek verdi. Keşanlı Ali’nin korkmasına rağmen mahallenin ona yüklediği misyon gereği mangal yürekli gibi davranmak zorunda olduğunu anlattı. “Cesaret ve korku iç içedir. Korkuyu geride bırakıp öne çıkabilen cesaretini sergiler. Korkaklık bize göre değil. Cesur ve mangal yürekli olmak gerekir” demişti.

Muzaffer Can hocam, sosyal medyadan paylaşımda bulunmuş. Yazısından en çok etkilendiğim ve Hasan Seyithanoğlu’nun karakterini yansıttığını düşündüğüm bölümü alıntıladım:

“Karamanlı olan eşinin vefatı üzerine çok üzgün, çok yalnız olduğunu hissettim. Sesim boğazıma düğümleniyordu. Konuşamıyordum. Birden öbür odaya geçip orada ağlamak istedim. Yanıma geldi, ‘yaşlarını saklıyor musun? Ben saklayamıyorum artık. Sen de bırak. Ağlayacağına rahat ağla, güleceğine rahat gül. Dünyanın kaderi bu. Biz kadere iman etmiş insanlarız, elhamdülillah’ demişti.”

Nerden, nasıl bilebilirdim ki, Kızılay Meydanı’nda Güvenpark’ın önünde, yağmur çiselerken vedalaştığımız o anın, Yedi Güzel Adam’ın söz hazinesini, gençliğimin Hasan abisini son kez gördüğümü…

Bende hakkı çoktur. İmrendiğim, saygı duyduğum, adı anılınca bile minnet hissiyle dolduğum insandı. Bulaş belası elimizi, kolumuzu bağladı. Görüşmeyi umduğumuz insanlarla bir araya gelemiyoruz. Cenazeye gitmek bir yana, ölüm haberlerini bile gecikmeli duyuyoruz.

Hasan Seyithanoğlu, Ankara’da vefat etmiş, Kahramanmaraş’ta toprağa verilmiş. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Yedi Güzel Adam’dan geride kalan Rasim Özdenören ve Prof. Dr. Nazif Gürdoğan hocama Allah sağlık, sıhhat ve uzun ömürler versin.

NOT: “Kadir Abi de Gitti” başlıklı yazımda, “Kadir abinin kadim dostları Mahmut Toptaş, Muzaffer Can, Karasakal Hoca ve İbrahim Ünal’dır. Kadir Mangırcı’nın ardından yazacakları yazıları merakla bekliyorum.” demiştim.

Mahmut Toptaş hocam Milli Gazete’deki köşesinde 4 Ekim 2021 tarihinde “Küçücük Dükkanda Büyük İşler” başlıklı yazısında Kadir Mangırcı’yı anlatmış. Mutlaka okuyun derim.