Karaman’da işlerin nasıl yürüdüğüne akıl sır erdiremiyorum. Öyle bekleyen işler var ki, kimse kılını kıpırdatmıyor. “Böyle ihmalkârlık olur mu” diye içim içimi kemiriyor. Devlet servet harcayıp öyle güzel işler yapıyor ki, yine aynı, kimse aldırış etmiyor. Anlayacağınız bir vurdumduymazlık, bir umursamazlık… Yoksa bilmemekten mi, yetersizlikten mi? Sizler daha iyisini bilirsiniz.
Bir önceki makalemde İbrala Barajı rezervuar alanına ekim yapıldığını ve DSİ 4. Bölge Müdürlüğü’nden gönderilen iş makinelerinin bu alanları yerle bir ettiğini yazdım. Karaman’ın içme suyu havzasının, tıpkı geçen yıl olduğu gibi, kaçak ekim alanı olduğunu duyurdum. Devlete ait bir araziye çökme girişimine dikkat çektim, Kimin umurunda… Soruşturma açılamaz mıydı?
İbrala Barajı’nda su seviyesi ne durumda, Karaman’ın, Karaman’daki yöneticilerin haberi var mı? Bu durumu ne halk, ne basın ne de yöneticiler merak ediyor. “Baraj boş mu, dolu mu?” bana ne anlayışı… Merak edenler için; barajda su seviyesi yüzde 10’ların altında. Karaman’ın içme suyunun büyük bölümü kuyulardan temin ediliyor. Yani baraj boş desem yalan söylememiş olurum.
İbrala Barajı’ndan başladım, Yeşildere’den bir müjdeli haberle devam edelim. Salgın öncesi Karaman’a geldiğimde, her zaman olduğu gibi köyleri de gezmiştim. Bu gezilerimden aldığım notları “Karaman’da Turist Olmak” başlığıyla Karamandan.com’a yazmıştım. Uzun yazının bir bölümünü “Dünyada Bir Örneği Yoktur” ara başlığıyla vermiştim. Şunları yazmışım:
“Yeşildere’de yol kenarında bir cami var. Kapısında adı yazılı: Kilise Camii… Değil Türkiye’de, dünyada yoktur bu ismi taşıyan bir başka cami… Kiliseden dönüştürülmüş çok camimiz var. En güzellerinden biri Fisandun Camii’dir. Bir gün o güzel mekanı da yazarım inşallah. Ama Yeşildere, camiye yeni isim vermemiş, Kilise Camisi diyerek, noktayı koymuş.
Dünyanın hiçbir ülkesinde “Cami Kilisesi” adıyla bir ibadethane olacağını da sanmam. Türkiye renkler ülkesi, sürprizler ülkesi, ilginçlikler ülkesi…
Caminin tabelası bile Anadolu’nun açık sözlülüğüne, şeffaflığına örnektir. Hangi halk bu kadar sadedir, bu kadar yalındır, bu kadar gönlü geniştir. Her gün beş kez girip çıktığı ibadethanesinin kapısında bir başka dinin ibadethanesinin adı yazıyor ve bu durum kimseyi rahatsız etmiyor. Hoşgörüde bundan öte ne olabilir?
Maalesef caminin içini göremedim. Yunus Emre’nin dedesi İsmail Hacı’nın türbesinin de bulunduğu tekkeyi, Selçuklu eseri hamamı, çevredeki tarihi kalıntıları ve doğal zenginliği gezip görmeyi bahara ve kısmetse nisan ayına bıraktık.
Bir gezgin olarak hepinize öneririm: Karaman’ı turist olarak gezin. Yine bir gezgin olarak gözlemim şudur:
Suyu bol ve ağacı çok olan yerler baharda gezilir. İster ilkbahar ister sonbahar olsun, fark etmez. Yeter ki bahar olsun. Ya çiçek kokularından başınız döner ya çeşit çeşit meyveleri tatmaya doyamazsınız. Bir bahar yeşiliyle kapıyı çalar, rengarenk çiçeklerini sunar. Bir bahar hazanla süzülür, bereketli ürünleriyle hürmet bekler.
