Toroslara İpek Halı Serildi

Teşbihte hata olmaz. Başlıktaki ifade bir benzetmedir. Dağa halı serilmeyeceğini herkes bilir. Öyle bir iş başarıldı ki, belki halı serilse daha kolay yapılır ve maliyeti daha az olurdu. Olmaz denilen işleri olduran yiğitler vardır. O yiğitler ki, meyletmedikleri dünyaya kalıcı izler bırakırlar. Karaman, hafta sonu böyle tarihi bir olaya tanıklık edecek. Geçit vermeyen kayalar aşıldı, Su Uçtu Şelalesi’ne yol yapıldı.

Arşimet, asırlar önce “Bana bir dayanak noktası verin Dünya’yı yerinden oynatayım” demiş. Dünyayı oynatmak bir yana, kıpırdatmadan çekip gitmiş. Arşimet, matematik ve mekanik biliminin bazı temel yasaları ile suyun kaldırma kuvvetini bilimsel olarak ortaya koymuş kişidir. Onun bizlere bıraktığı miras ise hamamdan “evraka evraka” diyerek anadan üryan fırladığı öyküsüdür.

‘İki kapılı han’dan gelip geçenlerin toplamı 110 milyar kişi olarak tahmin ediliyor. İnsanın dünya yolculuğunun başlamasından günümüze, 200 bin yıllık süreçte toplam nüfusu 110 milyarmış. Buna rağmen Dünya’ya öykü bırakan insan sayısı bir elin parmaklarını geçmemiş. Herkes Dünya’dan nasibini almış ama aldığının karşılığını verenler ne yazık ki çok az olmuş. Dünyaya kazık çakan yok. Bu ilahi kanun, bireyin iradesine bağlı değil. Gelen gidici, doğan ölücü. Bireyin tercihinin sonucu olan ‘dünyaya kazık atmadan giden” sayısına bakılırsa mahcubiyetten yüzümüzün kızarması gerekir.

İnsanlık, dünyaya kazık atmayanlar ve dünyaya kazık çakılmayacağını bilenler sayesinde uygarlığı, medeniyeti, hoşgörüyü tanımış. Onlar kimlerse hepimiz borçluyuz.

Dünyaya, insanlığa hayırlı miras bırakanların bir dayanak noktası bulduklarına inanırım. Arşimet’in Dünya’yı oynatmak için aradığı dayanak noktası gibi, insanlığa hizmet eden herkesin kendince bir dayanak noktası vardır. Bu bazen din bazen ideoloji bazen kişiliktir, fıtrattır.

Farkında olsak da olmasak da, Karaman’ın yakın tarihine damgasını vuran bir olaya tanıklık ediyoruz. Bir birey isterse, bir dayanak bulursa akla ziyan işlere soyunabiliyormuş. Bir adam, bin adamın altından kalkamayacağı işleri kotarabiliyormuş.

Uzun sözün kısası, Karaman’ın Çağdaş Ferhat’ı, Şirin’in uğruna dağı, taşı kıra kıra bir şelaleyi ayağımıza kadar getirdi. Daha doğrusu, aşılmaz tepeleri aşarak, şelalenin önüne kadar yol açtı. Şelaleyi herkes için ulaşılır hale getirdi.

Dağa halı serilir mi? Serilirmiş. Bize bunu bir fedakar, bir cömert, bir yürekli insan kanıtladı. Kimselerin ulaşamadığı Su Uçtu adlı şelaleye gönül veren iş insanı Celalettin Ölmez’in öyküsünü sizlerle paylaşalı henüz üç ay bile olmadı.

Karaman’dan.com haber sitesinde, 27 Mayıs 2022 tarihinde “Toroslara Kral Yolu Yaptıran Karamanlı” başlıklı yazım yayımlandı. Yazının girişi şöyleydi:

“Gördüğü bir rüya üzerine kuş uçmaz, kervan geçmez bir dağ başına kral yolu yaptırmaya kalkan bir Karamanlı’nın öyküsünü anlatacağım. Masal değil, abartısız, tamamıyla gerçek bir olay. Günümüzün Ferhat’ı diyebileceğimiz bir büyük işi omuzlayan birinin sevdasını okuyacaksınız.”

Su Uçtu Şelalesini, şelaleye yol yapımı için ter döken taş ustalarını ve iki yıldır bu işi gerçekleştirmek için her işini askıya almış Celalettin Ölmez’i anlattığım bu yazı, büyük ses getirdi. Herkes bir yiğitlik öyküsü bekliyormuş. Bu yiğitlik öyküsü Karaman’dan çıktı. Öyküyü binlerce kişi okudu, binlerce kişi bir başkasına anlattı. Sosyal medyada paylaşıldı. Dalga dalga yayıldı, Su Uçtu Şelalesi ve Kral Yolu’nu duymayan kalmadı.

