Rahmetli Bekir Sıtkı Erdoğan’ın “ Karaman” şiirinin son dizesindeki, “Velhasıl şu Karaman / Yazıla yazıla bitmez” tespiti, üzerinden yıllar geçse de değerini kaybetmedi, kaybedecek gibi de gözükmüyor. Sık olmasa da Karaman’dan öyle güzel, öyle duygulu, öyle incelikli haberler alıyorum ki, gönül telimi titretiyor. Uzun bir yazı. Daha kısa yazmaya elim gitmedi. Böyle güzel haberleri her zaman duymuyoruz.
İlk haber, ince ince gözyaşı döktüren türden. Türkiye’yi yasa boğan bir olayın acısını anıtlaştırma, masum bir küçüğü sahiplenme ve bir ölüye hürmet etmenin en kibar yöntemi… Karaman Belediyesi, özlediğimiz inceliği, insani erdemleri canlı tutmanın bir yolunu buldu ve gözümüzün içine sokmadan gereğini yaptı.
Daha 45 gün önceki olay, kahramanı ölse de, tüm acısıyla yüreğimizde yaşıyor. Sarıkeçili yörüklerinden Mehmet ve Selvi Yağal çiftinin Gülnar ilçesi Yanışlı bölgesindeki çadırlarına ateş düşmüştü. Yedi çocuklu Yağal ailesinin 2,5 yaşındaki kızı Müslüme, 10 Kasım’da bisikletiyle oynarken kaybolmuştu. Ailesi tarafından bulunamayan Müslüme, jandarma, itfaiye, AKUT, UMKE, belediyeler ve AFAD’a bağlı ekipler tarafından günlerce aranmıştı.
200’ü profesyonel , 100’ü çeşitli kurum ve gönüllülerden oluşmuş 300 kişilik ekip, minik Müslüme’yi bulmak için günlerce uğraşmıştı. Müslüme’nin cansız bedeni, 10 gün sonra çadırın 7 kilometre uzağında, 500 metre yükseklikteki kayalıklarda bulunmuştu.
BEŞİKTEN MEZAR
Olayın detayına girmeye takatim yok. Müslüme için Türkiye ağıt yaktı. Müslüme, Çeltek Mahallesi Kazalpa Mezarlığı’nda toprağa verildi. Bir vatandaş, daha o günlerde Müslüme’nin mezarının başına çam fidanı dikmişti. Karaman Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü ise takdirle anılacak, Karaman’ın inceliğine örnek olarak gösterilecek bir işe imza attı. Müslüme için beşik görünümünde mermerden mezar yaptırdı.
Adı açıklanmayan hayırsever mermerci ve Karaman Belediyesi, bu inceliği ile Karaman’ın güzel yüzünü bir kez daha görmemize vesile oldu. Beşik görünümlü mezar taşının yanında, Müslüme’nin bisikleti var. Kazalpa Mezarlığı’na giden vatandaşlar, Müslüme için dua ederken, gözyaşlarını tutamıyor.
Hiçbir çocuk beşik keyfi yapmadan büyümesin. Çocuklar annelerinin ninnileriyle beşiklerinde tatlı ve derin uykularını uyusun. Çocuklar, Allah’ın bize emanet ettiği cennet meyveleridir. Onlar dünyanın sesi, neşesi, çiçeği ve rengidir. Çocuklar, üzerlerine düşen izlerle büyüyen canlı türüdür. Müslüme ölümü bilmeden öldü. O, her şeye hayretle bakarken, her şeye gülümserken katledildi. Müslüme’nin mermer mezar taşı, yürek taşıyan herkesi ağlatacak bir sembol anıt olmuş. Boş kalmasını istediğim tek beşik, Müslüme’nin mermer beşiği olurdu. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir çocuk mermerden beşikte uyumasın. Müslüme’nin mezarı bana Nazım Hikmet’in “Kız Çocuğu” şiirini anımsattı.
“Büyümez ölü çocuklar” sözünü mıh gibi zihnimize nakşeden şiirin bir bölümü sanki Müslüme’nin ağıdı:
“Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler.”
Karaman Belediyesi, daha önce birkaç kez yazdığım gibi, aralarında Onbaşı’nın da bulunduğu bazı kişilerin mezarlarını yaptırmıştı. Bu işi kim önermişse önce ona, sonra bu işin yapılması için talimat veren Başkan Savaş Kalaycı’ya binlerce teşekkür. Siz Karaman’ın güzel yüzünü sergileyen insanlardan oldunuz.
