“Karaman Türkiye’nin en büyük köyü ve bu köyü ‘Dünya’nın merkezi sanan’ sakinleri de köylerinden dışarıya adım atmamış kişiler. Başka yerlerden habersiz her köy sakini gibi onlar da, Karaman’ın Türkiye’nin en önemli, en gelişmiş, en güzel, en zengin yerleşim yeri olduğuna inanır. Karaman’ı bir başkent ilan etmedikleri kalmıştır” diye yazıya başlasam, ilk tepki gösterenler, Karaman’dan dışarıya adım atmamışlarla mukayese yeteneğinden mahrumlar olur.
Karaman’da bir işin öncüsü olmak yürek işidir. Öne çıkanı ensesinden tutup engel olmaya çalışanı mı istersiniz, bariyer oluşturup engellemek isteyeni mi ararsınız. Öyle çoklar ki!
Birini övmeye görün, o kişinin güya tüm kirli çamaşırları anında önünüze yığılır. Herkes için uygun bir kulp mutlaka uydurulur. Bu yüzdendir ki, kolay işler zorlaşır. Siyasette ve sivil toplum kuruluşlarında sesini yükselten pek duyulmaz. Neme lazım, arkamızdan ileri geri konuşanlar çıkar endişesiyle etliye sütlüye karışmamak tercih edilir.
Karaman’da yemek festivali olur mu, olmaz mı? Karaman yemeklerinin yapılacağı bir yöresel mutfak açılır mı, açılmaz mı? Üniversite varken gastronomiyle ilgilenmek bunların haddine mi? Karaman’da aşçılar dernek mi kurmuş? Mevka, Gastronomi Mutfağı projesini kabul mu etmiş? Eee, n’olmuş. Burası Karaman, bu işler burada yürümez! Birileri geyik muhabbeti yapadursun, elini çabuk tutanlar çoktan işbaşı yapmış.
Edirne benim Karaman ve Ankara’dan sonra üçüncü memleketim. Edirne’nin zengin mutfağını yakından bilirim. Edirne’nin reklam yüzlerinden Tarihi Edirne Ciğercisi Bahri Bey eski dostum. Bahri Dinar, ulusal kanalların sabah programlarının gediklisidir ve Edirne’yi anlatır.
Edirne’nin bir başka markası Arslanzade’dir. Badem ezmesi, Kavala kurabiyesi, kallavi, devai misk, aliyyül âlâ ve lokum çeşitleriyle ünlü markanın patronu Arif Meriç de eski dostlarımdandır. Arif Meriç de Edirne’nin tanıtımında akla gelen isimlerdendir.
Bahri Bey, bir sohbetimizde, kendine ait olan ve artık Edirne ile özdeşleşen “Edirne’ye gel ciğerimi ye” sloganını eleştirdi. “Edirne Osmanlı mutfağının merkezi. Zengin bir yemek çeşitliliği var. Sadece ciğerle tanınmak Edirne’ye haksızlık olur” dedi.
Türkiye’deki yemek festivallerinin değişmez konuklarından olan Bahri Bey, Edirne’nin yöresel yemeklerinin yeniden hayat bulması için çalmadık kapı bırakmadı. Düşüncelerini ilgililere anlatmaktan bıkıp usanmadı. Bahri Bey ve Arif Meriç başta olmak üzere Edirne’nin tanıtım elçilerinin çabaları sonuç vermiş. Edirne’nin gastro turizmindeki payını arttıracak projeye başlanmış.
Edirne’de ‘Gastro Akademi ile Gelecek Mutfakta’ projesi hazırlanmış. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında hayat bulan projede, kursiyerler eğitime başlamış.
Kentin gastro turizmden aldığı payı arttırmak için başlatılan 12 hafta sürecek kursta, 20 katılımcı 450 saat eğitim görecekmiş. Kursiyerler temel mutfak disiplinleri, doğru pişirme teknikleri ve Türk – Osmanlı mutfağını öğrenecekmiş.
Proje kapsamında Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nda profesyonel bir mutfak hazırlanmış. Program sonunda katılımcılara MEB onaylı aşçı yardımcılığı sertifikası verilecekmiş. Başarılı olanlar sektörde istihdam edilecekmiş.
Projenin paydaşları arasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Trakya Kalkınma Ajansı, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası, Edirne İşkur İl Müdürlüğü ve Milli Eğitim Müdürlüğü yer alıyormuş.
Edirne medyasındaki habere göre, Proje Koordinatörü Elif Yardımcı, Edirne’de hiç olmayan bir yapı oluşturduklarını anlatmış.
Gastro Akademi mutfağında kursiyerlere nitelik kazandırıp sektöre hazırlamak istediklerini aktaran Yardımcı, şunları söylemiş:
“Bu Edirne’nin bir ihtiyacı. Üyelerimiz de, lokantalar da sürekli bu ihtiyacı dile getiriyorlardı. Projenin oluşum aşamasında dediler ki; ‘siz buraya böyle bir mutfak kurun, biz buradan yetişenleri istihdam edeceğiz’. Pilot uygulama olarak 20 kişi başladık. Akabinde 20 kişilik komi/garson servis elemanı programı yürütülecek. 40 kişinin yüzde ellisi kurstaki başarılarına göre istihdam edilecek.”
Elif Yardımcı, Edirne’ye gelen turistlere kaliteli hizmet vermeyi hedeflediklerini de ilave etmiş.
“Bize ne Edirne’den? Biz Edirne değil Karaman’ız!” diyenleri duyuyorum. Bakalım, bizim Gastronomi Merkezi ne vakit açılacak? Açılacak mı, unutturulacak mı?
Ben bilmez miyim, büyüklere masal anlatmayı? Herkesi uyutacak ninni söylemeyi? “Karaman, Karaman, senden güzeli yok” demeyi…Hamaset yüklü boş sözlerle avutmayı, övgüler yağdırmayı… Eski günleri ballandırmayı, konu bulamayınca şehrin meczuplarını bir milyonuncu kez yazmayı.
Bu dediklerimi yapan öyle çok kişi var ki. Benim safım onlardan uzak. Benim durduğum yerde gözlem, güncel olaylar, bilgi ve eleştiri var. Haber var, haberlerin arka planı var.
Başarıyı alkışlarım, teşekkürü esirgemem, kusurları ve eksik gördüklerimi ise eleştiririm. Övgüde ve yergide abartıdan kaçınmam. Özgüvenimin sebebi kimseye yaranma derdimin olmaması, menfaat beklememek, fanatiklikten uzak durmak, ele aldığım konuya emek vermek, Türkçeye hassasiyet ve işimi keyifle yapmaktır.
Karaman’da gastronomi mutfağı açmak için çırpınanlar var. Destek olan mı çok, olmaz bu işler diyen mi? Daha birkaç gün önce bir ortaokulda düzenlenen etkinlikte sadece bir mahallede yaşayan anneanne ve babaannelerin yaptığı yemeklerin sayısının 70’e ulaştığı haberini paylaştım. Yemek kültürü böylesine zengin bir şehirde yöresel bir lokanta bile yok. Siz övünmeye, geyik muhabbetine devam edebilirsiniz. Meydan sizin.