Anadolu topraklarının her yerde makama sahip ulu kişisi Devlet Baba’dır. Devlet Baba, yardım eder, yaraları sarar, açları doyurur, adaleti tesis eder, korur, kollar, şefkat gösterir.
Devlet Baba, dirlik ve düzenin sağlayıcısı, bu topraklardaki yurt ve insan sevgisinin mayasıdır. Zorbalık, despotluk, haksızlık ve sevgisizlik hali, Devlet Baba’ya uygun olmayan özelliklerdir. Babalığın temel vasfı, adil olmaktır, kol kanat germektir, koruyucu, kollayıcı ve şefkatli olmaktır.
Anadolu, tarihin ilk dönemlerinden beri göç hikayelerinin odağı. Anadolu, her gelene “yabancı” damgasının vurulmadığı, gurbetçi duygusunun yaşatılmadığı bereketli coğrafya. Bu nedenle Anadolu günümüzde bile kendilerine yeni yurt bulmak zorunda kalanlar için sığınılacak ilk ülke.
Birey veya aile için en zor kararlardan biri, mekan değişikliğidir. Ev değişikliği bile sadece eşyada değil bireylerde de hasar bırakır. Köyden şehire, şehirden bir başka şehire taşınmanın zorluğunu yaşayanlar bilir; gurbetçilik zor, göçmenlik daha zordur.
Göçmen Yüreğinde Umut Taşıyan Kişidir
Tarih boyunca kişiler ve aile fertleri soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaşlar, istikrarsızlık, ekonomik krizler, mübadeleler, doğal afetler gibi nedenlerin yanı sıra maddi ve sosyal koşullarını iyileştirmek, kendileri ve ailelerine ilişkin beklentilerini geliştirmek amacıyla başka bir ülkeye veya bölgeye göç etmek zorunda kalmış.
Göçmen, sebepleri, gönüllü olup olmaması, göç yolları, düzenli veya düzensiz olması fark etmeksizin yabancı bir ülkede bir yıldan fazla ikamet eden birey demek.
Göçün yakıtı ve temeli umut. Göçmeni yollara düşüren, ölümü göze aldıran etmen yine umut. Göçmen, umutlu ve geleceğini arayan birey demek. Birey neyi umut eder? Göçmen neyin arayışında? Beklentisi ne? Bunları bilmek gerek.
- Göçmenin beklenti ve umudu:
-Daha iyi bir yaşam,
-Güvenli bir toplum,
-Düzenli bir iş,
-Kaliteli bir eğitim,
-Çocuklara daha iyi bir gelecek bulmaktır.
Göçmen Kuşlar
İnsan için en riskli ve zor karar; göçtür, göçmenliği göze almaktır. Göçmenlik, riskli, uzun ve acılı bir yolculuktur. Sınırları geçmek, tel örgüleri aşmak, denizlerde boğulmayı göze almaktır. İnsan kaçakçılarının kucağına, organ mafyasının tuzağına düşmektir.
Zorluk, göç yolları aşıldıktan sonra da bitmiyor. Bu kez göçmen, göç ettiği ülkede hayatını karartacak yeni sorunlarla karşılaşıyor. Mesela; dışlanma, ötekileştirme, ayrımcılık, iş vermeme gibi pek çok sosyal ve ekonomik sorunlar…
Son on yılda dünya göçmen nüfusu 150 milyon kişiden 214 milyona yükseldi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son 20 yıldaki hızıyla artmaya devam ederse, dünyadaki uluslararası göçmenlerin sayısının 2050 yılında 405 milyona ulaşacağı tahmin edilmekte. Bu rakam, Türkiye nüfusunun yaklaşık 5 katına yakın.
Bugün dünyada her 33 kişiden biri göçmen kökenli. Bu artışın arkasında uluslararası ve yerel çatışmaların, savaşların, insan hakları ihlallerinin, ekonomik sömürünün önemli payı olduğu düşünüldüğünde, göçmen sorununa kayıtsız kalmak, insan hakları ihlallerinin artmasına, yoksul ülkelerde yaşam koşullarının ağırlaşmasına katkıda bulunmak anlamına gelir.
Her Göç Bir Hikayedir
Birleşmiş Milletler, 2000 yılında, 18 Aralık gününü resmi olarak “Uluslararası Göçmenler Günü” olarak kabul etti. Karaman’da da Uluslararası Göçmenler Günü için bir program yapılmış. Göç ve göçmenlik üzerine yazma sebebim, Karaman Valiliği’nin bir fotoğrafıdır.
Okuduğum haber “Uluslararası Göçmenler Günü’nde Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi statüsünde ilimizde ikamet eden Afganistan uyruklu Muhammed Nesir ve ailesi Valimiz Sn. Tuncay Akkoyun tarafından makamında kabul edildi.” cümlesinden ibaretti.
Haber ve fotoğraf bana “Devlet Baba” kavramını hatırlattı. Devlet Baba’nın şefkatli kollarını görmekten mutlu oldum. Yıllar önce ziyaret ettiğim Lübnan’daki göçmenler kampı gözümün önüne geldi. Kadınların, çocukların ve yaşlıların yürek dağlayan halleri aklımdan yıllarca çıkmadı.
Karaman da göç alan iller arasında diye biliyorum. Karaman’da göçmenlere karşı sevgi beslendiğini ve onlara sahip çıkıldığını duyuyorum. Bunlar beni gönendiriyor.
“Yollayın Bunları” Kafası
Göçmen, mutluluk arayan değil, umudunu diri tutan kişidir. Göçmen mutlu olan değil, umudunu kaybetmeyendir. 10 kişilik bota 50 kişi binmek, denizleri veya karlı dağları aşmak, ırmakları geçmek hep umuttur. Göçmen, umuduyla yaşar, umuduyla ölür. Dünyada en değerli bir şey varsa o da umut olmalıdır.
Umutsuz dünyanın Allah belasını versin. Bir insanın umudunu yıkan cellattır. Onun urganı elidir, dilidir. Umut celladı kötülerin kötüsüdür, yaratıkların en aşağılığıdır. Cellatlar insanlığın lanetlileridir. Göçmenlik geçicidir, cellatlık ebedi. İnsanı umutsuz bırakmaya tevessül eden cellatlara ve “Yollayın bunları” kafasında olanlara Allah vicdan versin.
Göç bitmez, göçmenlik bitmez. Dünyanın çarkı böyle döndüğü sürece göç yollarında göçmenleri hep göreceğiz. 20 bin yıllık yolculuk nasıl biter? Çaresiz insanla başa çıkılmaz. Çaresiz insan, dünyanın en güçlü insanıdır. Onun gücü ise umududur. Allah kimseyi umutsuz bırakmasın. Umut biterse insan biter.
Ahmet Tek
- Macaristan’ın Sırbistan sınırındaki Röszke kasabası krizin önemli kesişme noktalarından biri. Mültecilerin geçişine izin vermek istemeyen hatta bunun için Sırbistan sınırına 170 kilometrelik bir duvar ören Macaristan, göçmenlere uyguladığı kötü muamele… Aşırı sağcı bir televizyon kanalında kameramanlık yapan Petra Lasko adlı kadın kameraman Macar polisinden kaçan ve kucağında çocuk taşıyan bir göçmene çelme takarken kameralara böyle yakalanmıştı. Suriyeli göçmen ve kucağındaki çocuk yere yığılmıştı.