Sizlere, şair Gülten Akın’ın “İlkyaz” şiirindeki unutulmaz sözleri boşa çıkardığınız için Karaman olarak minnet borçluyuz. Şair, “Ah, kimselerin vakti yok/ Durup ince şeyleri anlamaya” demiş ya… Karaman’da ince şeylerden anlayan insanlar varmış. Bunun son örneği Belediye Başkanı Savaş Kalaycı oldu. Başkan Kalaycı’yı gözlerinden öperim. Zarif insanlarımıza nazar değmesin. Minik Müslüme’nin beşikten mezarı ve mezarının başındaki bisikleti bunun somut delilidir. Elbette, mezarı yapan mermerci ve Müslüme’nin mezarının başına çam fidanı diken güzel hemşehrimiz de yüz akı insanlarımız arasındadır.
KARAMAN’IN DERVİŞİ
Bir yazımda, Saray Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sami Özdağ’ı ve Özdağ’ın Yunus Emre sevdasını anlatmıştım. Bu yazının son paragraflarında şu cümlelere yer vermiştim:
Burada parantez açıp başka bir kulvara gireceğim. Sami Beye (Sami Özdağ) bir sır vereceğim. “Karaman’da bir sanatçı var, çok yönlü, gayretli, marifetli, heyecanlı ve Karaman aşığı. On parmağında on marifeti olan bu genç, sizin ruh ikiziniz. Şair kalpli, hassas, şehir sevdalısı. Sizin gibi.”
Adı, Ferdi Şah ve ben uzaktan tanıyorum. Kendisini değil, işlerini tanıyorum. Ferdi Şah’ı gönül rahatlığıyla takdim etme cesaretim “İştir kişinin ayinesi, lafa bakılmaz” kelamı kibar gereğidir. Yaptıkları güzel işleri izleme imkanım oldu. Karaman için çırpınışlarının feryadını işittim. Sizin ruh ikiziniz olduğunu düşündüğüm kişidir Ferdi Şah. Soyadına bakıp da kendisi hakkında yargıda bulunmayın. O, henüz hırka bile edinememiş bir “Derviş.” Adı gibi, yalnız ama güzel işler kotaran bir Karaman evladı.
Ferdi Şah, adeta proje üretim merkezi. Projelerinin tümünde Karaman başrolde. Fikir gani, imkan sıfır. Mehmet Akif’in Seyfi Babası gibi; “Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!”
Ferdi Şah kardeşim hem hamiyyetli hem karakterli. Hem becerikli hem umutlu. İmkan sağlansa bir Karaman filmi çekimine hemen hazır. Birbirlerini henüz tanımayan ruh ikizleri inşallah kısa zamanda buluşur. Biz de mekanı Karaman olan bir filmin seyircisi olarak ekran karşısında konuşlanırız.
İşte, aylar önce hakkında böyle yazdığım Ferdi Şah kardeşimiz, Karaman’a bir ödül kazandırdı. Hem de Karaman’da çektiği, “yardımlaşmada yarışınız” mesajı içeren Derviş Yiğen’in yaşamından kısa bir kesiti sunduğu “Derviş” adlı belgeselle…Ferdi Şah’ın, Karaman Rehberlik ve Araştırma Merkezi için çektiği Derviş filmi, HAK-İŞ 10. Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda 4 bin 97 film arasından 4’ncü seçildi. Yarışmaya 207’si Türkiye’den olmak üzere 114 ülkeden 4 bin 97 film katıldı. Ulusal ve uluslararası iki ayrı kategoride 11 dalda toplam 22 ödülün verildiği “Emeğe Saygı” temalı yarışmada, Ferdi Şah’a ödülü, Ankara’da düzenlenen törende, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ile Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan tarafından takdim edildi.
Film, 9 dakikalık… İzlerken yüreğinizin yağı eriyecek. Öyle sıcak, öyle naif, öyle dokunaklı bir film. Karaman’dan yüzler, sokaklar göreceksiniz. Karaman’ın tanıtımı için bulunmaz fırsat. Ne olur, bu filmi seyredin, sonra ister hak verin, ister eleştirin. Kamu spotu olarak yayınlanmasında yarar olan bir belgesel. Ne yapıp etmeli, bu film, önce Karaman’da, sonra Türkiye’de herkese izletilmeli. İnanıyorum ki, Derviş, uluslararası yarışmalardan da ödül alacak kıymette bir film.
Karaman’da bir sanatçı var, çok yönlü, gayretli, marifetli, heyecanlı ve Karaman aşığı. On parmağında on marifeti olan bir genç... Şair kalpli, hassas, şehir sevdalısı...