Bir gezgin olarak ilk tavsiyem: Yolu, yol arkadaşları güzelleştirir. Gezinin keyifli olmasını istiyorsanız, yol arkadaşınızın size ayak uyduranını, kafa dengini seçeceksiniz.
Yeşildere’den yine kar manzaraları eşliğinde Taşkale’ye gitmek için hareket ettik. Yeşildere’de gördüğümüz tek canlı, başı önünde, sigarasını tüttürerek bir evin kapısından sokağa adım atan bir kişi oldu. Yol boyunca selamlaştığımız ilk ve tek kişiydi.”
Yeşildere’yi anlattığım bu uzun yazıda sözünü ettiğim Kilise Camii, Karaman’ın nadide eserleri arasındadır. Burası, 2013 yılında, Yeşildere henüz belediyelik ve Belediye Başkanı İbrahim Koçak iken, 2013 yılında, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmek üzere ihale edildi. Yeşildere’nin son başkanı İbrahim Koçak’a Ankara’dan selamlar. Yaptığı güzel işleri en iyi bilenlerdenim. Hala Yeşildere sevdalısı, hala İsmail Hacı Tekkesi, tekke yolu yapılsın diye tutturan tek kişi.
Bizans dönemi eseri olan kilise, tek kubbeli ve muntazam taşla inşa edilmiş. Yeşildere’nin girişinde yer alan yapı, 17. yüzyıla kadar kilise olarak ibadete açık kalmış. Daha sonra harap olan kilise, Hacı Ali Ağa isminde bir hayırsever tarafından camiye çevrilerek, yenilenmiş. 1950 yılında mâbedin soluna tuğla minare yapılmış. 1953 yılında çıkan bir yangında binanın bir kısmı yanmış ve aslına uygun olmayan bir özellikle tamir edilmiş. Hacı Ali Ağa, mâbede dükkânlar, evler, arazi ve hamamı vakfetmiş. Buna ilişkin kayıtlar, İbrahim Hakkı Konyalı’nın belirttiği üzere, “H. 1059/ M. 1649 tarihli Kilise Camii Vakfiyesi adıyla Konya Vakıflar Müdürlüğü 2 numaralı defterdedir.”
Zamanla, yağışlar, rüzgar ve sel baskınları sebebiyle yüksekte olan caminin alt pencereleri toprakla dolmuş. Yunus Emre, Aktekke ve Karaman merkezdeki bazı camiler gibi yerin yedi kat altına inmiş (!) Halkın “kilise” yerine “kinise” diye Anadolu şivesiyle adlandırdığı ve kayıtlara da bu şekilde geçen caminin restoresi için yapılan girişimler sonuç vermiş. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’nin her yerinde başlattığı, eserlerine sahip çıkma ve restorasyon çalışması kapsamına Kilise Camii de girmiş.
İşin uzmanlarının sık sık vurguladığı gibi, “Eskiyi korumak ve restore etmek, yeniyi yapmaktan zor ve pahalıdır.” Kilise Camii için de aynı şey olmuş. Ama başlayan iş yarım kalmamış. Dönem dönem aksamalara rağmen, gecikmeli olarak Kilise Camii’nin restore çalışmaları sona ermiş. Caminin çevresine herhangi bir müdahalede bulunulmamış. Ama Kilise Camii, Karaman’ın en güzel mabetlerinden birine dönüştürülmüş. Keşke bir bahçe düzenlense, ağaç, çiçek ekilse, banklar konulsa…
Hiçbir emek boşuna değildir. Kilise Camii’ne bakarak bu yargımın haklılığını sizler de kabul edersiniz. Caminin içi öyle güzel tezyin edilmiş ki, sanki Aktekke’nin küçük kardeşi olmuş. Minik iki penceresi olmasına rağmen ışıl ışıl bir camiye dönüştürülmüş. Minaresi ışıklandırılmış. Çöken, evleri yıkılan, deprem yaşamış gibi, ölüme yatmış köy Yeşildere’ye sanki can gelmiş, ruh gelmiş, hayat öpücüğü gelmiş. Kilise Camii, Yeşildere’yi eski günlerine kavuşturacak bir ruhla ayağa kalkmış.
