Saygısızlık, Terbiyesizlik ve Hödüklükle Nereye Kadar?

Türkiye’ye Tatile Gelen Kadın Gurbetçinin Doktor Sırasında Gözlemini Merak Edenler İçin “Kuyruklu Yazı”

Karamandan.com’un yazarlarından Arife Beyhan, Belçika’da doğmuş ve orada yaşıyor. Her yıl tatil için Karaman’a geliyor. Arife Beyhan, az yazıyor. Yazılarını mutlaka okumaya çalışıyorum. Gözlemci ve eleştirel bakış açısına sahip. Arife Beyhan’ın Karaman’ı çok sevdiğini yazılarındaki ifadelerinden biliyorum.

Arife Hanım, bu yıl yine Karaman’a gelmiş. Adem Kocatürk, Arife Hanım’ı Ruberu programına konuk almış. Konu, Türkiye ile Belçika mukayesesi. Ufuk açıcı, otuz beş dakikalık söyleşiyi dikkatle izledim. Toplumsal ve kültürel farklılıkları beklerken ekonomik veriler dile getirildi.

Arife Hanım, söyleşinin ortalarına doğru çekinerek “Bir eleştiride bulunabilir miyim?” diye söze girdi. Karaman’da bir özel hastaneye gitmiş. Hastanede muayene için beklediği sırada yaşadığı kargaşayı anlattı. İlk cümlesi, “Maalesef bizde insan saygısı yok” oldu. Sonra şunları söyledi:

“Doktorda sıra beklerken ekrandan ismimi takip ediyorum. Ayakta bekleyen bir sürü insan var. Randevusu var mı yok mu, acilden mi gelmiş? Bilmiyorum. Ve hepsi sizin önünüze geçme çabasında. Doktor hasta muayene ederken içeriye girme çabasındalar.”

Arife Beyhan’ın çok yerinde bir gözlemi de hastane çalışanlarının hastalara karşı takındığı tavırla ilgili. Hastane şikayetlerinin doktordan çok çalışandan kaynaklı olabileceğini öne sürüyor. Beyhan’ın bu konudaki cümleleri de şöyle:

“Hastane çalışanına soru soruyorsunuz, cevap alamıyorsunuz. Cevap veren de size bakmıyor, başını başka yöne çevirip cevap veriyor.”

Aynı konunun bir başka yüzü sayılabilecek trafikteki düzensizlikten de yakınan Arife Beyhan, “Yeşil ışığın yanmasına yedi saniye var, arkadaki araç size korna basıyor.” dedi. Başka şeyler de söyledi.

Arife Beyhan bir de anısını anlattı. Belçika’daki Liege Üniversitesi’ne Türkiye’den bir profesör gitmiş. Arife Hanım hocaya yardımcı olmuş.

Türk profesörün en çok dikkatini çeken olay Belçika’da herkesin güler yüzlülüğü ve birbirine selam vermeleri olmuş. Türk profesör Arife Beyhan’a, “Burada herkes, okulda, hastanede, markette, her yerde birbirine merhaba diyor’ demiş.” Arife Hanım bunu anlattıktan sonra “Burada (Karaman’da) merhaba demeye insan çekiniyor.” demeyi ihmal etmedi.

Hastanedeki karmaşa, sıraya riayet etmeme, hastane çalışanlarının hastalarla iletişim biçimi, trafikteki keşmekeşlik ve kişilerin birbirlerine selam vermekten kaçınmalarının temelinde ne olabilir?

Tek kelime ile saygı. Kişilerin birbirine saygı duymaması. Guide Enrico Tabellini, İtalyan ekonomisttir. Günümüzde ekonomistler çok yönlü fikirleriyle birçok olay hakkında görüşlerini dile getiriyorlar. Tabellini de güven ve saygıyı birbirini destekleyen iki unsur diye değerlendirmiş ve bu ikiliyi toplumsal sermaye veya sosyal sermaye olarak nitelendirmiş.

