“Beni şaşırtmaz” dediğim KMÜ “feleğimi şaşırttı”
Ne günlere kaldık yarabbi! Her şeyi göstere göstere yapıyorlar, gözümüze sokmaya çalışıyorlar. Sinir katsayımızı ölçmenin yeni yolu mu, gözü karalık mı, iş bilmezlik mi, şaşkın ördeklik mi? Yoksa işler böyle yürüyor da ben mi bilmiyorum? Normali anormal mi sanıyorum?
KMÜ artık beni şaşırtamaz diyorum, öyle bir haber geliyor ki, değil şaşırmak, aklım başımdan gidiyor, ağzım bir karış açık kalıyor, gözlerim yuvalarından fırlıyor, donup kalıyorum. Feleğim şaşıyor. Bu kez de öyle oldu. Aklın ve vicdanın kabul etmediği nice olaylara tanık oluyoruz. Üzülüyor, kahroluyoruz.
Geçtiğimiz hafta, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’ne ait Audi marka makam aracının Ankara’ya geldiğini öğrendim. Araç, KMÜ Türk Halk Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gizem Saygılı ve beraberindekiler için tahsis edilmiş. Saygılı’nın Ankara’ya gidiş amacı çok önemli olmalı ki, bu yöntem tercih edilmiş. Yani kendisine rektörlük makam aracı verilmiş.
Gizem Saygılı, Ankara’ya giderken yanına yoldaş almış veya “biz de geliyoruz” diyen ana kızı da araca bindirmek zorunda kalmış. Bu ana kız Namık Ak’ın karısı ile kızıymış. Ankara’da bazı bakanlıkları ziyaret etmişler. Beraberlerinde getirdikleri KMÜ’nün Yunus Emre ve Türkçe yılı için yaptırdığı objeleri, kendilerini kabul eden zevata sunmuşlar.
Namık Ak’ın karısı ve kızının KMÜ’yü temsil hakları ve yetkileri olduğunu bilmiyordum. Biz de görevler aile boyu mu üstleniliyor? KMÜ adına birilerine hediye verme hakkı aile fertleri için de geçerli mi?
Duyduklarım bunlardı. İnanmadım ve yazmayı düşünmedim. Bürokrasi buna uygun değil, bürokratlar buna izin vermezler demiştim.
Heyhat! Dahası varmış. Duyduklarım devede kulakmış. Benim, “Olamaz” diye inanmadığım Ankara turu haber olmuş. Hem de KMÜ’nün resmî internet sitesinde. KMÜ, kendi haberini kendisi yapmış, marifetmiş gibi siteye koyarak başkalarının duymasını da istemiş.
Böyle önemli bir haberden Karaman halkını mahrum etmek günah değil mi? Hele hele böyle güzel haberden mutluluk duyacak, alkış için ayakta bekleyen, heykel yürütücü hocalar varken, paylaşım yapılmaz mı?
Okuyacağınız haberi KMÜ’nün web sayfasından aldım:“Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Türk Halk Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gizem Saygılı ile beraberindeki heyet Ankara’da bir dizi ziyarette bulundu. KMÜ Rektörü Prof. Dr. Namık Ak’ın eşi Mürşide Ak’ın da katıldığı ziyarette 2021 yılı içerisinde üniversitede ve uygulama araştırma merkezi bünyesinde düzenlenen faaliyetler hakkında bilgi veren heyet, gelecek döneme ilişkin projeler ile ilgili temaslarda bulundu.”
Habere göre, temaslar kapsamında ilk olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşen heyet daha sonra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcıları İsmail Ergüneş ve Kübra Yiğitbaş’ı ziyaret etmiş. Daha sonra Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ile görüşen heyet ardından Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Ayten Aydın’ı ziyaret etmiş.
Heyet ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen ‘Sıfır Atık Projesi’ kapsamında ‘atıktan sanata’ temalı projenin üniversitedeki uygulamaları ve bu alanda yapılan çalışmalarla ilgili görüşmelerde bulunmuş.
Haber, Türk Halk Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gizem Saygılı’nın açıklaması ile bitmiş.
Haberde, bir heyetten söz edilmiş ve sadece Namık Ak’ın karısı Mürşide Ak’ın ismine yer verilmiş. Namık Ak’ın, Karaman’da öğretmen olduğunu bildiğim kızı Miraç Ak’ın adı unutulmuş. Bir de bir eski milletvekilinin gelini, Ak Parti MKYK üyesi ve bir derneğin başkanı olan bir kadın, Ankara’da üç kişilik heyete katılmış.
Miraç Ak, öğretmen ve devlet memuru. Ankara’ya gitmek için Milli Eğitim’den izin almış mıdır? İzin için nasıl bir mazeret beyan etmiştir? Bu soruları uzatmak yersiz. Karaman Valisi Mehmet Alpaslan Işık, konuya açıklık getirebilir. KMÜ’nün makam aracıyla Ankara’ya gitmek yasalara, etiğe ve vicdana uygun mu?
Hz. Ömer’e güzelleme düzen dostlar! Ömer’in mumunu anlatmaktan yorulan dostlar! Bu ne iştir? Mum başka, bu işler başka mı? Fonda çalan “İçimdeki sazlar başka, söz başka” şarkısını dinlemekten yorulduk. Sazla sözün uyum içinde olduğu günleri görebilecek miyiz?
KMÜ bir bilim yuvası değil mi? Bir gün bilimsel bir konuyla gündeme gelir mi? Gelse n’olur, gelmese n’olur? Benim de dert ettiğim şeylere bakın. KMÜ kampüsündeki Yunus Emre Evi’nde kahve için bağırış çağırışlı, bol ‘ekşınlı film’ yaşanırken bilim durur mu? Kampüse yeni açılan dördüncü kapıdan kaçıp gitmiştir. Zaten hocaların çoğu il dışında yaşarmış. Karaman’a arada bir uğrarlarmış. Demek ki üniversite böyle bir şeymiş.
AHMET TEK
Not 1- KMÜ Öğrenci İşleri Daire Başkanı Veysel Göktekin, Şırnak’tan KMÜ’ye tenzil-i rütbe ile gelen tek kişiymiş. İdarecilikte 20 yılı geçkin hizmet vermiş. Şırnak’ta fakülte sekreterliği yapmış. Memurluktan başlayıp, şef, şube müdürlüğü, fakülte sekreterliği, daire başkanlığı ve genel sekreter yardımcılığı görevlerinde bulunmuş. Paraşütle inenlerden olmamış. Şırnak’ta SKS Daire Başkanlığını kurmuş. Bir önceki yazımda, Göktekin hakkında yazdığım “birimle hiçbir şekilde ilgisi olmayan” ifadesi ile kendisine haksızlık ettiğimi üzülerek öğrendim. Kendilerinden ve okuyuculardan özür dilerim.Not 2- İnsan Yayınları’ndan Medeniyetimizin Dili adıyla çıkan ve editörlüğünü Hasan Taşçı’nın yaptığı kitapta rektör kelimesine ilişkin bir pasaj var. Bir dost paylaştı. Meraklısı için ilginç bilgiler var. “Batı üniversitelerindeki bütün ilmi rütbeler kilise rütbeleridir. Rektör, papaz demektir; dekan, İngilizcesi papaz demektir” cümlelerinin yer aldığı yazı Prof. Dr. Nebi Bozkurt’un “Cami” adlı konuşmasından alıntıdır.