Ferdi Şah kardeşim! Seni yürekten kutluyorum. Yaptığın işler çok güzel. Karaman’a daha nice ödüller getireceğine inanıyorum. Karaman Valiliği, KMÜ Rektörlüğü ve Karaman Müftülüğü’nden ricam. Bu filmin izlenmesine katkı sunun. İyilikleri böyle çoğaltabiliriz.
Karaman’a Cömert Şehir Dedirtmek
Aşağıda okuyacağınız yazıyı dört yıl önce yazmışım. Bazı bölümlerini yeniden paylaşmak istedim. Karaman’ın incelikli işlerine örnek olduğunu düşünüyorum.
“Durhasan’ın Kamil Özdağ vefatının 48. yıl dönümü, oğlu Hacı Adnan Özdağ vefatının 22. yıl dönümü münasebetiyle Karaman’ın büyük camilerinde dualarla anıldı. Rahmetli Adnan, İmam Hatip’ten okul arkadaşımdı. Sayın Ömer Dinçer’in de sınıf arkadaşıydı.
Saray Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sami Özdağ’la cenaze namazında (Ömer Dinçer’in babası rahmetli Terzi Duran’ın cenaze namazı) aynı saftaydık. Sakal koyup iyice kilo aldığımdan bu yana 40 yıllık arkadaşlarımın tanıyamadığı beni, Sami Özdağ, belki 30 yıldır görmediği halde, başımda kasket, boynumda kaşkol, kamuflajlı halimle tanıdı. Tebessüm ederek selamlaştık.
Sayın Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu ile Dinçer ailesine başsağlığı için gelen eski bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar ve gazeteciler Cuma namazını Arapoğlu Camisi’nde kıldılar.
İmam kimdi bilmiyorum ama, Özdağ ailesini bildiğine kanaat getirdim. Duasında Özdağ ailesinden bahsetti, yüzeysel değil, içtenlikle. Belki bana öyle gelmiştir. Çünkü Özdağ ailesine muhabbetim var. Güzel şeyler söyledi. Yumuşacık ses tonuyla kalplerimize seslendi. Allah razı olsun.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen ve eski valilerimizden, Başbakanlık eski Müsteşar Yardımcısı Uşak Milletvekili Mustafa Çetin’le yan yanaydık. Cuma’nın huzuru, imamın hitabeti, Araboğlu’nun ruhu cemaatin kalbini fethetmişti.
İkram, Gönül Çeler
Cemaate, camiye girerken, Saray Holding’in ikramları vardı, çıkışta etli pilav için uzun kuyruklar oluşmuştu. Minik ama güzel çikolata külahlarını dağıtanların yüzü gülüyor, bu ikramı kabul edenlerin memnuniyeti yüzlerinden okunuyordu.
Ya etli pilav kuyruğuna ne demeli? Cenaze namazına yetişme telaşı olmasa, sıraya girer, o lezzetten payıma düşeni afiyetle yerdim. Taziye için gelen ve Karaman’ı ilk kez gören grubun, Arapoğlu’ndan çıkarken söylediği, “Burası ne cömert bir şehir” cümlesini duymak ne demek, bir düşünün.
Sevgili kardeşim Sami, sizlerin cömertliğinizi bilenlerdenim. Ama o gün, bu sözü sizi hiç tanımayanlardan duyunca gözyaşlarımı zor tuttum. “Karaman cömert şehir” sözünü söylettiniz ya, aşk olsun! Allah razı olsun! Rahmetli baban Durhasan’ın Kamil’in, arkadaşım Adnan’ın ruhu şad olsun, mekanları cennet olsun.
Karaman cömert şehir… Saray Holding, o gün bunu herkesin tanıdığı isimlere, üstelik hesapsız, plansız, programsız gösterdi. İyilik, cömertlik, hayır işlerinin tamamı gizli de olsa fark edilir. Fark ettiren ve fark eden güzel insanlara selam olsun!
Bu konu burada bitmez. Bugün Karaman Organize Sanayi Bölgesi’nde konuşlanan fabrikaların her biri birer cömertlik yuvasıdır. Bifa’nın patronu Yılmaz Babaoğlu ağabeyimin ve arkadaşım olan oğlu Necati Babaoğlu’nun cömertliğiyle yarışacak babayiğit zor çıkar.
