Remzi Tartan, Karaman’ın aydınlık yüzlerinden, şehrin güzelliğine güzellik katanlardan. Bir beyzade, bir kültür insanı. Kitaplarla örülü bir dünyası var. Benim gözümde bir rint; dünya işlerine önem vermeyen, kendi iç dünyasında yaşayan gönül adamı.
Karaman’a gittiğimin ertesi günü, Remzi ağabeyi Kütüklü Park’taki 2. Noterlik binasının üst katındaki iş yerinde ziyaret ettim. Küçücük ofisinde kitapları az gelmiş, çuvallar dolusu evrakı metruke yığmış bir de. Onların içinde eşelenen ve Karaman’a ait hangi belgeyi kurtarabilirimin derdine düşmüş bir titiz araştırmacı aynı zamanda. O küçücük ofis, adeta bir şarj istasyonu. Eminim ki oraya uğrayan mutlaka bir şeyler alır. Deşarj değil, bir tür dolum merkezi.
Bir dönem Karaman’ın en önemli şahsiyetlerinden birinin bir ömür boyunca atmaya kıyamadığı belgelerini, yazılarını ve notlarını, onun ölümünden bir hayli zaman geçtikten sonra sokağa atmışlar. Birileri sokakta bulmuş, çöp olmaktan böylece kurtulmuş.
Daha sonra her şeyin kıymetini bilen ve Karaman’a Gazi Kültür Merkezi bünyesinde “Maarif Müzesi” kazandıran Ali Yağcı çöp olmaktan kurtarılan bu hazineyi duymuş. Çuvallar dolusu malzemeyi almış, yüklenip Remzi Tartan’ın minicik ofisine getirmiş.
Karamanlının önüne ay çekirdeği koyup kaçmaktan farklı olmamış. Ay çekirdeği bitmeden kalkılır mı? Remzi Tartan’ın başına gelen de bunun benzeri olmuş.
Çuvaldan çıkan bir külçe altını (!) bana da gösterdi. Hazinenin hepsi çuvalın içindeydi. Kim bilir neler çıkacak, bekleyip göreceğiz. Remzi ağabey, bir kuyumcu titizliğiyle fark ettiği külçe altının fotoğrafını da göndereceğine söz verdi.
Ben ofise girdiğimde Kemal Arabacı da oradaymış. O da Karaman’a katkı sunmak için didinenlerden. Arşiv meraklısı, Karaman’ı tanıtma sevdalısı. Uzun yıllar yurt dışında yaşamış. Remzi ağabey, kısa bir sohbetten sonra “Haydi yemek yiyelim” dedi. Kemal Arabacı’yı kitaplarla ve çuval dolusu evrakla baş başa bırakarak, aynı binanın köşesindeki lokantaya girdik.
Işıl ışıl, aydınlık bir salon. İki cephesi camla çevrili. Girişte Karaman üzerine yazılmış çeşit çeşit çeşit kitaplar. Lokantaya değil de kitabevine girmiş hissi uyandıran bir düzenleme yapılmış.
Ev yemekleri yapılan bir lokanta. Karı koca birlikte işletiyor. İkisi de aşçılıktan gelme. Fabrika yemekhanelerinde aşçılık yapmışlar. Sonra kendi iş yerlerini açmaya karar vermişler. İyi de etmişler. Lokanta 10 yıldır Şafak Usta Parmak Kebap adıyla hizmet veriyormuş. Bizim girdiğimiz salonda birkaç aydır ev yemekleri yapılıyormuş.
Bir dost, bir yıl kadar önce Karaman’a geldiğimde parmak kebabı ısmarlamış, çok beğendiğimi söyleyince, “Şafak Usta’nın. Karı koca birlikte çalışıyor. Temiz bir kebapçı” demişti. Şafak Usta ile tanışmayı o vakit kafama koymuştum. Fırsat bulamadan Karaman’dan ayrılmıştım.
Ben talihli biriyim. Remzi Tartan’ın götürdüğü lokanta meğer benim tanışmak istediğim Şafak Usta’nın değil miymiş. Önce yemeklerimizi seçtik. Ben karnıyarık ve cacık söyledim. Yemekten sonra Şafak Usta ve eşi Reyhan hanımla tanıştım.Reyhan ve Şafak Uysal çifti güler yüzlü, pozitif enerji veren, işlerine aşkla bağlı oldukları yüzlerinden okunan iki güzel insan. Yemeklerin konulduğu bölüme baktım, o günün tencere yemekleri sıralı. Tertemiz. Kendilerine teşekkür ettim. Tezgâhın ardından ve lokanta girişindeki kitaplarla zenginleştirilmiş bölümde fotoğraflarını çektim.Bir aşçı, bir lokanta, parmak kebap ve ev yemeklerinden oluşan bir yazı tasarlarken Uysal çiftini dinleyince karşımda başka bir dünyanın kapısı aralandı.
Şafak Usta adım adım Türkiye’yi gezmiş, yetmemiş ABD, Japonya, Almanya ve Letonya’ya gitmiş. Türkiye’nin en ünlü bulgur markası Duru Bulgur’da 15 yıl aşçılık yapmış. Reyhan hanımla Duru Bulgur’da tanışmış. Reyhan hanım, o yıllarda Şafak Usta’nın yardımcısıymış.
Uysal çiftini dinledikçe öyle ilginç bir hayat hikâyesiyle karşılaştım ki, “Bunları mutlaka yazmalıyım. Karaman’da ne değerli kişiler varmış. Her insanın hayatı gerçekten romanmış” dedim.
Remzi Tartan’ı ve Şafak-Reyhan Uysal çiftini yazmasaydım Karaman’a haksızlık etmiş olurdum. Uzun bir yazının girişi olarak bugün yazdıklarım bu kadar.
Daha sonraki günlerde, parmak kebabın incelikleri, lezzetindeki sır, Karaman’daki lokanta kültürü, ev yemeklerine duyulan özlem, deprem bölgesinde depremzedelere ilk çorba ikram eden Karamanlılar, her gün 15-20 bin kişiye çorba içiren iş insanı, 15-20 bin kişiye çorba hazırlayan yüce gönüllü aşçı karı koca. Gurbetçilerin kebap özlemi ve daha fazlasını paylaşacağım.
AHMET TEK