ÖNEMLİ UYARI: Bu makale yandaşlar, fırsatçılar, ikiyüzlüler ve IQ düzeyi düşükler için zararlıdır. Alerjik belirti hissedenlerin okumaması önerilir.
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde her şey, Namık Ak’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından rektör atanmasıyla başladı. Namık Ak, Karaman’a Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hediyesidir.
“Sar sar sar makarayı, çöz çöz çöz makarayı” çocuk şarkısı eşliğinde, filmi biraz geriden başlatmak istiyorum. Namık Ak’ın Yunus Emre Yerleşkesi’ndeki konutuna ayak basmasının ardından KMÜ’de taşlar yerinden oynadı. Nasıl ayaksa?
19 Nisan 2021’de Karamandan.com’da “Tekkede Zikir Üniversitede Fikir” başlıklı makalemde KMÜ’de yeni başlayan fırtınaya dikkat çektim. Namık Ak’ın Karaman’a gelişinin henüz üçüncü ayıydı ve şunları yazmıştım:
“KMÜ’de makam, mevki ve koltuk kapma yarışı olduğu söylentilerinin Ankara’ya kadar geldiği bugünlerde tekke ziyareti ve tekkede dinî musiki programı kime ne kapı açacak, ben de çok merak ediyorum.
KMÜ’de için için kaynama olduğu ve huzursuz bir kesimin bulunduğu iddialarını duymazdan gelmek doğru değil. Üniversitenin huzuru şehrin huzurudur. Üniversitede yüzlerin gülmesi, ikilik yaşanmaması eğitimde çıtayı yükseltir, Karaman’ın yararına sonuçlara vesile olur. Bu konu çok önemlidir.
Üniversiteler, hür düşüncenin merkezleridir. Çeşitli fikirlerin özgürce dili getirildiği ve ilklerin filizlendiği uluslararası eğitim yuvalarıdır. KMÜ’yü sadece Karaman’a ait bir üniversite sanmak, üniversitelerin akademik faaliyetlerinden ve evrensel kimlik taşıdığından habersiz olmak demektir.”Üç Maymunu Oynamak
Karaman’da bu gelişmeleri kimse dikkate almadı. Yeni yönetimin yandaşları ile oğlunu kızını, damadını gelinini üniversitede bir işe sokmak isteyen, iş yapan, ürün satan, beklentisi olan kişiler bu yazımın ve sonraki eleştirilerimin ardından bana saldırıya geçtiler. Bu tür yandaşlar ve trol sürüleri her yerdeler. Aldırış etmedim.
Namık Ak, Karaman’da bir boşluk olduğunu gördü veya gösterdiler. Her yeri ziyaret ediyor, her isteyene randevu veriyordu. Bu görüşmeler ve ziyaretlerde özel fotoğraflar çekiliyor, bunlar üniversitenin resmî sitesine konuluyordu.
Karaman’daki medya, burada yayınlananları haber olarak değerlendirmekten mutluydu. Her yerde her gün en az iki “Namık Ak haberi”çıkıyordu.
Mutlu olan bir başka kesim ise Namık Ak’ın ziyaret ettiği makamların sahipleri ile dernekler ve diğer sivil toplum kuruluşlarının yöneticileriydi. Namık Ak, herkese açık kapı bırakıyor ve konuşmayı seviyordu. Bu da bazı kişilerden karşılık buluyordu.
Oysa bu sırada üniversitenin zemini sallanıyor, çatıları uçuran bir fırtına esiyordu. Karaman’da fırtına hissedilmedi. Her zamanki gibi sessizlik hakimdi, üç maymun vizyondaydı.
Özel Sektör Olsa Batardı
KMÜ ile ilgili yüzden fazla yazı yazdım. Bir bölümünü aşağıda paylaşacağım onlarca isim bir yıldan kısa sürede hallaç pamuğu gibi atıldı, görevlerinden alındı veya istifa ettirildi. Karaman’dan yine ses çıkmadı.
Üniversitede fırtına dinmek bilmiyordu. Konumunu muhafaza edebilen kişi kalmadı. Namık Ak, görevinin ve Karaman’ın yabancısıydı. Bu fırtınanın şiddetini artıranlar muhtemelen yakın çevresindekiler oldu.
KMÜ’de bir yılda gerçekleşen değişiklikleri duyunca inanamayacaksınız. Henüz 15 yaşına girmiş bir üniversite bu kadar değişikliği nasıl kaldırsın? Süpermarketlerin Karaman’daki şubelerinde bu kadar değişiklik olmamıştır. Olsa batarlardı.
Namık Ak’ın bütün işi, selefi (kendisinden önce görev yapan) Prof. Dr. Mehmet Akgül’ün ekibi olarak tanıtılan isimleri görevden almak oldu. KMÜ’de o günlerde adeta depremler yaşandı. İstifalar, görevden almalar peş peşe geldi. Kim görevden alındı, alınanların yerine kimler atandı, takip edilemez oldu.
Kimler Geldi, Kimler Geçti
Şu listeye lütfen bakar mısınız! Film jeneriği değil, KMÜ’deki görev değişiklikleridir. (Unuttuğum isimler çok olmuştur. Kendilerinden özür dilerim)
Prof. Dr. Ercan Oktay (Rektör Yardımcısı) istifa etti.
Prof. Dr. Rabia Özpeynirci ( Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü) istifa etti.
Prof. Dr. Mehmet Mercan, Prof. Dr. Serkan Ada, Prof. Dr. İdris Nebi Uysal (Yönetim Kurulu üyeleri) istifa ettirildiler.
Prof. Dr. İdris Nebi Uysal (Eğitim Fakültesi Dekanı) istifa etti.
