Karaman’dan bir mektup aldım. Bu mektup benden önce size ulaşmış olabilir. Çünkü herkese gönderilmiş, herkesin okuması isteniyor. Belki de son mektup bana geldi.
Mektubu okumadan atmış, öylesine okumuş, göz gezdirip bırakmış, kelime kelime okuyup özümsemiş, her kim olursanız olun, hatta “Mektubu yazan benim” diyen biriyseniz yeniden okuyun, bir daha okuyun.
Görmeyene, duymayana, hissetmeyene, okumayana ceza var. Yaratılmışların şereflisi insanoğlu için “görmek, duymak, hissetmek ve okumak’ zorunlu. “Bunlar birer ilahi emir.”
Steven Spielberg’in “Mor Yıllar” adlı uzun bir filmi vardır. O filmde “Bir tarladaki mor renkli çiçeklerin yanından geçip de onları fark etmemek Allah’ın gücüne gider.” sözü yaşam pusulalarımdan biridir.
Karaman’dan gelen mektubu okumadan geçip gitsem Allah’ın gücüne gideceğini bilirim.
Mektupta yedi binden fazla kişinin ortak duygusu var. Bir kent halkına iyilikte bulunmaları için kapı aralayan zemin var.
Okumak üç dakikamızı alır. Böylece Allah’ın gücüne gidecek bir vebalden kurtuluruz.
Mektup şöyle başlıyor:
“Karaman’da faaliyet gösteren yedi bin esnaf ve sanatkarımız çok sıkıntılı günler geçiriyor. Covid 19 pandemi sürecinden bu yana, yani Mart 2020 tarihinden beri Esnaf ve Sanatkarlar siciline kayıtlı esnaflarla, Ticaret ve Sanayi Odası ticaret siciline kayıtlı küçük esnaf ve sanatkarımız büyük sıkıntı yaşıyor.
Karaman’da bugüne kadar iş yerleri henüz boşalmadan içerisinde oturan kişi ile görüşerek hatta hava parası yani peştemallık vererek o dükkan boşalmadan bir başkası tarafından kiraya tutulurdu.
Şu anda Karaman’da hiçbir dönemde olmadığı kadar, özellikle çarşı içerisindeki cadde ve sokaklarda kiralık dükkan yazısından geçilmiyor.”
Mektubun kimden geldiğini anladınız. Salgın döneminden siz de etkileniyorsunuz. Cadde ve sokaklardaki kiralık dükkan yazılarını görüyorsunuz.
Karaman esnafından, sanatkarından aldığım mektup devam ediyor:
“İş yerlerini kapatan esnaf ve sanatkarlarımızdan işyeri kapatanların sayısı ayda ortalama 35-40 kişiyi bulmaktadır. Bu da gösteriyor ki, ülkemizde her yerde olduğu gibi Karaman’da da covid 19 pandemi sürecinde esnaf ve sanatkarlarımız zor günler yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.
Bu zor günlerde iş yerleri kapalı olan, ‘gel al git’ veya ‘paket servisi’ şeklinde çalışan iş yerlerimiz daha da fazla sıkıntı yaşamaktadır.
O nedenle devletin vereceği desteğin yanında bizler, Karamanlılar olarak her zaman yanımızda olan, düğünümüzde, cenazemizde, iyi ve kötü günümüzde, evimizin anahtarını dahi teslim ettiğimiz küçük esnaf ve sanatkarlarımızdan alışveriş yaparak onlara bu zor günlerinde destek olmamız gerekir.
Tüm Karamanlı hemşerilerimizden beklentimiz budur. Karamanlı hemşerilerimizin bu konuda gereken duyarlılığı ve hassasiyeti göstereceklerine canı gönülden inanıyoruz.”
Mektup bir derde işaret ediyor. Büyük sıkıntı var. Esnaf diyor ki; “Hemşerim alışverişini benden yap. Yangına koşan karıncayı hatırla. Sen adım atmazsan ben ayakta duramayacağım. Desteğe ihtiyacım var. Ekmek kapım kapanmasın. Yangın var, beni alevler arasında bırakma.”