Bir süredir Ankara Karamanlılar Derneği’nde birlikte çalıştığımız Duru Bulgur’un patronları İhsan Duru’yu ve kardeşi Emin Duru’yu tanıyan tanımıştır. Karaman’ın cömert insanlarındandır. Soyadları gibi, duru aynı zamanda yardımsever kişilerdir.
Karaman’ın cömertliğini Anı Bisküvi’nin ağabeyi Nazım Boynukalın bir gün bana uzun uzun anlatacak, ben de uzun uzun yazacağım. Böyle kararlaştırdık. Karaman’ı, Türk dilinin başkenti olarak tanıtanların bir eksiğini buradan tamamlamak boynumuzun borcudur. Hakkı teslim etmek, cömertliğin şanındandır.
Karaman sadece Türk dilinin başkenti değildir. “Türk dilinin ve cömertliğin başkentidir.” Türk dilinin, Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanını gösteremeyiz ama cömertliğimizin kapı gibi belgesi var: “Kapımız açıktır girene, lokmamız helaldir yiyene.”
Başka söze hacet var mı? Siz anladınız, cümle alem anladı. Dünyada en makbul erdem, cömertliktir. Cömertlik inceliktir, nezakettir. Cömert olan kibardır. İkramda bulunmak insanın kabasını alır, onu güzelleştirir. İyi bakın, cömertler hep güzel olur. Karaman’ın ne çok güzel insanı var. “Karamanlıyız, o halde cömertiz.“
Cömertlik genlerimizde. Hani, hemşehrimiz Yunus Emre demiş ya;
“Mal sahibi, mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi,
Mal da yalan mülk de yalan,
Gel biraz da sen oyalan.”
Oyalanırken, meziyet odur ki, cömertlik unutulmaya…
Sevgili Sami Özdağ kardeşim! Sana sonsuz teşekkürler. Kendi adıma. Karaman halkı teşekkürü bilir, ben araya girmeyim, kendileri size iletsin. Karaman’a cömert şehir dedirttiniz ya, bir daha aşk olsun!
Bir Önerim Var
“Allah cömerttir, cömert olanları sever.” Allahım, ya cömertlik ver, ya sevdiklerinle dost et. İkisini birlikte verirsen daha iyi olur. Bir de teklifim var; Karaman’ın girişlerine “Cömert Şehir” pankartları asılsın. “Kapımız açıktır girene, lokmamız helaldir yiyene” sözü yazılı tabelalar otogara ve tren garına, ayrıca mezbelelik gibi olsa da Aktekke Meydanı ve İmaret Camii girişine yakışır.
Teklif, benimki sadece teklif. Elimden gelen bu: Yazmak ve öneride bulunmak. Tabelayı ve pankartı koyacak olanlar başkaları. Büyük işlerden vakitleri kalırsa yapacaklarına inanıyorum.”
Saray Holding, Karaman halkına Hatm-i Şerif ve Mevlid-i Şerif davetinde bulundu. Davetiye metni şöyle:
“İlimizin büyük kuruluşlarından olan Saray Holding’in sahipleri Özdağ Ailesinin değerli büyüklerinden rahmetli babaları hayırsever insan Durhasan’ ın Kamil Özdağ’ın vefatının 52. yıl dönümünde, anneleri hayırsever insan Semiha Özdağ‘ın vefatının 2. yıl ve Saray Holding’in kurucularından olan rahmetli ağabeyleri Hacı Adnan Özdağ’ın vefatının 26. yıl dönümünde, tüm vatan şehitlerimiz ve de 15 Temmuz Demokrasi şehitlerimizin ve saray çalışanlarının ebediyete intikal etmiş olanların ruhlarını yâd etmek amacıyla 17 Aralık 2021 günü Cuma namazı öncesi Aktekke Camii, Dikbasan Camii, Araboğlu Camii ve Yunus Emre Camii’nde Hatm-i Şerif ve Mevlid-i Şerif merasimi icra edilecektir ve geleneksel etli pilav dağıtımı yapılacaktır.“
Gördünüz işte! Karaman incelik gösterebilen bir şehir. Karaman, zarif, nezaketli, duygulu ve cömert insanlara sahip bir şehir. Eksiğimizi, gediğimizi, kusurlarımızı ve ayıplarımızı nasıl dile getiriyorsak, her güzelliği de sizlere duyurmak boynumuzun borcudur. Müslüme, mermerci, Savaş Kalaycı, Ferdi Şah, Derviş Yeğin ve Sami Özdağ, Karaman’ın evlatları. Bu toprağın çocuklarını bir araya getiren unsur, iyilik ve güzellikte ortak tavırdır.
Ahmet Tek