Rokforun Ana Maddesini Karaman’dan Götürmüşler

Fransızlar ne yaman. Dünyaya milliyetçiliği pazarlamışlar. Yakın Çağı başlatmışlar. Sanat ve kültürün beşiği olduklarını öne sürmüşler. Yaptıklarını dünyaya anlatmışlar. Büyük Britanya’nın ardından dünyanın en büyük ikinci sömürge imparatorluğu olmuşlar. Giyotin denilen kelle kesme baltasını icat etmişler. Rokfor adı verdikleri peynirleriyle hem övünüp hem para kazanmışlar.

KARAMAN, ERKEKSİN ERKEK!

Ağlasam sesimi duyar mısınız,Mısralarımda;Dokunabilir misiniz,Gözyaşlarıma, ellerinizle?Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,Kelimelerinse kifayetsiz olduğunuBu derde düşmeden önce.Bir yer var, biliyorum;Her şeyi söylemek mümkün;Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;Anlatamıyorum.

Hollanda’ya Heykeli Dikilen Karamanlının Öyküsü

Hollanda, Batı Avrupa’da yer alan ve Hollanda Krallığı’nı meydana getiren dört ülkenin en büyüğüdür. İstanbul kadar nüfusa, Konya kadar toprağa sahiptir. Nüfusun yaklaşık yüzde 3’ü Türk’tür. Kişi başına düşen milli geliri 60 bin dolardan fazladır ki, bu bizden 8 kat büyüklüğü ifade eder. Ülke topraklarının büyük bölümü deniz seviyesinin altındadır.

Şakşakçılar

İyi ki sözlükler var. İlkokul öğretmenime şükran borçluyum. Bana kitap okumayı da sözlüğe bakmayı da o öğretti. Cumhuriyet İlkokulunda bize beş yıl emek veren rahmetli Ahmet Duru’nun sözlük mirasını korumakla yetinmedim, yıllar içinde sayılarını çoğalttım. Kitaplığımda çeşit çeşit sözlük var, baş ucu kitaplarımın arasında da… Bilgisayar ve cep telefonumda ise TDK ve Kubbealtı Lugatının uygulamaları…

Karaman’ın ‘Gurur’u

Karaman’ın aydınlık yüzlü gençleri var. Bu gençlerden bir bölümü benim okuyucularım. Öyle gurur duyuyorum, öyle keyif alıyorum ki, “yazma isteğimin sebebi daha çok bu gençlerdir” diyorum.

Karaman’da Vampir mi Var, Güvenlik Zaafı mı?

Karaman, esnafı başta olmak halkın büyük çoğunluğunun umursamadığı, belki duymadığı bir “vampir” olayı ile yatıp kalkmaya başladı. Bizim kuşak “Karaman evliya yatağı” lafları ile büyüdü. Bu yaşıma kadar evliyanın canlısını görmedim. “Yatağın sahibi benim” diyen biriyle de tanışmadım. Evliya diye adı anılanların hepsi yüzlerce yıl önce ölmüş kişilerdi. İnanç yönünden ölülerle tanışacak düzeye ulaşan biri olamadım (!) Ölüler, beni tanışacak kadar kendilerine yakın görmediler.