Korona günlerinde insani sorumluluk ve hassasiyetlerimizi daha fazla ortaya koymamız gerekir. İçimizdeki iyiliği uyandırmalı, paylaşımı ve yardımlaşmayı artırmalıyız.
Yardımlaşmanın, dayanışmanın binbir hali var ve bunların her birini bir kampanya sayesinde öğreniyoruz. Kampanyalara destek vermek ve ‘çorbada tuzumuz bulunsun’ demek bugünlerde herbirimiz için sorumluluk haline geldi. Vicdana, merhamete en çok ihtiyaç duyulan günleri yaşıyoruz.
En son mektubunuzu ne zaman okumuştunuz? Hatırlayanınız var mı? Şimdi mektuba cevap yazma zamanı.
Bruce Willis’li “Altıncı His” filminden bir sahne izleyelim:
Cole Sear: Ölü insanlar görüyorum.
Dr.Malcolm Crowe: Rüyalarında mı? Yoksa uyanıkken mi? Mezardaki ölüler gibi mi?
Cole Sear: Normal insanlar gibi çevrede dolaşıyorlar. Birbirlerini görmüyorlar. Sadece görmek istedikleri şeyi görüyorlar. Ölü olduklarını bilmiyorlar.
Dr.Malcolm Crowe: Onları ne sıklıkla görüyorsun?
Cole Sear: Her zaman. Her yerdeler.
“Mor çiçeklerli görmeden geçip gidecek miyiz?”
“Ölü olduklarını bilmeyenler gibi birbirimizi görmeden geçip gidecek miyiz?”
İyilik bir seçimdir. Bu seçimi yaratıcı sadece insana bahşetmiştir. İyiliğin binbir çeşidi vardır. Biri de bu mektubu okumaktır.
Lütfen geç kalmayın Kovitli hastanın entübe hali gibi nefes alamayan binlerce esnaf ve sanatkar acil müşteri bekliyor. Geciktiğimiz her gün onlarca esnafın can kaybı demektir.
Bu acil çağrı hepimize. Alışverişlerinizde yönünüz yerel esnafa dönsün. “Bir esnaf dükkanına adım atmakla başlayacak her şey.”
Not 1- Bu makalemi yazmama vesile olan Karaman Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (KESOB) Genel Sekreteri, arkadaşım Halil İbrahim İncekara’ya teşekkür ederim. Mektubu gönderen Sayın İncekara’dır.
Not 2- KESOB Başkanı’nı tanımıyorum. Karaman’daki STK temsilcileri, yazarlarla iletişim kurmaktan uzak. “Kendin çal, kendin oyna” havasından vaz geçilse, Karaman hakkında daha çok makale yazma imkanım olacak. Buradan duyurmuş olayım.
Not 3- “Alışverişini yerel esnaftan yap” çağrısının, 1980’lerden 1990’lara kadar çeşitli çevreler tarafından gündemde tutulmaya çalışılan “Kahraman bakkal süpermarkete karşı” anlayışıyla benzerlik kurulmamasını istirham ederim.
Not 4- Doğmak için uğraşmayan insanlar ölümle meşguldür. İnanmadığınız kampanyadan sonuç alamazsınız. Derdinden habersiz hastaya doktor kâr eylemez.
“Esnaf kardeşim! Senin sorununu anlatan yazıyı sen bile okumazsan, senin adına açılan kampanyayı kim, neden umursasın ki? Müşteri velinimettir sözünü hatırından çıkarma.”
Not 5- Sosyal mesafe, pandemi döneminin hayatımıza soktuğu, kovitten korunma yöntemlerinden biridir. Dikkat edilmesi gereken sosyal mesafedir, iletişimsizlik değildir. İletişim insana özgüdür. Atalarımız ne demiş; “Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır.”
Ahmet Tek