Tabellini, güvenin toplum sermayesinin ana unsuru olduğuna vurgu yaparak, “İnsanın kendi toplumu içinde, aileden, sülaleden olmayanlara güvenmesidir. Birlikte iş yapabilmesi, kazıklanmaktan korkmamasıdır” diye tarif etmiş. Tabellini, “ekonomik aktörler arasında güven yokluğu geri kalmışlığın temel nedenlerinden biridir. Kalkınmada ahlak sermayeden önemlidir. Sermaye borçlanabilirsiniz ama ödünç ahlâk olmaz.” diyor.

Tabellini, saygıya genelleşmiş ahlâk” da diyor. Yine yalnız aile içinde, sülale içinde, klan içinde değil, herkese karşı ahlaklı davranmak. Yalan söylememek, aldatmamak.

Güven İndeksi taramalarında, dünya çapında diplerde yer alıyoruz. Genelleştirilmiş ahlâk veya saygı konularında nasılız? Bakın bakalım sokakta, çarşıda, pazarda selamlaşan kaç kişi var? Artık aynı binada oturanlar birbirlerine selam vermiyor. Başkalarına güvenmeyen onlara karşı ahlâklı davranır mı, saygı duyar mı? Saygı duymayan güvenir mi?

Gazeteci Metin Münir, bir yazısında, Arife Beyhan’ın bir özel hastanede gözlem olarak ifade ettiği “Herkes sizin önünüze geçmek istiyor” şeklinde özetlediği sıra kültürünü şöyle betimlemiş:

“Bir mal veya hizmetin sıra ile satıldığı mekanlarda Türkler sıra meydana getirmez, kütle meydana getirir. “Sıra kültürü olmaması”, terbiyesizlik, saygısızlık veya hödüklüğün bu olguda baş rol oynamadığını sanıyorum. Her ne kadar bunlar kişi bazında etkili olsa da. Bence esas neden güvensizliktir. Kişi, sıraya girerse, verilen mal ve hizmetin sıraya göre verileceğine, adil bir şekilde dağıtılacağına güvenmediği için sıraya girmek istemez. Ya gişedeki kayırmacılık yapacaktır, diye düşür. Ya birileri sırayı bozacaktır. En iyisi, mümkün olduğu kadar gişeye yakın bir yerde durmak, hem gişedekini hem de sıradakileri denetlemektir.Gişeye yakın olmanın ek bir avantajı da var. Memurla göz teması kurup “İşimiz çok acil, bi zahmet…” falan denebilir. Bu şekilde bir başkasının yapacağı veya yapmayı düşündüğü kesin olan şeyi yapmak için stratejik avantaj elde edilir.Bir de, kütle yaparsan sıranın kimde olduğu kesin olmaz. Bir numara ile daha önce gelenlerin önüne geçilebilir. Türkiye, yeryüzünde, insanların birbirine en az güvendiği üç ülkeden biridir. Türkiye’de insanların yaklaşık onda biri genelde insanlara güvenebileceğini söylerken, İskandinav ülkelerinde bu oran yüzde 80’ler civarındadır. Sıra düzen demektir. Kitle kargaşa demektir. Türkiye’de insanlar birbirine güvenmedikleri, haklarına saygı duyulacağına inanmadıkları için sıraya girmek istemez. Sıraya girmemek, yani düzen yerine kargaşayı seçmek, yaygın bir eğilimdir. Birçok alanda, değişik şekillerde tezahür eder.Bu nedenle, Türkiye bir sıra değil bir kitledir. Bu nedenle trafiği, mahkemeleri, eğitimi, değişik mezhep ve ırklara mensup kişilerin arasındaki ilişkileri düşünün, Türkiye’ye düzen değil kargaşa hakimdir.”

Bir Ruberu programı bakın bizi nerelere götürdü. Battı, batıyor denilen Avrupa’da yaşayan bir hemşehrimiz yüzümüze ayna tuttu. Saygı ve güven yoksa toplumsal sermaye yok. Bilmem ki, bir gün biz de birbirimize güvenecek miyiz? Birbirimize saygılı olacak mıyız? Yolda, çarşıda, pazarda, okulda, resmî dairelerde güler yüzle birbirimize merhaba diyebilecek miyiz? Batı bizi kıskanıyor diyenler; keşke biz de Batı’yı kıskansak!

Ahmet Tek