Karaman Karaman Olalı Böyle Eğlence Görmedi
Kar, seni ne çok bekledik! Öyle özledik ki, her gün gözümüz yukarılarda, kulağımız meteorolojiden gelecek müjdeli haberdeydi. Ha geldi, ha gelecek.
Barajların kuruduğu, kuyuların suyunun çekildiği, içme suyu sıkıntısının gündeme geldiği en karamsar günde “Allah’ın rahmetinden ümit kesilmeyeceğinin” tanığı olarak gökten bereket yağdı.
Karaman’a kar yağdı, yüzü gülmedik kimse kalmadı. Kandil gecesi gökyüzünden hem nur hem bereket geldi.
Sosyal medyada paylaşılan görselleri izlemeye doyamadım. Hasret kaldığım görüntüler vardı. Kar yağıyordu: Çocuklar, gençler, anne ve babalar sokaklardaydı. Sokaklar cıvıl cıvıldı. Kar sesine sevinçli kahkahalar karışıyordu.
Öğrenciler, “Vali Baba okullar tatil olsun” diye seslendi. Okullar tatil edildi. Üstelik bir değil iki gün.
Polislerle gençler kartopu oynadı. Halkla ilişkiler dersinde tekrar tekrar izletilmeye değer sıcacık, içimizi ısıtan, yüreğimizdeki birlik, beraberlik ruhunun ölmediğini gösteren görüntüler ortaya çıktı.
Kapısı kilitli haldeki Karaman Kalesi meğer herkesin kalbinde yaşıyormuş. Kale etekleri önce beyaza büründü, sonra yüzlerce kişiye kucak açtı.
Karaman Kalesi’nin etekleri Uludağ, Erciyes, Ilgaz, Palandöken kayak merkezinden daha kalabalıktı, daha şenlikliydi. Bir eksik, amatör kayakçıların ellerinde meşaleler yoktu.
Geceyi bir yandan kar aydınlattı, bir yandan kar sevinci yaşayan gençlerin coşkusu.
Kimi bir gün önce, üstünde arabaşı hamuru ve kaselerinin konulduğu siniyi kapmış gelmiş, kimi aracındaki paspası. Neşe, eğlence ve mutlu ruh hâli en büyük keşifçidir. Herkes karın tadını çıkaracağı oyuncağını kendi bulmuş, herkes kar özlemini gideriyordu. Gözlerim naylon çamaşır leğeni aradıysa da göremedim.
Çocuklar, gençler, anne ve babalar eğlenmeye, gülmeye, coşkuya susamış. Kar herkesin yüzünü güldürdü, herkesi sevindirdi ve coşturdu.
Abartılı sinema filmlerinden fırlamış gibi, bir arkadaşı gördüm. Karaman’da kayak takımlarıyla kayak yapıyordu. Bu görüntü, şehrin tarihinde bir ilk olmalı. Karaman’da kayak yapılıyormuş! Vallahi helal. Düşünüp uyguladığı için arkadaşı tebrik ediyorum.
Bir şehri güzelleştiren ne diye soranlara: İşte bu coşku derim. Eğlenmesini bilmek, kar keyfini yaşamak.
Şükür çeşit çeşit. Benim gördüğüm, bir tür şükürdü. Kar yağdığı için bir çeşit dua ediliyordu. Kalplerin sevinçle, sevgiyle dolmasından daha yüce ne olabilir?
Karaman’a 20 kilometre uzaklıkta, çalışkanlıklarıyla, dürüstlükleriyle bilinen bir Avşar köyü vardır: Burhan. Karaman’da caddeler, sokaklar ve Kale etekleri kar sevinci yaşarken, Burhan köyünün üzerine kar yağarken havada arabaşı çorbası kokusu vardı.
Burhan köyünün bir de ağır misafiri vardı. Karaman Valisi Mehmet Fatih Çiçekli kar yağarken köye girdi. Köy odasında bağdaş kurdu, köylülerle sohbet etti. Yapmacıktan uzak, içtenlikli, samimi bir sohbete köylüler aynı sıcaklıkla mukabelede bulundular.
Burhan, Karaman’da arabaşının en lezzetli yapıldığı köyüymüş. Samimi sohbetin ardından arabaşı çorbası içildi. Çorba tüttü, kar yağdı, kar yağdı, çorba kaynadı.
İnşallah bereketli bir yıl olur. Bol kar yağsın, ardından bahar yağmurları. Barajlar, göletler dolsun, toprak suya kansın. Kar can suyu olsun.
İki gündür yüzler gülüyor, Doğayı güzelleştirdi, insanlar seviniyor. Doğa beyaz gelinliğini giydi. Daha ne olsun.
Kar bereketini artırmanın bir yolu, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılamaktır. Hasta yatağında yatanlar, kimsesizler, evinde yakacağı ve yiyeceği olmayanlar unutulmasın. İhtiyaç sahiplerinin kapıları bir bir yoklansın.
.
Karın beyazlığı kararan yürekleri aydınlatsın, karamsarların umudunu yeşertsin. Kar sevgi ve kardeşliğimize can suyu olsun.
Not: Yazının başlığı Ahmet Muhip Dıranas’ın harika şiirinin başlığıdır.
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanllık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze inceden
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu’dan
Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.