Celalettin Ölmez bir destan yazdı. Toroslar’da yıllarca anlatılacak bir destan. Azimle başlanan iş nihayete ermiş. Kral Yolu tamamlanmış. Celalettin Ölmez’den bir davetiye aldım. Sevincimi ifade edemem. Öyle mutlu oldum, öyle mutlu oldum ki… Tekirdağ’dayım. Marmara Denizi çarşaf gibi, kalbim kıpır kıpır. Nasıl olmasın? Bir hayal gerçek oldu, olmaz sanılan bir iş tamam oldu.

Güzel bir fotoğrafla bütünleşmiş davetiyede “Çukur Köyü Su Uçtu Şelalesi ve Kral Yolu Açılışında Sizleri de Aramızda Görmekten Onur Duyacağız” yazıyordu. Davetiyeye göre ev sahipliğini Çukur Köyü Muhtarı Hüseyin Koç ve Karamanlı iş insanı Celalettin Ölmez üstlenmiş. Açılış 21 Ağustos Pazar günü saat 15.00’da Su Uçtu Şelalesi’nin önünde yapılacak.

Açılış, şairlerin imza günü etkinliğiyle bütünleştirilmek istenmiş. Ne müthiş düşünce. Kim önerdiyse alnından öpmek lazım. Celalettin Ölmez’in yaptığı iş, şiir gibi, dillere destan bir güzellik. Dağlara, taşlara yazılmış bir şiir. O güzelliği ilk görmesi gerekenler de şairler olmalı.

Bir davetiye beni Trakya’dan, Ganos Dağı eteklerinden Karaman’ın dağ köylerine, Toroslara, Su Uçtu Şelalesi’ne, Kral Yolu’na götürdü. Şiir etkinliği yapılacağını okuyunca Şair Osman Sarı’nın “Taş Gazeli” şiirini anımsadım. Edebiyat Dergisi’nden tanıdığım Osman Sarı’nın şiir kitabından ilk ezberlediğim şiir şöyle başlıyordu:

“Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin.
Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin.
Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin.”

Uzunca bir şiirdi ve en çarpıcı ifade, “Bir İbrahim bıçağı ikiye biçer taşı” dizesiydi. Toroslar’da, Su Uçtu Şelalesi için yapılan çalışmalar Hz. İbrahim’in bıçağının bir benzeri görevi ifa etmeye ne çok benziyordu. Kiminin tonlarca dinamiti bir kayayı yerinden kıpırdatmaz, kiminin yüreğinin sesi, dağları delik deşik eder, yola çevirir. İbrahim’in bıçağı, ancak İbrahimler’in elinde işlevseldir. İbrahim’siz bıçak, kör bıçaktır.

Su Uçtu Şelalesi, Kral Yolu ve Şiir Etkinliği ayrılmaz üçlü olsun. Su Uçtu destan yarışmaları, Kral Yolu şiir buluşmaları yapılsın. Karaman’da bu işin alt yapısı var. Yunus Emre’nin torunları, Su Uçtu Şiir Günlerini yapamayacak kadar beceriksiz mi?

Tuhaf işlerin ve matrak insanların matah şeylermiş gibi takdim edildiği günümüzde emek ve sevgiyle inşa edilen ne varsa yüceltilmeye değer. El vermesem de gönül vermeme, övgüde bulunmama kim mani olabilir? Üstelik bu şahane çorbada (!) benim de tuzum var. Kral Yolu adını ben yazdım, önerdim ve kabul gördü. Damla alınteri dökmedim. İsim babalığı bana nasip oldu. Az şey mi?

Celalettin Ölmez’i, yol arkadaşlarını, destek verenleri, dua edenleri ve yapılan işin idrakinde olan herkesi tebrik ederim. Hayırlı olsun.

Not 1- Karaman’ın dağ köyleriyle ova köyleri arasında büyük fark olduğunu düşünürdüm. Anlayış, doğayı sahiplenme ve çevre duyarlılığı konusunda dağ köylülerinin bilinç düzeyi, ova köylülerinin fevkindedir. Su Uçtu Şelalesi için verilen çaba bunun somut örneğidir. Açılışla bu güzelliği paylaşma duygusu yine bir bilinçli eylemdir. Ova köylerinde önemsenmeyecek bir bilinç…

Not 2- Su Uçtu Şelalesi ve Kral Yolu’nun uzun öyküsünü daha sonra paylaşacağım inşallah.

Ahmet Tek