Kilise Camii’nin imamı, uzun bir aradan sonra tekrar kendi camisine dönmüş. Dön emri, elbette Karaman Müftülüğü’nden gelmiştir. Cami, yeni haliyle ibadete açılmış. Ama Karaman’da maalesef kimsenin haberi olmamış. Henüz tanışmadığımız Karaman Müftüsü, keşke Karaman protokolünü bir gün Yeşildere’ye götürse, Kilise Camii’ni gösterse, emeği geçenlere bir teşekkür, bir dua edilse… Karaman Belediyesi, Yeşildere’ye otobüslerle yolcu taşısa, kurban kesilse, yemek dağıtılsa…
Yazıp yazmamakta çok tereddüt ettim. Ak Parti’nin yaptığı hizmetler arasında benim en çok takdir ettiğim, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün çalışmalarıdır. Türkiye’yi yıllardır adım adım gezen biri olarak Vakfılar’ın yaptığı hizmetlerin yakın tanığıyım. Sekiz yıldır çalışmaları devam eden Kilise Camii’nin restorosyonu bitmiş. Karaman’da yöneticilerin mutlaka haberi olmuştur. Sebebini bilmiyorum, dikkate almamışlar, vatandaşla, basınla paylaşmamışlar. Onlar öyle, peki Ak Partili yöneticilerde mi uykuda? Karamanlı duymasın, sorun değil, Yeşildereli olup Karaman’da oturan yüzlerce kişi var. Onların duyma hakkını yok mu sayalım?
Türkiye’de güzel işler oluyor. Karaman da bu güzel işlerden yeterince nasibini alıyor. Ama Karaman’daki eksiklik, nedendir bilinmez, yöneticilerin, siyasetçilerin bu güzel işleri halka duyurmaktan kaçınmalarıdır. Karaman’da başta valilik olmak üzere, yapılan hiçbir iş bana bildirilmiyor. Karaman basını duyarsız olabilir, haber yapmaktan kaçınıyor olabilir. Ama ben, güzel yapılan her işin takipçiyim ve haberdar olduğum her şeyi yıllardır okurlarla paylaşıyorum. Valilik böylesine ketum davrandığı için il müdürlükleri de yapılan işleri duyurmaktan kaçınıyor. Valilik basın bürosunun yaptığı valinin fotoğraflarını iletmekten öteye gitmiyor.
Ne yapalım, Karaman’ın kaderi bu. Karaman, her şeyi sineye çeken bir şehir. Eleştiriyi bilmeyen bir şehir. Eksiklerini dile getirmekten, yöneticilerini uyarmaktan utanan bir şehir. Her şeye eyvallah çekmek bir şehrin zararınadır. Karaman’da herkesin bir hesabı var, çıkarı var, menfaati var, korkusu, çekincesi var. Galiba hesabı olmayan, endişesiz tek kişi benim.
Not: Bir sonraki yazım yine Yeşildere üzerine olacak. Yolu yapılsın, sahip çıkılsın diyerek, onlarca kez gündeme getirdiğim İsmail Hacı Tekkesi’ndeki bir etkinliği anlatacağım. “Tekkeyi bekleyen arabaşı çorbasını içermiş.” Karaman protokolünün tümünün katıldığı İsmail Hacı Tekkesi’ndeki arabaşı davetinde KMÜ müdürünü göremedim. Sordum, soruşturdum, ilginç bir durum ortaya çıktı. Karaman’da arabaşı sezonu açıldı. Hem de iki hafta önce. Benden duymuş olun. Karaman’da duymadığınız haberleri benden okuyun. Yeşildere muhtarının, İsmail Hacı Tekkesi’ndeki arabaşı ikramını antalacağım yazıyı lütfen kaçırmayın.