Prof. Dr. Ali İhsan Demirel (Kazım Karabekir MYO) istifa ettirildi.
Prof. Dr. Fevzi Kılıçel (Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı) istifa ettirildi.
Ahmet Tüfekçi (Genel Sekreter) görevinden alındı.
Doç. Dr. Ziyaeddin Kırboğa (Genel Sekreter Vekili) görevinden alındı.
Doç. Dr. Erol Yüksel (Sosyal Bilimler MYO Müdürü) istifa etti.
Doç. Dr. Kemal Göz (TÖMER Müdürü) görevinden alındı.
Cahit Suci ( Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı) görevinden alındı. (Yerine Muhammet Ali Orak vekaleten atandı. İstifası istenmiş)
Mustafa Bahar (Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı) görevinden alındı, tenzil-i rütbe ile bir birimde şube müdürü yapıldı.
Aliye Kıray (Kurumsal İletişim Koordinatörü) görevinden alındı. Yerine önce Doç. Dr. İbrahim Ethem Dikici getirildi, o da görevinden alınarak yerine dışarıdan Mustafa Kara atandı. (Kara ile ilgili tarafıma bazı bilgiler ulaştı)
Halil Geçit (Genel Sekreter Yardımcısı) görevinden alındı, yerine asaleten Muhammet Ali Orak atandı. Orak istifa mı, görevden alma mı netlik kazanmadı.
Mustafa Avcı (Öğrenci İşleri Daire Başkanı) Konya’da bir üniversiteye geçti, yerine Namık Ak’ın Şırnak’tan tanıdığı ve birimle hiçbir ilgisi olmayan Veysel Göktekin atandı.
Mahmut Özcan (Bilgi İşlem Daire Başkanı) Ak’ın ilk günlerinde Konya’da bir üniversiteye geçti, yerine dışarıdan Süleyman Mustafa Kayar atandı. Bu kişi öğretim görevlisi yapıldı, buraya son olarak dışarıdan Göktürk Yalman atandı.
Çetin Karaer (Sosyal Bilimler MYO Sekreteri) görevinden alındı, tenzil-i rütbe ile Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığında şube müdürü yapıldı.
Murat Şahintürk (Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığında şube müdürü) başka bir birimde görevlendirildi.
Güngör Dolaşık (Döner Sermaye İşletme Müdürü) görevinden alınarak başka bir birimde görevlendirildi.
Özel kalem, memur, kadın / erkek hizmetli değişiklikleri de hemen her hafta düzenli (!) olarak icra ediliyor.
Ben Yapmadım, Kedi Yaptı
Gördünüz, KMÜ ne kadar hızlı. Kimler geldi, kimler geçti. Namık Ak’ın hızı kesilecek gibi değil. Geçen hafta yakınlarına “istifalarını bekliyorum” dediği iddia edilen isimlerden ikisini görevden aldı.
Namık Ak, ilk kurşunu en çok güvendiği iki adamına sıktı (!) Hemşehrisi Prof. Dr. Hüseyin Muşmal’ı Rektör Yardımcılığı’ndan ve Karasakal Hoca’nın oğlu olarak tanınan Doç. Dr. Ziyaeddin Kırboğa’yı vekaleten yürüttüğü Genel Sekreterlik’ten aldı.
Bu iki akademisyen ve bunların peşinden görevden alınması beklenen isimler gidince KMÜ’de işler rayına girer mi? Bu isimlerin gönderilmesi Namık Ak hakkındaki iddiaları ortadan kaldırır mı? Ona açılan krediler yeniden güncellenir mi? Siyasilerle, bürokrasiyle ve sırt çevirenlerle barış sağlanır mı? Şikayetler geri alınır mı? Sendikalarla anlaşma sağlanır mı?
Bana göre, Muşmal’ın ve Kırboğa’nın görevden alınması “Ben yapmadım kedi yaptı” taktiği. Tutarsa denemesi. Ya da daha önceden birkaç kez duyduğunuz ve size hiç yabancı gelmeyecek olan “aldatıldık” sözünden kopya çekme eylemi. Bir tür taklit…
Duyumlarıma göre, rektör yardımcılığı için bu kez bir kadın akademisyen düşünülüyormuş. İki isim yarış halindeymiş. Namık Ak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bir sürpriz yapabilirmiş.
KMÜ’de olup bitenlere akıl sır ermiyor. Şimdilik bu kadar. Bir sonraki yazıda torbadan neler çıkacak, henüz karar vermedim. Yedi danışmanı mı, daha önce sıraya koyduğum diğer konuları mı yazmak gerekir, bilemedim.
KMÜ Dosyası kabarık. Biteceğe benzemiyor. Bundan sekiz ay önce yazdığım cümleyi tekrarlamam gerekirse, “KMÜ takibimde” demişim. Sözümü tutuyorum.
“Zamanın ruhu vardır ve her şey kendi mecrasında akar. Melih Bulu’lar her dönemde vardı, dün olduğu gibi yarın yine olacaklardır.” cümlesi de daha önceki yazılarımdan alıntıdır.
Not: Namık Ak, KMÜ müdürü ifadesine bozuluyormuş. Oysa daha önce açıkladım. Müdür ve rektör aynı anlamdadır. Müdür Arapça, rektör Fransızcadan dilimize girmiştir. İkisi de yönetici, idareci demektir. Fransızca sözcük daha havalı olmalı. Kendisi Arapça ve Osmanlıca kelimeleri kullanmayı tercih ediyor biliyordum. Bu konuşma biçimini eleştirmiştim. Demek ki öyle değilmiş. Bu nedenle yazıda müdür veya rektör sözcüğüne yer vermedim.
AHMET TEK