Karaman’a her gidişim bereketli. Ankara’da yaptığım planlar Karaman’a ayak bastığım gün çöpe gidiyor. Ahmet’i görmek isterken Mehmet’le buluşuyorum. Sıkma yemeye giderken ziyafetle karşılaşıyorum. Birkaç günlük ziyaret, uzun bir tatile dönüyor.
Karaman’dan Ankara’ya öykü biriktirerek, yazı konuları toplayarak ve her şeyin üstünde yeni gönül dostları edinmiş olarak dönüyorum. Bereketten kastım, bunlar. Bir coşkunluk hali, birin bine evrilmesi, beklentimin çok çok üzerinde güzelliklerle karşılaşmış olmak. Şükürler olsun, bu kez de öyle oldu.
Bir sabah kahvaltısı yaptım ki, ömrümün en güzel, en duygusal, en lezzetli, en hoş ve en zengin sofrasıydı. Sofra arkadaşlarım cennet çocuklarıyla, şefkat kollarını açmış yeryüzü melekleriydi.
Saray Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Saray SE-K-A-SAR Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Başkanı Sami Özdağ, kahvaltıya davet etti. Karaman Organize Sanayi’deki Saray tesislerinde buluştuk. Sami Bey, bir sürprizle karşılaşacağımı söyledi. Sürpriz hakkında fikrim olmamakla birlikte bazı dostların da davet edildikleri tahmininde bulundum.
Kahvaltı yapmak üzere konferans salonuna girince gerçekten bir büyük sürprizle karşılaştım. Büyük salon süslüydü. Geniş kahvaltı masasının konukları cıvıl cıvıl 50 kadar çocuktu. Kızlı erkekli, dünyanın en güzel çocuklarıyla ve onları kanatları altına alan güzel insanlarla aynı atmosferi soluyacak olmanın heyecanı her yanımı kuşattı.
Karaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesindeki çocuklar, psikolog ve pedagojik formasyon almış öğretmenleri, Saray’ın ve vakfın yöneticileri, kuş sütünün bile eksik olmadığı sofrada buluştuk.
Çocukların neşesine, görevlilerin onlarla ilgilenişlerine yoğunlaşınca hüzünlü bir mutluluk beni doyurmaya yetti. Masalar, su böreğinden sucuklu yumurtaya, patates kızartmasından peynirlere, kaymak, tereyağ, bal, reçel çeşitlerine, çörek ve keklere tepeleme doluydu.
Minik arkadaşlarımızla tanıştık, şakalaştık, onların gülücükleriyle mutluluk yaşadık. Bize şiir okuyanı da oldu, şarkı söyleyeni de. Öğretmenleriyle konuşma fırsatı bile buldum. Çocuklarla, eğitimleriyle ve sevgi evleriyle ilgili bilgiler aldım.
Yakın zamana kadar sevgi evlerinin çocukları, annesiz ve babasız çocuklarmış. Devlet onları 18 yaşına kadar sahiplenip hayata kazandırıyormuş. Son dönemde değişiklik olmuş.
Artık sevgi evlerinin müdavimleri parçalanmış ailelerin çocuklarından oluşmaktaymış. Türkiye’de ve Karaman’da parçalanmış aile sayısını bir bilseniz, kahrolursunuz.
Kahvaltıdan sonra çocuklara büyükçe bir çanta içinde hediyeler ve içinde miktarını bilmediğim kabarık bir zarfla harçlıklar verildi. Çocuklara hediyelerini ve harçlıklarını verenler arasındaydım. Çocukların sevincine tanıklık etmek ne hoşmuş, ne güzel ve ne zormuş. Göz yaşlarına hakim olamayan bir ben değildim. Duygusal ortam hepimizi sarıp sarmaladı.
Saray SE-K-A-SAR Vakfı, devletin kol kanat gerdiği miniklerle bu tür etkinlikler yaparmış. İlk değilmiş. Çocuklar, öğretmenleri ve bakıcı anneleriyle birlikte sık sık kahvaltıya davet edilirmiş. Bunları ilk kez duydum. Sizlerin de bunlardan haberiniz olmasını istedim.
Ömrümün en güzel kahvaltısındaydım. Yeni kahvaltı arkadaşlarım oldu. Size beni gerçekten mutlu eden olayı söylemem gerekirse; Karaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü personeli, psikologlar, rehberler, öğretmenler ve diğerlerinin işlerini aşkla sahiplenmesi. Onların her biri yeryüzü meleği.
Cennetin çocuklarıyla yeryüzü meleklerine moral vermek, destek olmak az şey mi? İşte Saray’ın, Saray SE-K-A-SAR Vakfı’nın, Sami Özdağ ve ekibinin yaptığı bu. Kahvaltı bahane, ortam şahaneydi. Benim için gerçek sürpriz ve hayatımın en güzel kahvaltısı oldu. Bin teşekkür.
AHMET TEK